Tarihi Eser projeleriniz için; Rölöve, Restitüsyon, Restorasyon projelendirme konusunda uzman, Restoratör ve Mimarlardan oluşan ekibimiz ile iletişime geçebilirsiniz..
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.
05 Şubat 2012, 03:52:05


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz



Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yanıtla  |  Bu Konuyu Gönder  
Gönderen Konu: Zeyrek Camii  (Okunma Sayısı 2719 defa)
istanbuL

Yönetici
Restorasyon Forum
*****

Üye No: 2
Kayıt tarihi 21 Ocak 2009, 00:22:53
Nerden: istanbul
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 616


« : 21 Ocak 2009, 17:38:59 »

Zeyrek Camii, İstanbul'un Fatih ilçesinde, Zeyrek'te, İbadethane Sokağı'nda, Haliç'e hakim bir noktadadır.



Bugün cami olarak kullanılan yapı aslında II İoannes Komnenos'un eşi Eirene tarafından yaptırılan ve dönemin İstanbul`undaki en büyük manastırlardan olan Pantokrator Manastırı`nın kilisesidir. Yapımı 1136'da tamamlanmıştır. Latin işgali sırasında Katolik rahipler tarafından bu manastıra el konulmuştur.


İstanbul'un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed  tarafından manastır medreseye, kilisesi de camiye çevrilmiştir. İlk müderrisi olan Molla Zeyrek Mehmed Efendi`den ötürü, Zeyrek Cami adını almıştır. 18.yy sonunda sonunda ciddi bir tamirden geçirilen cami uzun yıllar harap durumda kaldıktan sonra 1966`dan itibaren büyük ölçüde restore edilmiştir. Fakat günümüzde yeniden bakıma ve korunmaya muhtaç hale gelmiştir. Birbirine bitişik üç ayrı yapıdan oluşan bina tuğladan inşa edilmiştir. Binanın üzeri beş kubbe ile kaplanmıştır. Tek şerefeli bir minaresi vardır. Restorasyon çalışmaları sırasında ortaya çıkarılan taban döşemeleri, o dönemden günümüze kadar ulaşan ender örneklerden biridir ve eşsiz güzelliktedir.



 



zeyrek semti ibadethane sokağı’nda bulunan zeyrek camii, aslen bir bizans kilisesi’dir ve fetihten sonra camiye çevrilmiştir. orta bizans döneminin sonlarında yapılan pantokrator kilisesi’nin yapımına, komnenos hanedanının ikinci hükümdarı olan ii. ioannes komnenos’un (1118-1143) ilk eşi eirene tarafından başlanmıştır. 1136’da yazıldığı bilinen, kilisenin typikon adı verilen kuruluş yönetmeliği, kilise ile birlikte manastırın diğer belli başlı yapılarının bu tarihte tamamlanmış olduğu bilgisini vermektedir. eirene 1124 yılında öldüğüne göre, bu dinî kuruluşun imparator ioannes tarafından bitirildiği anlaşılıyor.

“evrenin hakimi” isa’ya sunulan pantokrator manastırının esas büyük kilisesinin kuzeyine “şefkatli meryem”e sunulmuş daha küçük ikinci bir kilise yapılmış ve bu ikisinin arasına da, başmelek mikail’in adına bir mezar şapeli eklenmiştir. böylece kilise birbirine bitişik üç yapıdan oluşmuştur. muhtemelen, imparatoriçe eirene, 1124’te öldüğünde bu mıntıkaya defnedilmiştir. ii. ioannes komnenus (öl. 1143), i. manuel (1143-1180) ve alman asıllı eşi berthe von sulzbach (öl. 1158) da buraya defnedilmişlerdi.

kilise ve manastırın mimarı nikeforos adında bir ustadır. eirene ve ii. ioannes, manastıra çeşitli yerlerde pek çok arazi ve mülk vakfettiler. bünyesinde 700 rahip bulunduğu rivayet edilen pantokrator manastırının vakıfları arasında, marmara çevresinde bir çok manastır vardı. bunlar, kendi ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra, gelir fazlasını pantokrator’a göndermek zorundaydılar. manastırın sahip olduğu araziler ise, makedonya’da, trakya’da, batı anadolu ile ege denizi adalarında bulunmaktaydı.

şehrin 1204’te latinler tarafından işgalinde, pantokrator manastırı’na katolik rahipleri tarafından el konuldu. bu işgal sırasında, latinler, manastırı tarihi eşya deposu olarak kullanmışlar ve ayasofya’daki “yol gösterici meryem” ikonasını buradaki kiliseye getirmişlerdi. vii. mihael paleologos (1261-1282), istanbul’u geri alıp 15 ağustos 1261’de törenle şehre girerken, tören alayının başında taşınması için, —aziz luke’un eseri olduğu söylenen ve ii. theodosius’un eşi imparatoriçe eudoxia tarafından kudüs’ten istanbul’a getirilmiş olan— bu ikonayı kiliseden aldırmıştı. latinler, altın yaldızlı “iconostasis”le kutsal eşyanın neredeyse tamamını venedik’teki sant marco kilisesi’ne götürmüşlerdi. geriye kalanı da tahrip etmişlerdi. isa’nın gerildiği çarmıhın parçası da, manastırın demir kasasından çıkarılarak (latin katolik başrahip martin tarafından) yine venedik üzerinden fransa’ya kaçırılmıştı.

daha sonraları sırbistan kralı olacak olan stefan decanski, iki oğlu ile birlikte 1313-1320 yılları arasında manastıra kapatılmış, bir anlamda burada göz hapsine alınmıştı. manastır-kilise, pek çok imparator ve eşlerinin cesetlerinin defnedildiği yer olmuştur. paleologus devrinde, ortodoks ve katolik kiliselerinin birleşmesine karşı çıkanların kalesi haline gelen manastıra kapatılan kişilerden bir tanesi de, istanbul’un fethinden sonra, fatih sultan mehmed tarafından, ortodoks cemaatinin patriği olarak atanacak olan gennadios scholarios idi. ortodoks bizans ve latin-katolik kiliselerinin birleştirilmesine karşı çıkanlardan biri olan gennadios, imparator konstantin dragazes tarafından politik tahrikleri sebebiyle makamından alınarak bu manastıra hapsedilmiştir. buna karşın istanbul’un fethedilmesiyle birlikte sultan mehmed, gennadios ile yaptığı uzun görüşmeler sonunda halkın çok sevdiği ve katolik aleyhtarı olan bu kişiyi, patrik olarak atamıştır.

pantokrator kilisesi’nde, demetrios, flours ve laurus gibi azizlerin cesetlerinin kalıntıları bulunmaktaydı. burada saklanan aziz blasius’un kafatası da, latin kralı ii. baudouin (1228-1261) tarafından fransa kralı saint louis’e gönderilmişti. hz. isa’nın çarmıhtan indirildikten sonra üzerine yatırıldığı tahta sehpanın da bu kilise de olduğu rivayet edilmektedir. jak deleon, bu “tahta sehpa”nın yanı sıra, bir de “mermer tabla”dan söz eder. deleon’un belirttiğine göre, “taşı 1204 yılında gören robert de clari, mermerin üzerinde meryem ana’nın gözyaşlarının izlerinin bulunduğunu öne” sürmektedir.

istanbul’un fethinden sonra, manastır medrese, kilisesi de cami haline getirilmiştir. manastırın üçlü kilisesi, medresenin ilk müderrisi molla zeyrek mehmed efendi dolayısıyla zeyrek medresesi ve camii olarak meşhur olmuştur. fatih sultan mehmed’in vakfiyesinde ismi de bu şekilde geçmektedir: “biri dahi yine mahmiye-i konstantiniyye’de ulema-yı kiramdan mevlana zeyrek sakin olmak ile, molla zeyrek mahallesi dedikleri mahallede vaki kenisedir ki inşallah zeyrek camii ismi ile müsemma olmak mervidir.” vakfiyede, ayrıca, manastır hücrelerinin camiye çevrilen kilisenin batı ve kuzey taraflarında bulundukları da yazılıdır. daha sonra fatih külliyesi’nin medreseleri tamamlanınca, medrese hücreleri kapatılmış; fakat yapı, cami olarak hayatına devam etmiştir. caminin kapısı üzerindeki kitabede 1118 yılında başlanıp, 1143 yılında tamamlandığı ve 1453 yılında da camiye çevrildiği yazılıdır.

evliya çelebi, on altıncı yüzyılda mimar sinan tarafından temizlenen ve onarılan camide “kubbe ve kemerler içinde altın sürülmüş resimler” gördüğünü, sütunların “kıymetli taşlardan” yapıldığını belirtir. molla zeyrek camii, 1756’da bölgede önemli ölçüde tahribat yapan cibali yangınından ya da 1766’daki büyük depremden sonra, ciddi bir onarımdan geçtiği belirtilmektedir. bu tamirat sırasında, kubbeleri taşıyan —on sekizinci yüzyıla kadar yabancı seyyahların gördükleri ve anlattıkları gövdeleri kırmızı renkli— sütunların yerlerine bugün mevcut olan barok üslubundaki payeler ile mihrap ve hünkar mahfili yapılmıştır. bu eklemelerin gösterdiği sanat özellikleri de, onarımın on sekizinci yüzyılın ikinci yarısında gerçekleştiğini göstermektedir.

1950’li yıllarda son derece bakımsız durumda olan caminin güneydeki büyük kısmının ahşap bölümü söküldüğünde, evvelce mevcudiyetinden haberdar bulunulan ancak üstündeki döşeme nedeniyle görülmeyen çok zengin bir zemin süslemesi ortaya çıkmıştır. yapının zemin yüzeyinde, renkli taşlardan yuvarlak levhaların etraflarına geçmeler yapılmış, köşelerde ise koyu renkli taşların içlerine beyaz taşlardan kakma tekniğinde figürler işlenmiştir. buradaki mozaiklerin temizlenmesi sırasında, ortadaki mezar şapeli, kariye camii’nin minberi de buraya taşınmak suretiyle, namazgâh haline getirilmiştir. 1960’lı yılların ikinci yarısında vakıflar idaresi tarafından gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları neticesinde, yapının kuzeydeki üçüncü kısmı ve batıdaki girişi, yeniden yapılırcasına büyük bir onarımdan geçmiştir. caminin —kullanılmayan— bir de kuyusu bulunmaktadır.

bugün pantokrator manastırı’ndan toprak üstünde kalmış bir iz mevcut değildir. ancak, caminin çevresinde, daha önceleri manastır yapısının altında oldukları tahmin edilen sarnıçlar bulunmaktadır. güneydeki yapının, üç binadan oluşan camii kompleksinin en eski bölümü olduğu tahmin edilmektedir. bu binanın dışında, daha sonraki bir döneme ait, her biri çapraz tonozlarla örtülü beş bölümden oluşan bir dış narteks bulunur. güneydeki yapının yine beş bölümlü esas narteksinin orta kısmının üstünü yüksek kasnaklı bir kubbe kapatır. güneydeki yapı, dört sütunlu kapalı haç biçimli planda inşa edilmiştir. güney binasının apsis kısmında duvarlarda renkli mermer levhalardan oluşan bir kaplama görülür. binanın kilise olduğu dönemde duvarların yukarı bölümleri ile kemer, tonoz ve kubbelerin mozaikler ile bezenmiş olduğu anlaşılır. bugün bunlardan hiçbiri görünürde yoktur. fakat 60’lı yıllardaki restorasyon çalışmaları sırasında, örülü bir penceresinin içindeki dolgu boşaltıldığında, pencere kemerinin içinin altın zemin içinde tezyini bir mozaikle süslü olduğu ortaya çıkmıştır.
kuzeydeki yapı ise, tek bir nartekse sahiptir ve plan bakımından, güneydeki binanın küçük ölçekli bir benzeridir. ortadaki kubbeyi taşıyan dört sütunun yerine, daha sonra, kare kesitli dört paye yapılmıştır. yapının narteksinin dış cephesi, —mimari özellikleri anlaşılamayacak derecede— harap bir durumda iken, 60’lı yıllarda başarıyla restore edilmiştir.

bu iki yapı arasında bulunan mezar şapeli ise, üstü oval biçimli bir kubbe ile kapatılmış dar ve uzun bir mekandan ibarettir. bu şapelin altındaki bir mahzende, komnenos ve paleologos hanedanından şahısların mezarlarının bulunduğu iddia edilmektedir.

zeyrek camii’ne batı yönünden bitişik, şimdi arsa halinde olan bir ek bina kalıntısı bulunmaktadır. bu kalıntıların, bizans dönemine ait olduğu tahmin edilen temeller üzerine inşa edilmiş bir tekke kalıntısı olduğu sanılmaktadır. buradaki türk mimari tarzında yapılmış bir pencere üzerindeki ta’lik hattıyla yazılmış yedi satırlık kitabede, fatih sultan mehmed döneminin meşhur ulemasından akşemseddin’in burada kalmış olduğu belirtilmektedir. kitabenin sonundaki 855/1451 tarihi, o sırada istanbul henüz fethedilmemiş olduğundan, muhtemelen yanlıştır. caminin minaresi yakın bir geçmişte, şimdiki haliyle yenilenmiştir. kadınlar ve müezzin mahfili olmayan caminin avlusundaki çeşme, meşhur kırk çeşmelerdendir. cami yakınında zenbilli ali efendi ve cemali efendi’nin türbeleri bulunmaktadır. fatih vakfiyesinde 50 hücreli olarak belirtilen medreseden ise bugün hiçbir iz mevcut değildir.

pantokrator manastırı’nın bir kütüphanesinin olduğu ve bu kütüphaneden çıkarılmış birkaç kitabın varlığı bilinmektedir. zeyrek semtinde bulunan, fetihten sonra şeyh süleyman mescidi olarak kullanılan merkezî planlı küçük bizans yapısının bu kütüphane olduğu iddia edilmiştir; ancak bu iddia, henüz, doğrulanabilmiş değildir.
bir kopyası günümüze kadar ulaşabilmiş olan yönetmeliğinden, manastır hastanesinin kadrosu ve düzeni öğrenilebilmektedir. hastanenin toplam 50 yatağının 10’u yaralılara, 10’u göz hastalarına, 10’u iç hastalıklarına, 8’i başka hastalara ve 12’si kadın hastalıklarına ayrılmıştı. ayrıca her bölümde, acil durumlar için birer yatak bulundurulmaktaydı. 6 yatak da yatalak hastalara tahsis edilmişti. yoksullara hizmet veren hastanede, 10 doktor ve 15 sağlık memuru çalışmaktaydı. hastanenin yanında 24 yataklı bir yaşlılar yurdu vardı. yurdun sakinlerine ekmek, şarap, yağ, peynir ve odun ücretsiz olarak temin edilmekteydi. akıl hastaları için ise, şehrin başka bir yerinde bir birim oluşturulmuştu. şehrin latinler tarafından işgaline kadar çalıştığı tahmin edilen hastanenin bundan sonraki tarihi hakkında herhangi bir bilgi yoktur.

manastırın ve külliyeyi oluşturan yapıların su ihtiyacı, geniş hacimli sarnıçlardan karşılanmaktaydı. evliya çelebi seyahatnamesinin istanbul’da yaşanan garip ve acayip hadiseleri anlattığı bölümünde, istanbul halkının pantokrator kilisesi bitişiğindeki sarnıçlarda kışın zemheri geceleri olunca, nice koncoloz denilen cadıların çıkıp arabalara binip dolaştıklarına inandıklarından bahseder. inanışa göre de cadılar seher vakti olunca hepsi adı geçen mağara içinde kaybolurlarmış.
Bu Konuyu Paylaş
Google Ekle Facebook Profiline Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle
Moderatöre Bildir   Logged

Bu Foruma yaptığınız ilk ziyaretiniz ise, Forumumuzda bilgi alışverişinde bulunabilmeniz için öncelikle Kayıt olmalısınız. Üye olmayanlar Forumumuzda. Mesaj yazamaz, Konu açamaz, Eklenti indiremez. Forumumuzu tam anlamıyla kullanmak için Üye olabilirsiniz..
a.can.y

Restorasyon Forum
***

ReNoVaTiO
Üye No: 1948
Kayıt tarihi 15 Eylül 2009, 03:11:03
Nerden: İZMİR
Yaş: 31
Cinsiyet: Bay
Okul: Zonguldak Karaelmas Üniversitesi (Safranbolu)
Mesaj Sayısı: 145


« Yanıtla #1 : 06 Ekim 2009, 19:42:43 »
Bu mesajı alıntı ile cevaplaAlıntı

benim için özel bir yapı Molla Zeyrek.biliyosundur şu an uygulaması devam etmekte şantiye sorumlusu arkadaşım.yapıtı yakın zamanda  gezme fırsatı yakaladım gerçekten haika ve büyüleyici bir yapı,ama çok gizli ve dışa kapalı çalışıyorlar.kaynak belirtmemişsin İstanbul merak ettim bilgilendirme çok güzel vede detaylı olmuş.
     kolay gelsin iyi çalışmalar..
Moderatöre Bildir   Logged

dilekaral

Yeni Üye
*
Avatar Yok

Üye No: 706
Kayıt tarihi 10 Nisan 2009, 00:17:25
Nerden: istanbul
Cinsiyet: Bayan
Okul: Beykent Üniversitesi
Mesaj Sayısı: 14


« Yanıtla #2 : 12 Kasım 2009, 10:57:37 »
Bu mesajı alıntı ile cevaplaAlıntı

Merhaba,
Verdiğiniz bilgiler için teşekkürler,bende Zeyrek Cami'nde yaz dönemi stajımı yaptım ve hala yapmam gereken işler olduğundan dolayı gönüllü olarak hafta sonlarımı o muhteşem mekanda geçiriyorum. Şu anda yapılan restorasyon çalışmalarında Şantiye Şefi arkadaşımızdır. Restorasyon çalışmaları İBB Yapı İşleri Müdürlüğü tarafından yapılmakta ve Taş Yapı firması tarafından yürütülmektedir. Mekan Osmanlılar döneminde beyaza boyanmış tamamen ve cami olarak kullanılmış. Şu anda yapılan restorasyon çalışmalarında çok güzel kalemişleri ortaya çıkıyor. İsteyen arkadaşımıza şantiye sahasını gezme konusunda yardımcı olabilirim.
Kolay gelsin.
Moderatöre Bildir   Logged

S.Dilek ARAL
a.can.y

Restorasyon Forum
***

ReNoVaTiO
Üye No: 1948
Kayıt tarihi 15 Eylül 2009, 03:11:03
Nerden: İZMİR
Yaş: 31
Cinsiyet: Bay
Okul: Zonguldak Karaelmas Üniversitesi (Safranbolu)
Mesaj Sayısı: 145


« Yanıtla #3 : 12 Kasım 2009, 16:46:55 »
Bu mesajı alıntı ile cevaplaAlıntı

selamlar dilekaral şantiye şefi arkadaşım demişsin hangi firmada çalışıyo aceba: biliyosundur bu işin içinde han art , art ve taş yapı firmaları var..
Moderatöre Bildir   Logged

dilekaral

Yeni Üye
*
Avatar Yok

Üye No: 706
Kayıt tarihi 10 Nisan 2009, 00:17:25
Nerden: istanbul
Cinsiyet: Bayan
Okul: Beykent Üniversitesi
Mesaj Sayısı: 14


« Yanıtla #4 : 13 Kasım 2009, 15:01:17 »
Bu mesajı alıntı ile cevaplaAlıntı

taş yapı firmasında ( müteahhit firmadır kendisi zaten ) Gülümseme)
Moderatöre Bildir   Logged

S.Dilek ARAL
domatia

General
Restorasyon Forum
*****

Üye No: 9119
Kayıt tarihi 26 Aralık 2010, 10:43:34
Nerden: izmir
Yaş: 53
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 64


« Yanıtla #5 : 19 Ocak 2012, 18:09:29 »
Bu mesajı alıntı ile cevaplaAlıntı

Tebrik ederim Çok güzel bilgiler vermişsiniz
Moderatöre Bildir   Logged

ziyaretçi

Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : 28 Ocak 2012, 00:06:49 »
Bu mesajı alıntı ile cevaplaAlıntı

şu an restorasyonu yapıyoruz  Gülümseme harika bir yer  alkışla
Moderatöre Bildir   Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yanıtla  |  Bu Konuyu Gönder  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

+ Hızlı Cevap
Hızlı cevap'ı kullanarak hemen mesaj gönderebilirsin. Gülümseme ve kod kullanabilirsiniz. Adı:E-Posta:
Resim doğrulaması:Resimde gösterilen harfleri giriniz
KalınİtalikAltını ÇizÜstü Çizgili|Işıldayan YazıGölgeli Yazı|Formatlı YazıSola DayalıOrtalanmışSağa Dayalı|Yatay Çizgi|Yazı Tipi BüyüklüğüYazı Tipi
Resim EkleSite Adresi EkleE-Posta Adresi EkleFTP Adresi Ekle|Tablo EkleTabloya Satır EkleTabloya Sütun Ekle|Üst YazıAlt YazıDaktilo tarzı yazı|Kod EkleAlıntı Ekle|Liste Ekle
Gülümseme Göz Kırp Peynir Sırıt Sinirli Üzgün Şokta Cool Ha? Gözleri Dönüyor Dil Çıkart Utangaç Dudaklar Mühürlü Kararsız Öpücük Ağla agla alkışla

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Eyüp Defderdar Camii
Haberler
vecih 0 366 Son Mesaj 13 Nisan 2009, 10:31:30
Gönderen: vecih
Divriği Ulu Camii Eriyor...
Haberler
Sürmenaj 4 656 Son Mesaj 11 Ekim 2009, 21:24:24
Gönderen: Sürmenaj
Süleyman Bey Camii (Bey Camii) - Aydın
Videolar
Restorasyon 0 430 Son Mesaj 06 Kasım 2009, 18:46:03
Gönderen: Restorasyon
Hanart Mimarlığın Hazırladığı Molla Zeyrek Camii'ne Temelden Restorasyon
Haberler
Restorasyon 1 1623 Son Mesaj 07 Ağustos 2010, 01:51:51
Gönderen: Emre ÖZMEN
Beyoğlu Arap Camii
Istanbul
zuu83 8 2540 Son Mesaj 30 Temmuz 2011, 13:52:19
Gönderen: fizikkulubu

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006-2008, Simple Machines

Restorasyon Forum Türkiye Restorasyon ve Konservasyon Mezunları'nın Yardımlaşma Platformudur..
Sitemap | Sitemaps | Mimar Sinan
XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu! Dilber MC Theme by HarzeM
Restorasyon, Restarasyon, Restitüsyon, Rölöve, Röleve, smyo, safranbolu restorasyon, safranbolu myo, ayvalık restorasyon, bergama myo, bergama restorasyon, mimari restorasyon bölümü, mimari restorasyon, ilke eğitim ve sağlık vakfı, restorasyon merkezi, erzincan mimari restorasyon, van restorasyon, kütahya restorasyon, detay çizimleri, mimari terimler, restorasyon sözlük, tezyinat, harran restorasyon, muğla restorasyon