26 Eylül 2017, 10:28:27Son Üye: varakcilasusleme

Gönderen Konu: Trabzon Manastırları  (Okunma sayısı 7975 defa)

Restorasyon

  • Restorasyon Forum
  • *****
  • İleti: 827
  • Cinsiyet: Bay
Trabzon Manastırları
« : 27 Ocak 2009, 22:39:14 »
Trabzon’da ilginç mağara kiliseleri ve manastırları ile karşılaşılmaktadır. Genellikle bunlar şehre ve vadilere hâkim yüksek tepeler üzerine kurulmuş yapı topluluklarıdır. Dini görevlerinin yanı sıra, stratejik konumlarından ötürü askeri amaçlı gözetleme noktaları olarak da kullanılmışlardır. Bu arada çevrede kültürel ve ekonomik etkinliklerini de uzun süre sürdürmüşlerdir. I.Dünya Savaşı’ndan sonra bu manastırların hepsi terkedilmiş ve bu nedenle de hemen hepsi büyük yıkıma uğramıştır. Bunlardan yalnızca Sumela Manastırı günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir.


Sumelâ Manastırı (Meryem Ana Manastırı) (Maçka)

Trabzon’un 54 km. güneyinde, Maçka İlçesi sınırları içerisinde yer alan Sümela Manastırı, Meryem Ana vadisinden 1628 m. yüksekliğindeki bir mağaranın içerisine yapılmıştır. Ziganaların tepesinde, ormanlık alanda, Değirmendere’nin bir kolunun seslendiği bu yere zigzaglar yapılarak zorlu bir tırmanıştan sonra çıkılabilmektedir.

Sümela Manastırının kuruluşu Anadolu’nun pek çok manastır ve kilisesinde olduğu gibi, çok eski yıllara tarihlendirilmiştir. Bunun yanı sıra, yine benzerlerinde olduğu gibi kuruluşu bir takım efsanelere bağlanmıştır. Bu söylencelerden birine göre; Hz. İsa’nın azizlerinden Lukas’ın yaptığı iddia edilen Meryem ikonası her nasılsa Atina’ya gitmiştir. Meryem’in ikonası bir gün buradan ayrılmak istemiş!... Ve melekler tarafından uçurularak Ziganaların tepesindeki bir mağaraya bırakılmıştır. Bu arada Atina’dan gelen Barnabas ve Sophronias isimli iki keşiş de bu resme burada rastlamış ve manastırın yapımı için girişimde bulunmuşlardır. Ne var ki bu ikona, çok eski tarihlere inmektedir. Nitekim Trabzon yöresinde ciddi incelemelerde bulunan J.P.Fallmerayer (1790–1861) 1840 yılında Sumela Manastırını görmüş ve anılarında buradan uzun uzun söz etmiştir. J.P.Fallmerayer keşişlerin anlattıklarını kitabında eksiksiz kullanmıştır. Buna göre; ikona yöredeki Müslümanlarca yakılmak istenmişse de yanmamış, balta ile parçalanmak istenmiş kırılmamış, dereye atılmış bu kez de sular tarafından sürüklenmiştir. Bu arada ikona üzerindeki çatlağın balta izi olduğu iddia edilmiştir. Oysa yörede objektif izlenimleri ile dikkat çeken Fallmerayer ikonanın söylendiği kadar eski olmadığını çerçevesinin XVII. yüzyılda Trabzonlu bir sanatkâr tarafından yapılmış olabileceğini kaydetmiştir.

Hz. Meryem (Panaghia) anısına kurulan Sümela Manastırı’nın ismi Grekçe kara, siyah ve karanlık anlamına gelen Melas’dan gelmektedir. Ancak bu da kesinlik kazanamamıştır. Manastırın yer aldığı vadi ve dağ yamacının koyu renkleri veya ikonanın siyah rengi bu ismin verilmesinde başlıca etken olmuştur. Kafkas ikonalarında aziz tasvirlerinin yüz ifadelerine esrarlı bir görüntü verebilmek için çoğunlukla siyah rengin uygulandığı bilinmektedir. Bu nedenle Kafkasya’da yapıldığı sanılan Hz. Meryem ikonasının koyu renkte oluşu, manastıra da bu ismin verilişi arasında bağlantı kurulmuştur. Büyük bir olasılıkla manastırın kurulduğu bu mağara, tespit edilemeyen eski tarihlerde kült yeri olarak kullanılmış ve sonra burası manastıra dönüştürülmüştür. Bu arada manastırın esasının İmparator II. Theodosius zamanında (408–450) kurulduğu, İmparator Iustinianus’un kumandanlarından Belisalius’un yeniden yaptırdığı iddia edilmişse de bunu kanıtlayacak hiçbir belge ortaya konmamıştır. Manastırın bilimsel olarak tespit edilebilen tarihi VIII. yüzyıla inmektedir. O yıllarda Trabzon’da Komnenosların egemen olduğu ve III. Aleksios Komnenos’un (1349–1390) bu manastıra ilgi gösterdiği bilinmektedir. Nitekim bazı belgelerden de dedesi II.Ioannes Komnenos’un (1280-1285) Sümela Manastırına bazı bağışlarda bulunduğu öğrenilmiştir. Öte yandan Trabzon Komnenos prensliğinde sözü edilen bir efsaneye göre de, İmparator III.Aleksios büyük bir fırtınaya tutulmuş ve Sümela’daki Meryem ikonasının manevi gücü sayesinde canını kurtarabilmiştir. Buna karşılık Sümela’ya zengin bağışlarda bulunmuş ve burasını yeni baştan düzenlemiştir. Manastırın dış kapısı üzerindeki 1360 tarihli beş satırlı yazıtta da İmparatorun doğu ve batının hâkimi ve bu manastırın kurucusu olduğu yazılıdır. Ayrıca 1361 yılındaki bir güneş tutulmasını imparator Sümela’da karşılamış, bu olayı yansıtan güneş resmi sikkelerinin bir yüzüne basılmıştır. Bütün bunların yanı sıra İmparator III. Aleksios 1365 tarihli bir emirname ile manastırın tüm gelirlerini düzenlemiş ve Trabzon’a Türklerden gelecek tehlikeye karşı keşişlerin uyanık olmalarını istemiştir. Bu da Sümela Manastırının yalnızca dini merkez olmadığını, stratejik konumundan ötürü gözetleme görevini üstlendiğini kanıtlamıştır.

Osmanlı döneminde, Osmanlı padişahları Sümela Manastırı’nın tüm haklarını korumuş ve bu dini merkeze daima saygılı olmuşlardır. Fatih Sultan Mehmet manastırın haklarını koruduğunu açıklayan fermanlar düzenlemiştir. Sultan II. Beyazıd, Yavuz Sultan selim, Sultan III. Murad, Sultan İbrahim, Sultan IV. Mehmed, Sultan II. Süleyman, Sultan III. Ahmet gibi Osmanlı padişahları da Sümela ile ilgili çeşitli fermanlarda bulunmuşlardır.

XVIII. yüzyılda Sümela Manastırı ile Voyvodalar ilgilenmiş, harap olan birçok bölümlerini baştan yapmışlardır. Bu arada İgnatios isimli bir başpiskopos 1749 yılında manastır ve kayaların üzerini freskolarla bezemiştir. XIX. yüzyılda manastır en zengin ve görkemli yıllarını yaşamıştır.

Sümela Manastırı mağara içerisinde yapılmasından ve mimari özelliklerinden dolayı Anadolu’daki bazı Hıristiyan yapıları ile çok yakın benzerlikler göstermektedir.

Sümela Manastırı doğal ve oldukça geniş, yüksek bir mağara içerisine önü duvarlarla örülerek yapılmıştır. Manastır ilk yapılışından sonra birbirini izleyen, bazen yan yana, bazen üst üste yapılarla büyük bir yapı topluluğu görünümündedir. XIX. yüzyılda mimari yönden çok zenginleşmiş ve yeni yapılarla son derece görkemli bir görünüme kavuşmuştur. Dik merdivenlerle çıkılan ve sonra aşağıya inilen girişin yanlarında koruyucuların hücreleri yer almaktadır. İç avlu da dağın yamacına bitiştirilmiş, ocaklı mutfaklar, yukarıdaki kayalardan sızan kutsal suyun toplandığı su haznesi vardır. Bunu merkezi oluşturan kovuk arasına yerleştirilen iki katlı bir yapı izlemektedir. Manastırın odak noktasını oluşturan mağaranın önünün bir duvar ile örülmesi ve buradaki şapel kompozisyonu tamamlamaktadır. Bunları irili ufaklı düzensiz biçimde yapılmış birçok hücre ve şapel sınırlamaktadır. Son derece düzensiz, yığma moloz taşlardan yapılan bu binaların üzerlerinin eski resimlerden anlaşılacağı gibi ahşap elemanlarla tamamlandığı görülmektedir. Avlunun sağında, vadiye bakan alanda 1860 yıllarında yapıldığı sanılan misafir hücreleri ile kütüphane yer almaktadır. Bugün önü tamamen yıkılmış olan kütüphane duvarlarına oldukça iri harflerle yazılmış “Bibliotheka” sözcüğü okunmaktadır.

Manastırın eski resimlerinden bu yapıların avluya bakan yüzlerinde, birbiri üzerine bindirilmiş ahşap konsolların taşıdığı balkonlar ile sundurmaların yer aldığı görülmektedir. Kütüphanenin hemen yanı başından yükselen doğrudan doğruya yamaca yaslanan, gösterişli bir bina arka plandaki tüm yapıları gizlemektedir. Bu bina manastırda yaşayanların barındıkları ana yapı olup, içeride bir koridorla ikiye ayrılmakta, her iki yanına odalar sıralanmıştır. Üç kattan oluşan yapının içerisi ahşap olduğundan günümüze yalnızca dış duvarları gelebilmiştir.

Sümela Manastırının freskolarında İncil, Tevrat ve Aynaros resim rehberinde sözü edilen konular işlenmiştir. Manastırların dış yüzeylerinin resimlerle kaplanmasına genellikle Romanya’daki Voronet (XV. yüzyıl), Humor (XVI. yüzyıl), Muldovita (XV. yüzyıl) ve Sucevita (XVI.-XVII. yüzyıl) kiliselerinde karşılaşılmaktadır. Burada da manastırın dış yüzeyini kaplayan freskoların büyük çoğunluğu 1710–1740 yıllarında Caldiya (Gümüşhane) Mişabu (Papazbaşı) Ignatios’un emriyle yapıldıkları sanılmaktadır. Ancak bugün görülebilen fresklerin altında daha eski tarihlere inebilen örneklerin olması olasıdır. Büyük olasılıkla da erken tarihli freskolar 1740 tarihli onarımda yenilenmiştir.

Mağara kilisenin dış yüzü her biri düzgün çerçeveler içerisine alınmış birçok resimlerle bezenmiştir. Bunların büyük bir bölümü çok yıpranmış, bazılarının seçilmeleri güçleşmiştir. Buradaki resimlerin ilk bölümünde evrenin yaratılışına yer verilmiştir. İkinci bölümde şeritler halinde Tevrat ve Tekvin’den alınma sahnelerle karşılaşılmıştır. Özellikle erkek ve kadının yaratılışı, Allah’ın öğütleri, günah işlemeye teşvik, cennetten kovulma, Âdem ile Havva görülmektedir. Üçüncü bölümde kıyamet sahnesi, Thomas’ın şüphesi, Mezardaki Melek, Birinci İznik Konsülü, Kabil’in kardeşi Habil’i öldürmesi ve Anastasis sahnesi konu edilmiştir. Bunları izleyen dördüncü bölümün ilk üç panosu anlaşılamayacak kadar harap olmuştur. Haç, Hamsin Yortusu, görünüşün değişmesi, Melek’in Joachin’e görünmesi, Tebşir, Mabet’e takdim ve İsa’nın göğe yükseliş sahnesi bu şerit halindeki freskleri izlemektedir.

Güney duvarının dış yüzünde yarıdan fazlası dökülmüş olmasına rağmen bir av sahnesi ile Hz. Meryem’in ölümünden sonra melekler tarafından gökyüzüne götürülüşü resmedilmiştir. Bunların ardından Koimesis sahnesinde Hz. Meryem çiçek desenli oldukça süslü bir yatakta yatmakta, arasında kalan mağara duvarlarında dört sıra halinde azizler ile oranz durumda Hz. Meryem resmedilmiştir.

Absidin dış yüzündeki Hz. İsa’nın doğumu, Hz. İsa’nın mabette temsili, Lazaros’un dirilişi; Absidin kuzeyinde Kudüs’e giriş, Hz. İsa’nın çarmıhtan indirilişi, ölümünden sonra yeniden diriliş sahnelerine yer verilmiştir. Öte yandan mağaranın iç yüzünde, 1732’de keşiş Matheos’un yenilediği Aziz tasvirleri ile Oineolu Ressam Savas’ın resmettiği freskler bulunmaktadır tavandaki Panagia Playtytera, Hz.İsa Cebrail resimlerinin yanı sıra kuzey duvarında dört bölümlü geniş bir kompozisyon halinde mahşer panosu işlenmiştir. Mağara içerisindeki en ilginç kompozisyonlardan biri, muhteşem bir tahtta oturan Hz. Meryem’in freskidir.

Cumhuriyetin ilanından sonra bölgede yaşayan Rumlar Yunanistan’a gitmişler, Sümela Manastırı sahipsiz kalmıştır. Bunun kaçınılmaz sonucu olarak da manastır kısa sürede harap olmaya başlamış, kâgir bölümler yıkılmış, ahşap bölümler yanarak yok olmuştur. Bu yağmaların yanı sıra geçirdiği yangın ve doğa koşulları sonucu harabe haline gelmiştir.

Uzun süre kendi halinde terk edilen manastır 1972 yılında Trabzon Müzesi yönetimine bırakılmış, onarımı yapılarak yok oluşu önlenmiştir. Ancak çok yakın tarihlerde Sümela Manastırı Kültür Bakanlığı’ndan Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmiştir.

Sümela Manastırı kapandıktan sonra, içerisindeki eserlerin büyük çoğunluğu dağılmıştır. Özellikle manastırın en önemli eseri olan gümüş çerçeveli Hz. Meryem ikonasının ne olduğu bilinmemektedir.

Manastırdaki el yazmalarının büyük çoğunluğu çeşitli müzelere dağıtılmıştır. Bunlardan XVII-XVIII. yüzyıllara tarihlendirilen tezhip ve minyatürlü bazı İnciller Ankara Etnoğrafya Müzesinde, bir tanesi de Atina Benaki Müzesi’ndedir. XII. yüzyıla tarihlenen Sümela İncili ise İstanbul’da Ayasofya Müzesi’ndedir.



Vazelon Manastırı (Maçka)

Trabzon ili Maçka ilçesine 14 km. uzaklıkta, Kiremitli Köyü’nün de 7 km. batısında, çam ormanları içerisinde yer alan ve Yuhannes’e adanan Vazelon Manastırı’nın ilk kurucusu ve yapım tarihi bilinmemektedir. Bununla birlikte bazı araştırmacılar MS.270 ve MS. 317 tarihleri üzerinde durmaktadırlar. Bununla beraber manastırın VIII. Yüzyılın ortalarında kurulduğu, onu izleyen yıllarda da genişletildiği anlaşılmaktadır. İlk manastırın kurulduğu mağaranın önündeki yapı kalıntıları XIX. yüzyıla aittir. Günümüze çok büyük değişikliklerle gelebilen manastırı İmparator İustinianus onartmıştır. MS.644 yıllarında bir onarım daha geçirmiş, kütüphanesi daha da zenginleştirilmiştir.

XIII. yüzyıldan sonra Vazelon Manastırı Maçka’nın kültürel, dini ve ekonomik yapısında etkinliğini sürdürmüştür. Yöredeki manastırların en zengini olan bu manastırın geliri ile de Sümela Manastırının yaptırıldığı söylenmiştir. Bugünkü görünümünde manastırın sağır duvarlı birinci katına batısından merdivenle çıkılmakta ve buradan da küçük bir hole ulaşılmaktadır. Bu girişin iki yanındaki koridorlar ve çevrelerinde üçerden altı oda yer almaktadır. Manastırın asıl yapısına günümüze gelemeyen ahşap bir merdivenle çıkıldığı sanılmaktadır.

Günümüze son derece harap ve perişan durumda gelebilen manastırda yalnızca yapı kalıntıları ile karşılaşılmaktadır. Bunlardan soldaki büyük yerin yemek salonu, soldakinin ise mutfak olması üzerinde durulmuştur. Ayrıca burada bir su sarnıcı ile hemen hemen onun yanı başında üç nefli bir kilise yer almaktadır. Kilisenin kuzey duvarında mahşer günü, cennet, cehennem tasvirlerini konu alan freskler yapılmıştır. Üst örtü sistemleri de ahşap olduğundan zamanla yıkılmış ve 1923 yılında tamamen terk edilmiştir.


Gregorius Peristera Manastırı (Kuştul-Hızır-İlyas Manastırı) (Maçka)

Trabzon Esiroğlu, Kustul Köyü’nde (Şimşirli) bulunan bu manastır, vadiye hâkim bir tepe üzerinde kurulmuştur. Kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemekle beraber, araştırmacılar MS.752 yılına tarihlendirmişlerdir. Manastır, 1203 yılında yağmaya uğrayarak terk edilmiş, 1393’de yeniden önem kazanmış ve bu durum 1904 yılında bir yangın sonucu yanmasına kadar sürmüştür.

Batı cephesinden bir merdivenle içerisine girilen manastır, geniş holleri, salonları ile dikkati çekmiştir. Haç planlı kilisesi zamanla yıkılmış ve hiçbir iz kalmamıştır. Araştırmalar sonucunda, manastırdan vadiye kadar uzanan dehlizler ortaya çıkarılmışsa da bunlar bugün kullanılamayacak durumdadır.







Kaymaklı Manastırı (Maçka)

Trabzon’un yaklaşık 3 km. güneydoğusunda, Boztepe’nin Değirmendere Vadisi’ne bakan yakasında yer alan manastır, Hz. İsa’nın anısına Alexios IV. Zamanında Ermeniler tarafından 1424’te yaptırılmıştır. Yapım çalışmaları sırasında tepeden aşağıya düşen ve hiçbir şey olmayan bir işçiden ötürü buraya “Fenalığı Önleyen” ismi yakıştırılmıştır.

Trabzon Ayasofyası’ndaki 873 tarihli bir kitabe, manastırın yapım tarihi konusuna açıklık getirmiştir. Günümüze çok kötü durumda gelebilen manastırın kalın duvarları olduğu, doğusunda mutfak ile yemekhanesinin, güneyinde de dershane ve keşiş hücrelerinin yer aldığı görülmektedir. Avlunun ortasında kesme taştan tek nefli, üç apsidli kilise bulunmaktadır. Bu kilise 1431 yılında yapılmış, 1622’de resimlerle bezenmiş, VIII. yüzyılda da büyük bir onarım görerek freskleri yenilenmiştir. Kilisenin batı kapısı üzerindeki melek resmi ile içerisindeki freskler iyi bir durumda günümüze ulaşabilmiştir. Bu kilisenin hemen yanı başında tek nefli, tek absitli bir kilise de 1622 yılında yapılmıştır.

Kaymaklı Manastırı 1914–1918 yıllarında yangın geçirmiş, bundan sonra da kendi haline terk edilmiştir.


Kızlar Manastırı (Panagia Thaoskepastos) (Maçka)

Trabzon’u doğu ve güneyden çepeçevre kuşatan Boztepe üzerindeki Kızlar Manastırı oldukça büyük, geniş bir yapı topluluğu görünümündedir. Tanrı’nın koruduğu anlamında “Panagia Thaoskepastos” ismi yakıştırılan bu manastır kale görünümünde, şehre hâkim bir durumdadır. İmparator III. Aleksios’un (1349–1390) yaptırdığı manastır, çeşitli odalar, aşhaneler, çan kulesi, misafirhane, havuz ve iki kiliseden meydana gelmiştir. Bunun yanı sıra ek kiliseler ile ne oldukları anlaşılamayan birçok yapılarla da burada karşılaşılmıştır.

Kalın ve kesme taştan yüksek duvarlı manastırın girişi güneydedir. İçeriye girildiğinde karşılaşılan ilk yapı misafirhanedir. Avlunun güneyinde kayalara oyulmuş ve önüne duvar örülmüş bir mağara kilise vardır. Bu kilisenin narteksi üzerindeki duvar fresklerinde İmparator III.Aleksios’un resimleri görülmektedir. Ancak bu freskler tanınmayacak kadar bozulmuştur. Manastırın arka bahçesindeki diğer kilise 1830–1879 yıllarında Başpiskopos Konstantin tarafından tek nefli, tek apsisli olarak bazilika planında yapılmıştır. Burada İmparator Aleksios’un oğlu, Andronikos ile Manvel gömülüdür.


Kızlar Manastırı (Panagia Keramesta) (Maçka)

Trabzon-Hamsiköy yolu üzerinde, Kiremitli Köyü vadisindedir. Bu manastırın da yazıtı günümüze ulaşamamakla birlikte, 1858 yılında yapılmış olduğu sanılmaktadır.

Kızlar Manastırının, Sumela Manastırı veya Vazelon Manastırı’nın mimari yönden küçük bir kopyası gibi olduğu söylenmektedir. Kaya içerisine yapılan bu manastırın günümüze yalnızca batı ve kuzey duvarları gelebilmiş, diğer bölümleri tamamen yıkılmıştır.

Kaynak : www.kenthaber.com
Bu Konuyu Paylaş Digg  Facebook  SlashDot  Delicious  Technorati  Twitter  Google  Yahoo

aslan38

  • Admin
  • Restorasyon Forum
  • ******
  • İleti: 769
  • Cinsiyet: Bay
  • Ya en iyi olacaksın! Yada en iyilerden olacaksın!
    • ZArifoğlu'nun Kişisel Bloğu
  • Okul: Kutahya Dumlupinar University - Azerbaijan University of Architecture and Construction
Ynt: Trabzon Manastırları
« Yanıtla #1 : 04 Ağustos 2009, 14:28:23 »




Sümela Manastırı , Trabzon ili, Maçka ilçesi, Altındere köyü sınırları içerisinde yer alan Panagia (Meryemana) deresinin batı yamaçlarında Mela (Yunanca 'siyah') tepesi üzerinde deniz seviyesinden 1.150 m yükseklikte yer alan bir Rum manastır ve kilise kompleksi olup, tam adı Panagia Sumela (Παναγία Σουμελά) veya Theotokos Sumela'dır.
14. yüzyılda Türkmen akınlarına maruz kalan kentin savunmasında ileri karakol görevi üstlenen manastırın statüsünde Osmanlı fethinden sonra bir değişiklik olmamıştır. Yavuz Sultan Selim'in Trabzon’da ki şehzadeliği sırasında iki büyük şamdan buraya hediye ettiği, Fatih Sultan Mehmed, II. Bayezid, I. Selim, II. Selim, III. Murad, İbrahim, IV. Mehmed, II. Süleyman ve III. Ahmed'in de manastırla ilgili birer fermanları bulunmaktadır. Osmanlı döneminde manastıra sağlanan imtiyazlar, Trabzon ve Gümüşhane bölgesinin İslamlaşması sırasında özellikle Maçka ve kuzey Gümüşhane'de Hristiyan ve gizli Hristiyan köyleri ile çevrili bir alan yaratmıştır.

18 Nisan 1916’dan 24 Şubat 1918’e kadar süren Rus işgali sırasında Maçka civarındaki diğer manastırlar gibi bağımsız bir Pontus devleti kurmak isteyen Rum milislerin karargahı olmuş, nüfus mübadelesi ile bölgedeki Hıristiyanların Yunanistan'a gönderilmesinin ardından önemini yitirerek T.C. Kültür Bakanlığı tarafından yakın zamanda onarılana dek kaderine terkedilmiştir.
ZArifoglu
Sinan'in izinden giden mimar.


 

Hızlı yanıt'ı kullanarak çabukça ileti gönderebilir, iletilerinizde gülümseme ve bbc kullanabilirsiniz.

Kullanıcı Adı: E-Posta:
Doğrulama:
Resimde gördüğünüz harfleri giriniz
Harfleri dinle / Farklı bir resim göster
Resimde gördüğünüz harfleri giriniz:
Eylül'den sonra hangi ay gelir? (Güvenlik Sorusunu kutuya giriniz):


Son Konular

* Bizi Takip Edin

* Reklam alanı

Son Mesajlar