19 Nisan 2014, 02:55:03Son Üye: ardaii

Gönderen Konu: Ahi Şerafettin (Aslanhane) Külliyesi  (Okunma sayısı 5236 defa)

Dilara

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 20
  • Cinsiyet: Bayan
Ahi Şerafettin (Aslanhane) Külliyesi
« : 27 Ağustos 2009, 02:39:00 »
ASLANHANE (AHİ ŞERAFETTİN ) KÜLLİYESİ

Ankara’da Kale yakınlarındaki Atpazarı yokuşunda bulunan külliye, meyilli bir arazi üzerinde yer alır. Külliyenin ana yapısı camidir. Caminin kuzey batısındaki külliyeye adını veren Aslanhane Zaviyesi harap olmuştur. Aslanhane Türbesi ise, zaviyenin kenarındadır. Külliyede daha başka hangi yapıların olup olmadığı bilinmemektedir.


ASLANHANE (AHİ ŞERAFETTİN) CAMİSİ

Önceden etrafında aslan heykelciklerinin bulunmasından dolayı bu ismi almış olan Ahi Şerafettin Cami, Atpazarı Yokuşu üzerinde bulunmaktadır. Selçukluların son devrinde Ankara’da kurulmuş olan Ahiler Devri’ne ait olan eser; Ahi Reislerinden Ahi Şerafettin tarafından 689 H. (1290 M.) tarihinde yaptırılmıştır.
Büyük bir dikdörtgen teşkil eden caminin iç mekanını, kıble duvarına dikey dört ahşap sütun dizisiyle beş nef meydana getirmektedir. Orta nef üzerinde bulunan mihrap, caminin boyuna uzanan simetri aksının tam üzerinde yer almaktadır. Orta nef, yan neflere göre daha geniş ve tavan yüksekliği de biraz daha fazladır.
Moloz taşlar arasında bol miktarda kullanılmış olan spoli kesme taşlardan,  horasan harcı ile örülmüş olan beden duvarlarının teşkil ettiği mekanın üzerini kiremitle kaplı bir çatı örtmektedir.


Arazideki meyil nedeniyle, caminin üç kapısı da farklı seviyelerde bulunmaktadır. Caminin esas girişi kuzey cephede bulunmaktaysa da, bu giriş sadece iç mekanın kuzey tarafına yapılmış olan ahşap kadınlar mahfiline, doğu ve batı cephelerde bulunan kapılar ise caminin ibadet mekanına açılmaktadır. Yanındaki minareye bitişik olarak yapılmış olan kuzey kapı, tam bir taç kapı hüviyetini taşımaktadır. Orta aksa göre biraz doğu kenara doğru kaydırılmış olan kuzey kapı tamamen kesme taştan yapılmıştır. Beden duvarlarından çıkıntı teşkil eden portal, caminin beden duvarlarıyla tezat teşkil eder. Üzeri zengin mukarnaslarla nihayetlenen portal nişinin iki kenarında yan duvarlara estetik bir hareket ve güzellik sağlayan nişler bulunmaktadır.
Kuzeydeki portale bitişik olarak yapılmış bulunan kare kaideli minarenin alt kısmında, Roma ve Bizans menşeli spoli taşlar kullanılmıştır. Cami duvarlarında olduğu gibi minare kaidesinde de taşlar arası derz yapılmıştır. Oldukça yüksek olan kaideden gövdeye geçişi sağlayan kürsüde kareden silindirik gövdeye yedi sekiz tabir edilen üçgen satıhlarla geçilmektedir. Selçuklu minarelerinin genel karakteristiğini yansıtan minarenin, kürsü üzerindeki üst kaidesinin 8 kenarından her biri önce dikdörtgen panolar içinde kemerli nişler, sonra da birbirini takip eden sivri kemerli nişlerle teşkilatlanmıştır. Dikdörtgen nişlerin her birinin üzerleri yer yer konulmuş gök mavisi, lacivert çinilerle süslenmiştir. Daha yukarda sade bir bordür bütün kenarları dolaşmakta ve bir sıra firuze renkli sırlı tuğla ile nihayetlenmektedir. Minare gövdesinin alt kısımlarında yine sırlı tuğladan bir kuşak gövdeyi sarar. Şerefe altı alışılagelmiş şekilden başka oluşu ilk bakışta dikkati çekmektedir. Kalın silindirik gövde dışarı doğru hafifçe genişleyerek, küçük köşeler meydana getirmekte ve sekizgen hale gelmektedir. Şerefe korkulukları altında bu genişleme biraz daha artmaktadır. Tuğla korkulukları takiben devam eden petek daha ince ve silindirik olup konik bir külahla nihayetlenmektedir.


Caminin doğu kapısı; sonradan yapılan ilave kısımla eski halini kaybetmişse de, eski izlerden burada bir revağın bulunduğu anlaşılmaktadır. Batı kapısı ise; daha küçük olmakla beraber, sivri kemerli büyük bir niş içine alınmış basık yay kemerli ve taş sövelidir. Kemer alınlığında bulunan büyük üçgen panonun içi daha küçük üçgenlere ayrılmakta ve içlerinde mavi çiniler bulunmaktadır. Büyük üçgenin üzerinde altıgen kenarlı iki mavi çini, kemer alınlığını süslemektedir. Yine kalıntılardan kapının biraz daha yukarı doğru yükseldiği anlaşılmaktadır.
Dış duvarların mütevazi görünüşü yanında iç mekan Selçuklu camilerinin en güzellerinden birini teşkil etmektedir. Mekan kıbleye dikey dört sıra ahşap direk dizisiyle beş nefe ayrılmaktadır ki, her nefe altışar tane olmak üzere 24 adet yekpare direk üst örtüyü taşır, bütün direklerin üzerindeki mermer başlıklar bulunmaktadır. Bazı direklerin üzerinde  Roma ve Bizans devirlerine ait başlıklar bulunmasına mukabil bazılarında da kaideler kullanılmıştır. Başlıklar üzerinde uçları kavisli ağaç yastıklar ve bunların üzerinde de kalın dört köşeli ağaç kirişler, kuzey-güney yönünde uzanmaktadır. Orta nefin iki yanındaki kalın kirişler üzerinde yukarı doğru üç kademe halinde genişleyen uçları kavisli traversler, orta nef tavanını yanlara göre daha da yükseltmektedir. Bütün tavan boyunca uzana kirişlerin üzerinde 30 cm. aralıklarla konmuş yuvarlak ağaçlar ve bunların üzerini tahtalar kaplamaktadır. Tahta yüzeylerin üzerleri ise aşı boyalı ince çıtalarla dekore edilmiştir.


Caminin içinde bütün kuzey kısmı ikinci direğe kadar kaplayan kadınlar mahfili, mekanı ikinci kat halinde ayırmaktadır. Ahşap mahfelin şekli, yapılan tamiratlarla özgün halini kaybetmiştir.
Kıble duvarının ortasında bulunan mozaik çinili muhteşem alçı mihrap Ankara camilerinin olduğu kadar, memleketimizde bulunan bu tür mihrapların da en güzellerinden birini teşkil etmektedir. Tavan hizasına kadar yükselen ve beden duvarlarından çıkıntı teşkil eden mihrap, bütünüyle büyük bir pano meydana getirmektedir. Ankara’da bulunan bütün cami ve mescitlerin mihrapları genellikle kompozisyon olarak birbirine benzemekle beraber, gerek teknik gerek işçilik bakımından en mükemmel olanı Aslanhane Cami’nin mihrabıdır.
En dışta 5 cm. genişliğindeki ince bir bordürü takiben, kavisli olarak içeri doğru kıvrılan dekorsuz bir satıh ve 18 cm. genişliğindeki ikinci bordür, üç kenarda mihrabı sarar. Her iki bordür de tamamen alçıdan yapılmış ve dış bordürlerden ikincisi; birbirine geçmiş iki sıra rumi ve kıvrık dallarla süslenmiştir. Daha içerde ince çubuklar halinde kesilerek mozaik çini tekniğinde işlenmiş 25 cm. genişlikteki mavi renkli çinilerden geometrik geçmeli üçüncü bordür bulunur. Mavi çubukların meydana getirdiği esas motiflerin ortalarında, beşgen şekilde kesilmiş olan lacivert çiniler konulmuştur. Üçüncü bordürü takiben içeri doğru daha da daralmış olan dördüncü bordür, alçıdan yapılmış olup bitki motiflerinin süslediği zemin içinde, kitabeler yazılmıştır. Beşinci bordür gene mavi renkli çinilerden geçmeler halinde işlenmiştir.
Dikdörtgen olan mihrap nişinin içi ve üzeri mozaik tekniğinde çinilerle kaplanmıştır. Mihrap nişinin üzeri mukarnaslıdır. Nişin iki köşesinde ajurlu olarak alçıdan yapılmış iki sütun bulunmaktadır ki, sütunların üzerinde saksı şeklinde çan başlıklar bulunur. Çan başlıkların da üzerinde nişin üç kenarını lacivert ve mavi çinilerden bir kitabe şeridi dolaşmaktadır. Mihrap nişinin köşe dolguları beşinci bordüre kadar, büyük bir pano meydana getirmekte ve nişin bittiği kısım da başka bir bordür tarafından kesilerek üstte dikdörtgen bir pano teşkil etmektedir. Kıvrık dal ve yaprakların doldurduğu niş, köşe dolgularının üzerindeki dikdörtgen panonun zemini alçı içine gömülmüş lacivert çinilerden altıgenler ve yıldız şeklinde alçı motiflerle süslüdür. Ortada zeminden önce tatlı bir meyille kabarık ve hafif bombe kabara şeklindeki pano yer almaktadır. Kenarları gene mozaik tekniğinde çinilerden zikzaklı, bombeli kısmı da yaprak ve kıvrık dallarla ajurlu kabartma olarak işlenmiş olan kabara, mihrabın güzelliğini bir kat daha artırmaktadır.
Bütün iç mimarisi ve muhteşem mihrabı yanında, caminin ahşap minberi ağaç oymacılığı bakımından Ankara camileri içindeki en güzel üç minberden biridir. Minberin kitabesinin bulunması da büyük önem taşımaktadır.
Geometrik geçmeler halinde yapılmış minberde kıvrık dal ve yaprak motifleri oyularak, bütün yüzey süslenmiştir. Yıldız, üçgen, beşgen ve sekizgen şekillerde yapılmış küçük geçmeler; merdiven altında büyük bir üçgen pano meydana getirmektedir. Gerek merdiven ve gerek hutbe mahalinin altı iki sıralı bordürlerle panolara ayrılmaktadır. Giriş kapısı çok küçük ve dilimli kemerlidir. Rumi ve palmetlerle süslü kemer köşe dolguları üzerinde, üst üste iki kitabesi bulunmaktadır ki, burada minberin Ebu Bekir oğlu Mehmet tarafından 689 H. (1290 M.) yılında yapılmış olduğu yazılmıştır. Hutbe yerinin altında sivri nal kemerli küçük bir kapı bulunmaktadır ki, bu kısım minber altında dolap olarak kullanılmaktadır. 

     
   

T.C. KÜLTÜR ve TURİZM BAKANLIĞI
ANKARA KÜLTÜR ve TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KURULU’NUN 04.07.1962 TARİHİNDEKİ TESPİT ve KARARI
Beden duvarlarında tahribe uğramış kısımlar, ufak moloz taşlarla örülmüştür. Fakat derzler yeniden çimento  ile yenilenmelidir. Alt ve üst sıradaki dikdörtgen pencerelerin dıştaki camlı ve içteki masif ahşap kanatları sakatlanmıştır. Üstü ahşap makaslı, alaturka kiremit örtülü geniş bir kırma çatıyla kapatılmış olan camide, yer yer ahşap makaslar harap olmuş ve kiremitlerden bazıları kırılmıştır. Bu sebepten dolayı yağışlı günlerde çatı akmaktadır. Ahşap saçakların kenarına yapılmış olan mevcut oluklar ve su boruları harap olmuştur.Portal nişinin etrafındaki muhtelif taşlar, hava şartlarından dolayı, erime ve yer yer kırıklıklara maruz kalmıştır. Silindirik gövdeli yüksek minarenin kübik kaidesinin üzerinden itibaren, şerefe kısmına kadar çinilerle tezyin edilmişken; bugün bunların önemli bir bölümü dökülmüş, bir kısmı da badananın altında kaybolmuştur. Şerefenin korkuluk duvarı üstünde bugün yer yer yırtılmalar olan çinko kaplama bulunmaktadır. Minare külahının kurşunları kısmen parçalanmıştır. Fakat minarenin statik bünyesi sağlam görünmektedir. Özellikle doğu ve batı duvarlarında; sıralı moloz taşlar ile horasanlı harçtan imal edilmiş ve yer yer ahşap hatıllarla tesviye edilmiş beden duvarlarında zamanla çatlamalar meydana gelmiştir. 7 cm. kalınlıkta yekpare meşeden imal edilmiş olan cümle kapısının kanatları harap durumdadır. Kadınlar mahfeli altına uydurma bir eşya deposu ile yanına bir müezzin odası ilave edilmiştir. Kuzey duvarı boyunca uzanan kadınlar mahfeli, zamanında belkide  bey mahfeli olarak inşa edilmiş iken, sonradan eski şeklini kaybederek günümüze kadar gelmiş ve birkaç yıl önce tamir görmüştür. Bu tamirde, mahfelin mihraba bakan cephesindeki eski ahşap korkuluk kaldırılarak yerine basit bir parmaklık konmuştur. Caminin doğu yan kapısının önüne üzeri çimento şap kaplanmış bir sahanlık yapılmıştır. Bu ek kısmın üzerine; ahşap direklerle, altı açık, ahşap bir çatı yapılmıştır. Bu girişin sol tarafı vaktiyle mezarlık iken, mezar taşları kaldırılmış ve güneydoğu köşesinde duvara kadar olan alan, şap ile kaplanmıştır.

T.C. KÜLTÜR ve TURİZM BAKANLIĞI
ANKARA KÜLTÜR ve TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KURULU’NUN 14.01.1992 TARİHİNDEKİ TESPİT ve KARARI
Ankara İli, Altındağ İlçesi’ndeki Ahi Şerafettin Cami’nin onarımıma ilişkin olarak, sac örtünün kaldırılarak çatının tamir ve takim edildikten sonra bakırla kaplanmasına, yağmur olukları ve borularının yenilenmesine, ahşap pencere kasalarının mevcut durumuna uygun olarak yenilenerek pinotekslenmesine, demir parmaklıkların bozuk olanlarının değiştirilerek yağlı boyasının yapılmasına, içte elektrik tesisatı ve badana işlerinin yapılmasına ahşap döşemenin bozuk olanlarının yenilenmesine, doğu cepheye bitişik muhdes yapıların yıktırılarak yapının cephesinin açılmasına karar verilmiştir. 

T.C. KÜLTÜR ve TURİZM BAKANLIĞI
ANKARA KÜLTÜR ve TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KURULU’NUN 23.06.1992 TARİHİNDEKİ TESPİT ve KARARI
Ankara İli, Altındağ İlçesi’ndeki Ahi Şerafettin Cami’nin onarımıma ilişkin olarak, caminin içindeki bozuk sıvaların raspa edilerek yeniden sıva yapılmasına, caminin dış cephesindeki yer yer bozulmuş olan derzlerin ıslahı ve yenilenmesine, güney dış cephesindeki birikmiş toprak ve molozların temizlenerek tretuvar yapılmasına, kuzey cephede cami duvarına bitişik  abdest alma musluklarının iptal edilmesine, yan duvarlardan gelen rutubet nedeniyle iç duvarlara sonradan kaplanan kaplamaların sökülmesine, yer yer çürümüş ve bozulmuş ahşap döşemenin ıslah edilmesine karar verilmiştir.

T.C. KÜLTÜR ve TURİZM BAKANLIĞI
ANKARA KÜLTÜR ve TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KURULU’NUN 27.07.1993 TARİHİNDEKİ KARARI
Ankara İli, Altındağ İlçesi’ndeki Ahi Şerafettin Cami’nin yakın çevresi için, Altındağ Belediyesi elemanları tarafından bir çevre düzeni projesinin hazırlanmasına karar verilmiştir.

T.C. KÜLTÜR ve TURİZM BAKANLIĞI
ANKARA KÜLTÜR ve TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KURULU’NUN 09.11.2001 TARİHİNDEKİ TESPİT ve KARARI
Yapılan görsel incelemede, ahşap sütunlarda gözle görünür şekilde şakülden kaçmalar saptanmıştır. Sütun temellerinde inceleme yapılamamıştır. Ancak sütunların durumundan temellerde deformasyon olduğu düşünülmektedir. Yağlı boyayla boyalı olan sütunların alt kısımlarında çürümeler ve düşey çatlamalar tespit edilmiştir. Tavanı oluşturan ahşap kirişlerde nemin etkisiyle çatlamalar tespit edilmiştir. Taşıyıcı ahşap kolonlar ve kirişlerdeki çürümeler, yapının su aldığı kuşkusunu yarattığından, yapının önemi dikkate alındığında acilen çatının elden geçirilmesi ve yangın tehlikesinin önlenmesi amacıyla elektrik tesisatının güvenli hale getirilmesi zorunludur. Tarihi özelliklere sahip olan bu camide, yapılmak istenen ısıtma sistemi (sıcak hava üflemeli ısıtıcılar gibi), caminin iç hava infiltrasyonunda ısı farklarının ve bağıl nem oranının sürekli değişmesine neden olacağından, ahşap malzemenin nem değerlerinin bozulmasına ve olumsuz etkilenmesine neden olacaktır. Sonuç olarak:
İlk aşamada caminin çürüyen, çatlayan ve deformasyona uğrayan ahşapları; acilen ahşap haşerelerine karşı ilaçlanmalı,ahşapların tahrip olmuş kısımlarına sertleştirici malzemeler yardımıyla mukavemet kazandırılmalıdır.  Ahşap sütunlar üzerindeki yağlı boyalar temizlenerek, malzemenin nefes alıp vermesi sağlanmalıdır.Caminin temel durumu dikkatle incelenmeli ve taşıyıcı sistemi acilen güçlendirilmelidir.Yapının önemi dikkate alındığında, acilen çatının elden geçirilmesi ve yangın tehlikesinin önlenmesi amacıyla elektrik tesisatının güvenli hale getirilmesi gerekmektedir.Yangın tehlikesi nedeniyle mevcut sobanın kaldırılması gerektiği ve merkezi sistemli ve daimi ısıtma sistemli ısı ve teçhizatları açıklanan nedenlerden dolayı ahşap malzemelere zarar vereceğinden, kalıcı ısıtma sisteminin yapılmasının uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak;

Yapı, 13. yüzyıldan kalma önemli bir Selçuklu eseridir. Bu kadar değerli ve eski bir yapıyı korumak güçtür. Bundan dolayı yapılan her tür müdahalede oldukça titiz davranılmıştır. Yapı, orijinal işlevini sürdürmektedir. Zaten genellikle dini yapılarda çok farklı bir işlev değişikliği yapılmamaktadır. Genel olarak camide çok fazla değişiklik yapılmamış, sadece ufak çaplı onarımlar yapılmıştır. Geniş kapsamlı olarak çatı, tavan ve minber ele alınarak onarılmıştır.Caminin doğu cephesine sonradan eklenen ve depo olarak kullanılması planlanan hacimlerin, caminin estetik görünümünü bozduğu gerekçesiyle, cami bu eklentilerden arındırılmıştır. 2001 yılında yeniden bir onarım raporu hazırlanmış, fakat bu rapor hala işleme alınmamıştır.


ASLANHANE (AHİ ŞERAFETTİN) TÜRBESİ
   
Aslanhane Cami’nin kuzeybatısında bulunan türbe 751 H. (1350 M.) yılında yapılmıştır.
Kare planda, kesme taş, tuğla ve devşirme malzeme ile bir platform üzerine kurulmuş olan türbenin beden duvarları, eski kalıntılardan toplanmış çeşitli taşlardan yapılmıştır. Beden duvarları gayrı muntazam mermer taşlardan yapılmış silmelerle nihayetlenmekte ve daha sonra kareden piramide geçilerek yukarı doğru daralarak sivrilen 8 kenarlı külah ile bitmektedir. İki sıra tuğladan yapılmış olan kasnak, kirpi saçaklarla nihayetlenir. Külah tamamen tuğladan yapılmış, fakat son yapılan tamirlerde, kırmızı renkli çimentolu bir sıva tabakası  ile sıvanarak kapatılmıştır.
   İç mekanda, kare plan üzerine yapılmış beden duvarlarından sekizgen kasnağa köşelerde hafif sivri kemerli tromplarla geçilmektedir. Tromplar arasında kalan kenarlar, sivri kemerli küçük birer nişle süslenmiştir. Kasnağı zikzaklar şeklinde dolaşan bir kuşağın üzerinde her kenar ortasında bir adet olmak üzere, mekanı aydınlatan tepe pencereleri, sivri kemerli yapılmıştır. Sekizgen kasnağın her köşesine yapılmış olan birer küçük tromp ile 16 kenara geçilmiş ve her kenarın iki ucundan tepede birleşen üçgenler yarım küreye yakın bir kavis meydana getirerek; içte, dış külahla ilgisi olmayan esas kubbe oluşmuştur. Selçuklu türbelerinin esas karakteri olan, dıştan külah ve içten kubbe, Ahi Şerafettin Türbesi’nde de bulunmaktadır. Fakat burada kubbe, daha sivri ve 16 dilimlidir.Yine Selçuklu türbelerinde görülen içteki basık kubbe ile dış külah arasındaki boşluk, beylikler döneminden itibaren asgariye indirilmeye, hatta terk edilmeye çalışılmıştır. İşte bu husus, Ahi Şerafettin Türbesi’nin iç kubbesinde de kendini gösterir.
   Beden duvarlarının kuzey cephesinde profilli nişler içine alınmış giriş kapısı bulunmakta olup, mermer söveli ve iki yekpare sivri taş kemerlidir. Diğer üç cephenin ortasında yine taş söveli birer dikdörtgen pencere bulunmaktadır. Güney cephe duvarındaki pencerenin üstünde mermer üzerine yazılmış 4 satırlık Arapça kitabe bulunmaktadır.
   Türbenin içerisinde, Ahi Şerafettin ailesine mensup 4 adet sanduka bulunmaktadır. Girişin solundaki ilk mezar, Ahi Şerafettin’e ait olup ve halen Ankara Etnografya Müzesi’nde bulunan sanduka 1330 yılında yapılmıştır. Ceviz ağacından yapılmış olan bu sanduka; Ankaralı Mahmudoğlu Nakkaş Abdullah tarafından yapılmıştır. Bu mezarın başında serbest olarak duran bir mezar taşı olup, 1890 yılında vefat eden Nakşibendi Şeyhi Buharalı Pirzade Hacı Seyyid Ahmet Efendi’ye aittir. Yanındaki iki adet mezar, altıgen mavi çinilerle kaplıdır. Kitabeleri olmadığından, kimlere ait olduğu bilinmemektedir.

TÜRBENİN GÖRMÜŞ OLDUĞU ONARIMLAR
·   Türbe ilk kez 1947 yılında, Türkiye Anıtlarının Korunmasına Yardım Derneği tarafından aslına uygun şekilde onarılmıştır.
·   1974 yılında yapılan onarımda, 42.837 TL. ödenek ayrılmış ve türbenin külah sapları sökülmüş ve bakır kaplama yapılmıştır. Basık kubbe eski hali olan sivri kubbe şekline dönüştürülmüştür. Ayrıca cephe derzleri yenilenmiştir.
·   1962 yılında yapılan onarımda, merdiven ile çıkılan türbe kapısındaki kolonlara bitişik ahşap saçaklarlar onarılarak, çökme tehlikesi engellenmiştir.
·   1977 yılında yapılan onarımda, 180.000 TL. ödenek ayrılmıştır. Çevre hafriyatı ve çevre düzenlemesi yapılmıştır. İçte ise, malakari sıva yapılmış, lahit etrafları temizlenmiş, ahşap pencerelerin tamiratı yapılarak, yağlı boya ile boyanmıştır.
·   Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu 17.12.2004 tarihinde, türbenin yeni rölövelerinin onaylanmasına karar vermiştir.

Bu türbe korunması gerekli, değerli bir Selçuklu türbesidir.Yapı her ne kadar onarım geçirmiş olursa olsun, içi ve çevresi şu anda yine bakımsız bir hal almıştır. 


Linkback: http://www.restorasyonforum.com/ankara/ahi-serafettin-aslanhane-kulliyesi-t2244.0.html
Bu Konuyu Paylaş Digg  Facebook  SlashDot  Delicious  Technorati  Twitter  Google  Yahoo
E.Dilara BORAN




Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt / Gösterim Son İleti
xx
Selçuklu döneminde yapılan Aslanhane Cami restore edilecek

Başlatan RestorasyonForum

0 Yanıt
1913 Gösterim
Son İleti 30 Mayıs 2011, 13:13:51
Gönderen: RestorasyonForum
xx
Süleymaniye Külliyesi

Başlatan RestorasyonForum

0 Yanıt
4165 Gösterim
Son İleti 21 Ocak 2009, 17:40:48
Gönderen: RestorasyonForum
xx
BURSA YILDIRIM KÜLLİYESİ

Başlatan ozeb

1 Yanıt
1457 Gösterim
Son İleti 02 Kasım 2011, 12:04:19
Gönderen: l47519622
xx
Şam Süleymaniye Külliyesi`ne Türk eli

Başlatan Emirhan

3 Yanıt
4312 Gösterim
Son İleti 27 Mayıs 2009, 10:27:39
Gönderen: Emirhan
xx
Yivli Minare ve Külliyesi

Başlatan Restorasyon

3 Yanıt
5502 Gösterim
Son İleti 14 Şubat 2011, 22:57:51
Gönderen: yener
 

Hızlı yanıt'ı kullanarak çabukça ileti gönderebilir, iletilerinizde gülümseme ve bbc kullanabilirsiniz.

Kullanıcı Adı: E-Posta:
Doğrulama:
Resimde gördüğünüz harfleri giriniz
Harfleri dinle / Farklı bir resim göster
Resimde gördüğünüz harfleri giriniz:
Eylül'den sonra hangi ay gelir? (Güvenlik Sorusunu kutuya giriniz):


Son Konular