Merhaba arkadaşlar, aranızda istanbul'da yaşayan veya çalışan arkadaşlarımız vardır... ben özellikle iç anadoluda ve ege bölgesinde çalışmış biri olarak bu ayasofya müzesi hakkında halkın görüşleri vardı restorasyon uygulaması yaptığım illerde... kimi zaman bir çay molasında kısa bir sohbetti bu, kimi zaman öğle yemeğin sıcak bir anadolu gözlemesinin ışığında yaptık bu tür sohbetleri... dersiniz ki? hep ayasofya üzerine miydi bu sohbetler ? Hayır kesinlikle... bazen kültürümüzün değişimi hakkında ? bazen memleket meseleleri hakkında ? bazen siyaset konuştular... kimi zamansa bize, biz gençlere... gelecek nesil nöbetçileri bizlere bakarak duygulandılar... hamd olsun dediler gençler çalışıyor, yaşlı bir teyze vardı bir keresinde...
aynen şöyle demişti bana '' oğlum bu istanbulda bir camii varya onun tamirinide siz mi yapacanız ?, yapacaksanız orayı camii' mi yoksa kilise mi yapacaksınız ?''
gündemimizide meşgul eden sorulardan biriydi bu... yaşlıların sorması normal, gençler bile soruyor... hatta protestorlar, yürüyüşler v.s. neyse
istanbuldaki camii derken sözü ayasofya müzesine getirdiğini anlamıştım... bilmiyorum diyerek geçiştirdim, ve sonradan benimde az çok aklıma takıldı... eve bizim ana bilim dalımız restorasyon yani var olan bir yapıyı aslına uygun şekilde onarmak deyim yerindeyse fakat ayasofya müzesine uygulanacak bir restorasyon nasıl olmalı dedim kendi kendime ? yaşlı teyzemin söylediği gibi '' cami mi? yoksa kilise mi ?'' bu müzeye nasıl bir restorasyon yapılmalıydı... hepimizinde bildiği gibi ayasofya'nın ilk yapımı kilise olarak yapıldı fakat sonradan 1453' fetih yılının ardından fatih sultan mehmed tarafından camii'ye büründü... içindeki insan figürleri resimler sıvandı. v.s. fakat bu esere yapılacak bir restorasyon acaba sonraki kullanım amacı olan camii'ye yönelik mi ? yoksa ortodoksların mabed yeri kiliseye yönelik mi ?
BU KONU HAKKINDA SİZLERİN BİR KAÇ GÖRÜŞÜNÜ ALMAK İSTERİM... TEŞEKKÜRLER
Bu arada Ayasofya'yı kısaca Tanıyalım....
Ayasofya (Yunanca: Αγιά Σοφιά, tam adı: Ναός τῆς Ἁγίας τοῦ Θεοῦ Σοφίας, Latince: Sancta Sophia ya da Sancta Sapientia), Bizans İmparatoru I. Jüstinyen tarafından M.S. 532 - 537 yılları arasında İstanbul'un tarihi yarımadasındaki eski şehir merkezine inşa ettirilmiş bazilika planlı bir patrik katedrali olup, 1453 yılında İstanbul'un Türkler tarafından alınmasıyla Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye dönüştürülmüştür ve günümüzde müze olarak hizmet vermektedir. Ayasofya, mimari bakımdan, bazilika planı ile merkezî planı birleştiren, kubbeli bazilika tipinde bir yapı olup kubbe geçişi ve taşıyıcı sistem özellikleriyle mimarlık tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak ele alınır.
Binanın adındaki “sofya” sözcüğü herhangi bir kimsenin adı olmayıp, eski Yunanca’da “bilgelik” anlamındaki sophos sözcüğünden gelir.Dolayısıyla “aya sofya” adı “kutsal bilgelik” ya da "ilahî bilgelik” anlamına gelmekte olup, Ortodoksluk mezhepinde Tanrı'nın üç niteliğinden biri sayılır. 6. yüzyılın ünlü mimarlarından Milet'li İsidoros ve Tralles'li Anthemius'un yönettiği Ayasofya’nın inşaatinde yaklaşık 10.000 işçinin çalıştığı ve Jüstinyen'in bu iş için büyük bir servet harcadığı belirtilir. Bu çok eski binanın bir özelliği yapımında kullanılan bazı sütun, kapı ve taşların binadan daha eski yapı ve tapınaklardan getirilmiş olmasıdır. Bizans döneminde Konstantinopolis Patriği'nin patrik kilisesi ve Doğu Ortodoks Kilisesi’nin merkezi olmuş bulunan Ayasofya, doğal olarak vaktiyle büyük bir “kutsal emanetler” koleksiyonunu içermekteydi.
1453’de kilise camiye dönüştürüldükten sonra Osmanlı sultanı Fatih Sultan Mehmet’in gösterdiği büyük hoşgorüyle mozayiklerinden insan figürleri içerenler tahrip edilmemiş (içermeyenler ise olduğu gibi bırakılmıştır), yalnızca ince bir sıvayla kaplanmış ve yüzyıllarca sıva altında kalan mozayikler bu sayede doğal ve yapay tahribattan kurtulabilmiştir. Cami müzeye dönüştürülürken sıvaların bir kısmı çıkarılmış ve mozayikler yine gün ışığına çıkarılmıştır. Kısaca günümüzde tüm dünya insanları bu mozayikleri görmelerini bir kişiye borçludur: Oda, sanatı seven ve diğer dinlere saygı gösteren Osmanlı sultanı Fatih Sultan Mehmet'tir. Günümüzde görülen Ayasofya binası aslında aynı yere üçüncü kez inşa edilen kilise olduğundan Üçüncü Ayasofya olarak da bilinir. İlk iki kilise isyanlar sırasında yıkılmıştır. Döneminin en geniş kubbesi olan Ayasofya’nın merkezî kubbesi, Bizans döneminde birçok kez çökmüş, Mimar Sinan’ın binaya istinat duvarlarını eklemesinden itibaren hiç çökmemiştir.
Açıklama Alıntıdır....
Kaynak:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Ayasofya