Gönderen Konu: Kastamonu Sivil Mimari Örnekleri  (Okunma sayısı 6527 defa)

Emre ÖZMEN

  • Restorasyon Forum
  • **
  • İleti: 54
  • Cinsiyet: Bay
Kastamonu Sivil Mimari Örnekleri
« : 28 Ocak 2009, 20:43:30 »
Kastamonu sivil mimarisi, kent dokusu, tarihi yapıları ve evleri ile birlikte Osmanlı yerleşimini günümüze kadar koruyabilmiştir. Kastamonu’da Selçuklu, Candaroğulları ve Osmanlı dönemlerine ait yapılar bir arada toplanmıştır. Kentin vadi yamaçlarına yayılan sivil mimari örneklerinin sıralandığı sokaklar, doğal konuma uygun olarak bazen basamaklar halinde, bazen de dar yollar halindedir. Bu alanlarda sıralanan evlerin önleri veya arkaları bahçeler içerisine bakmaktadır. Böylece yerleşim doğa ile bütünleşmiştir.

Kastamonu evleri geleneksel pederşahi Osmanlı aile tipine uygun biçimde, çok odalı olarak yapılmışlardır. Çoğu kez üç kuşağın birlikte yaşadığı bu evlerde en az altı oda bulunmaktadır. Kastamonu evleri Anadolu evleri ile İstanbul evleri arasında bir geçiş olarak da nitelenmektedir.

Kastamonu’da günümüze gelen evlerin çoğunluğu iki katlı yapılar halindedir. Bunların % 80’i ahşap, % 10’u yığma tuğladır. Ancak günümüzde il merkezi ile Dereboyu arasındaki kesimlerde Kastamonu Deresi’nin doğusundaki son yıllarda yapılan betonarme, çok katlı yapılar kentin eski dokusu ile büyük çelişki yaratmaktadır. Kastamonu evlerinde ahşabın çokça kullanılmış olmasına karşılık temeller taştandır ve ilk katlar dışa kapalıdır. Üst katlarda duvarlar yer yer kerpiç ve tuğlaların arasında dikey ve yatay hatlarla desteklenmiştir. Evlerin ikinci katları ve üçüncü katları çoğunlukla çekme kat biçiminde olup, dışarıya doğru çıkıntılıdır. Kastamonu evlerinin bir özelliği de üçgen biçimli saçak altı katlarıdır.

Evlerin zemin katları odunluk, ahır ve düz yaygı yapımının ve dokumacılığın ağırlık kazanmasından ötürü de atölyelere ayrılmıştır. Arka bahçede ise fırın, kümesler ve kuyu bulunmaktadır. Çoğu kez fırınlar zemin kattan dışarıya çıkıntı yapan bir bölüm halindedir. Üst katlar günlük yaşama ayrılmış, oturma ve yatak odaları burada sıralanmıştır. Odaların tümü geniş bir sofaya açılırlar. Odalar kare veya dikdörtgen planlı olup, ahşap tavanları oldukça yüksektir. Odalar içerisinde yüklükler, gusülhaneler ve ocaklar bulunmaktadır. Başoda denilen odada ocakların en büyüğü, diğerlerinde de daha küçük olanları bulunmaktadır. Mutfakta ise ısınma veya yemek pişirme amaçlı ayrı büyük bir ocak vardır.

Evlerin dışa açılan yüzlerine pencereler, silmeler, çıkmalar ve geniş saçaklar yerleştirilmiştir. Kiremit örtünün altı tahta döşelidir. Saçak uçlarında kiremitlerin kaymaması için yelkovan denilen destekler yapılmıştır. Çoğunlukla üst katlarda pencerelerin çok daha fazla olduğu görülmektedir. Bu pencereler ince ve uzun şekillerdedir. Bunların bazıları dikdörtgen, bazıları da yuvarlak kemerler içerisine alınmıştır. Katlar arasında silmeler, çıkmalar ve dışarıya çıkıntı yapan bölümleri taşıyan konsollar da bulunmaktadır.

Evlerin hemen hemen bütünü kiremit örtülü çatı ile kaplıdır. Geniş saçaklar yöre evlerinin en belirgin özelliğidir. Ayrıca Kastamonu yöresinin yağışlı olmasından ötürü de yağmur oluklarına ayrı bir önem verilmiştir. Çörten diye isimlendirilen bu olukların üzerleri veya uçları hayvan başı geometrik ya da bitkisel motiflerle bezenmiştir.

Kastamonu yöresinde ağacın bol olmasından ötürü oldukça geniş bir ağaç işçiliği ile karşılaşılmaktadır. Evlerin ana girişlerindeki kapılar, pencere kanatları, katları birbirinden ayıran silmeler, çıkma ve balkonlar, saçak altları ve köşe direkleri de ağaç işçiliğinin ortaya koyduğu en güzel bezemelerle süslenmiştir. Evlerin içerisinde kapı kanatları, dolaplar, ocak çevreleri, tavanlar, basamaklar, tırabzanlar, parmaklıklarda da yaygın biçimde bezemeye rastlanmaktadır. Ayrıca yörede bunların yanı sıra maden işçiliği de oldukça gelişmiş olup, kapı kilitleri ve tokmaklar da kendine özgü birer sanat eseri niteliğindedir.

Kastamonu evlerinin bir başka özelliği de, evler üzerindeki uğur niteliğinde nazarlıkların sıkça kullanılmış olmasıdır. Evlerin saçaklarında, saçak köşelerinde ve dış kapıların üstünde değişik biçimlerde dinsel amaçlı nazarlıklar görülmektedir. Bunların yanı sıra saçak altlarında Besmele, Kelime-i Şehadet, Allah, Muhammed, Ya Hafız, Maşallahü kâne, Hâza min Fazl-ı Rabbi gibi levhalar da bulunmaktadır.

Kastamonu il merkezi dışındaki ilçelerde Tosya’da, Cide, Daday’da, İnebolu’da, Taşköprü’de bunlardan farklı ancak kendine özgü sivil mimari örnekleri de görülmektedir. Kent dışında yazlık diye isimlendirilen bağ evleri çoğunluktadır. Bu evler ahşap çatkılı, kerpiç dolgulu yapılar olup, iklimin nemine göre bağdadi tekniğinde yapılar ağırlık kazanmıştır. Bununla beraber ilçe merkezlerinde ahşap ve kagir teknikte iki katlı yapılmış konutlara da rastlanmaktadır. Çoğunlukla bu evler iki katlı olup, ağaç dikmelerle desteklenmiş yığma taştan ve kerpiçten yapılmışlardır. Zemin katında depo, mutfak, kiler ve fırın gibi günlük yaşamla ilgili bölümlere yer verilmiştir. Üst katlarda sofanın iki yanında sıralanmış odalar bulunmaktadır. Bu odalardan büyüklerine “Büyük Yazlık”, “Hire Yazlık (Küçük Yazlık)”, “Kış Odası”, “Kahve Ocağı” isimleri verilmiştir. Bu evlerdeki bir diğer özellik de pencere üzerlerinde ikinci bir sıra halinde alçı vitraylı tepe pencerelerine yer verilmesidir. Bu tepe pencerelerinde bitkisel ve geometrik bezemeye ayrı bir önem verilmiştir.

Kastamonu’da Eşraf Evleri diye isimlendirilen sivil konutların ayrı bir yeri bulunmaktadır. Bu evlerin başında Burhan Küçük Evi, Daday’daki Köpekçioğlu Konağı, Balaban Konağı, Sirkeli Konağı, Kırkodalı Konak, Toprakçılar Konağı, Sepetçioğlu Konağı, Tahir Ağa Konağı, Liva Paşa Konağı, Zinciroğlu Konağı, Ellezler Konağı, Uğurlu Konak, Nalbantoğlu Konağı, İnebolu Türkocağı Binası, Azdavay'da Rıfat Ilgaz Evi, Küre'de bulunan Ahşap Evler, Tosya'da İşcanlar Evi, Eseroğlu Evi, Kastamonu Hükümet Konağı, Beyçelebi Mahallesi’ndeki 1883 yılında yapılan evler, Akmescit Mahallesi’ndeki evler, Cebrail Mahallesi’ndeki evlerin sivil mimari yönünden ayrı önemleri bulunmaktadır.

Bu evlerden Burhan Küçük Evi, iç ve dış yapısındaki mimari ve bezeme özellikleri ile dikkati çekmektedir. Zemin katın üzerinde iki kat olarak yapılan evin ikinci katı çıkmalarla hareketli bir cephe görünümünü sergilemektedir. Kültür Bakanlığı tarafından 1990 yılında koruma altına alınan bu ev haremlik ve selamlık olmak üzere iki bölüm halindedir. Evin ikinci katında sofaya açılan odaların kapılarının üst kısmı ve içi pahlı yüzeylere bölünmüş ve kent içerisinde bezeme yönü ile özel bir örnek olarak korunmaktadır. Aynı zamanda bu ev XIX.yüzyılda yapılmış olup, günümüze ulaşabilen örnek evlerden birisidir.

Daday’daki Köpekçiköyü Ağası Çil Abdullah’ın yaptırdığı Köpekçioğlu Konağı, haremlik ve selamlık olmak üzere iki bölüm halindedir. Bu nedenle de ön ve arka cephelerinde iki ayrı kapısı bulunmaktadır. Zemin kat üzerinde iki normal kat ve bir de çatı katından meydana gelmiştir. Evin girişindeki demir korkuluklu, kesme taştan merdivenlerle birinci katın önündeki balkona çıkılmaktadır. Ahşap sütunlar halinde düzenlenen evin girişindeki bu çıkıntı ile ikinci katın balkonu tamamen taştan yapılmıştır. Girişteki çıkıntılar, kapılar ve pencereler, duvarlar, tavanlar kalem işleri ile bezenmiştir. Ayrıca katların ve pencerelerin arası yazı ve süsleme motiflerini içeren panolarla çevrilmiştir.

Daday’daki Balaban Konağı, yaklaşık 200 yıl önce yapılmıştır. Daday’da Hacı İsmail Ağa Çiftliği içerisindeki bu konak koruluk bir tepenin yamacında bulunmaktadır. Konak içerisinde Özlem Ataoğuz’un tespitine göre, 1642 yılında yapıldığını gösteren bir tarih bulunmaktadır. Evin pencereleri üzerinde bir de 1756 tarihine rastlanmaktadır. Bu da tepe pencerelerinin evin yapımından çok daha sonra yapıldığına işaret etmektedir. Konağın büyük yazlık modasında olan bu tarihe göre belki de bu ev, tarihi saptanabilen en eski Türk evlerinden bir örnektir.

İki kat halinde ahşap kagirden yapılan evin geniş bir saçağı bulunmaktadır. Zemin katında depo, kiler, mutfak ve fırın vardır. Birinci katta geniş bir sofanın çevresinde Büyük Yazlık, Küçük Yazlık, Kışlık ve Kahve Ocağı diye isimlendirilen dört oda bulunmaktadır.

Kastamonu Akmescit Mahallesi’nde şehre hakim bir tepe üzerinde bulunan Kırkodalı Konağı, 1881 yılında Papaz Mektebi olarak yapılmış, sonraki yıllarda hastane, Vakıflar Öğrenci Yurdu olarak kullanılmıştır. 1977 yılında yapının onarım ve restorasyonu Kastamonu Valiliği tarafından yapılmış olup, günümüzde Kültür ve Sanat Evi olarak kullanılmaktadır.

Kastamonu’nun sivil mimari örneklerinin başında gelen evlerden biri olan Toprakçılar Evi’nin yapılış tarihi bilinmemekle beraber, kesme taş, ahşap ve kerpiçten yapılan bu ev turizme yönelik olarak kullanılmaktadır.

Kastamonu Gökdere Caddesi’nde bulunan Sepetçioğlu Konağı’nın giriş kapısı üzerinde 1884 tarihi bulunmaktadır. Kareye yakın dikdörtgen planlı olan bu konak bodrum, zemin ve birinci kattan meydana gelmiştir. Uzun süre kendi haline bırakılan bu yapı İl Özel İdaresi tarafından 1999 yılında onarılmıştır. Günümüzde sosyal ve kültürel etkinliklerde kullanılmaktadır.

Kastamonu ‘da 1935-1936 yıllarında yapılan Konyalı Konağı yakın tarihlerde yapılmış olmasına karşılık geleneksel Kastamonu konakları örnek alınarak yapılmıştır. Bu konağın onarımı kamulaştırıldıktan sonra Kastamonu Valiliği tarafından yapılmıştır.

Kastamonu’nun en eski yapılarından olan Tahir Ağa Konağı zemin ve birinci kattan ibaret olup, XVIII.yüzyılın sonlarında yapıldığı sanılmaktadır. Konağın tepe pencereleri, vitrayları, kündekari tekniğinde yapılmış oda ve dolap kapakları, ocak nişlerindeki alçı bezemeler ile dikkati çeken bir sivil mimari örneğidir. Bu konak Kastamonu Valiliği tarafından 1990’da kamulaştırılmış ve sonra da Turizm Bakanlığı’na tahsis edilmiştir.

Kastamonu sivil mimari örneklerinden biri de Eflanili Konağıdır. Bu konağın yapılış tarihi bilinmemekle beraber, yapı üslubundan XX.yüzyılın başlarına ait olduğu sanılmaktadır. Bu konak Sağlık Bakanlığı Çevre Koruma Vakfı tarafından 1999 yılında Eflanili ailesinden satın alınmış olup, günümüzde Yöresel Yemekler ve El Sanatları Uygulama Merkezi olarak kullanılmaktadır.

Kastamonu İnebolu ilçesinde bulunan Türkocağı Evi, Kurtuluş Savaşı sırasında İstanbul’dan İtalyan gemileri ile gizli olarak gelen ve savaşa katılmak isteyenlerin geçici olarak barındıkları bir yapıdır. Kurtuluş Savaşı’ndan ötürü de Türkocağı Evi’nin tarihte ayrı bir yeri vardır. Mimari yönden XIX.yüzyılın ikinci yarısında yapılmıştır. Savaş sonrası Halk Evi olarak kullanılmış, daha sonra da Kültür Bakanlığı ve Kastamonu Valiliği’ne tahsis edilmiştir.
Bu Konuyu Paylaş Digg  Facebook  SlashDot  Delicious  Technorati  Twitter  Google  Yahoo
E.ÖZMEN


 

Hızlı yanıt'ı kullanarak çabukça ileti gönderebilir, iletilerinizde gülümseme ve bbc kullanabilirsiniz.

Kullanıcı Adı: E-Posta:
Doğrulama:
Resimde gördüğünüz harfleri giriniz
Harfleri dinle / Farklı bir resim göster
Resimde gördüğünüz harfleri giriniz:
Eylül'den sonra hangi ay gelir? (Güvenlik Sorusunu kutuya giriniz):


Son Konular

Bizi Takip Edin

* Etkinlik

Son Mesajlar