20 Eylül 2019, 19:28:27Son Üye: kubraozdall

Reklam Alanı


Gönderen Konu: Ahşap İskeletli Türk Yapıların Depreme Dayanıklılığı  (Okunma sayısı 9235 defa)

Restorasyon

  • Restorasyon Forum
  • *****
  • İleti: 827
  • Cinsiyet: Bay
Ahşap İskeletli Türk Yapıların Depreme Dayanıklılığı

Özet:
Bu çalışma, Türkiye’deki geleneksel ahşap iskeletli konutların deprem davranışlarını değerlendirmek ve 17 Ağustos 1999 Kocaeli, 12 Kasım 1999 Düzce depremlerinin etki alanı içinde kalan ahşap iskeletli yapıların deprem dayanımı açısından irdelenmesini amaçlamaktadır. 1999 yılında yaşanan depremlerden en fazla etkilenen Kocaeli, Sakarya, Yalova ve Düzce illerindeki geleneksel ahşap iskeletli konutlar çalışma kapsamındadır. Çalışmanın sonucunda bölgedeki geleneksel ahşap iskeletli konutların deprem dayanımlarının iyi olduğu, ancak yapıların sahip oldukları özelliklere bağlı olarak hasar alabildikleri gözlenmiştir.
1999 yılında yaşanan depremlerde, ahşap iskeletli konutlarda meydana gelen hasarlar, genel olarak bölgedeki yapıların 1943 ve 1967 yılında olmak üzere iki büyük deprem yaşamış olmaları ve ahşap elemanların niteliklerini kaybetmeleri nedeniyle meydana gelmiştir. Ahşap iskelette payanda yerleşimine dikkat edilmesi, ahşap elemanların birbiri ile bağlantısında çivinin yanı sıra geçme yöntemlerinin de kullanılmış olması, bölgedeki ahşap iskeletli yapıların depreme dayanımlarını artırmıştır.
Anahtar kelimeler: Geleneksel ahşap iskeletli Türk konutu, deprem davranışı, depreme dayanıklı yapı, 1999 Kocaeli ve Düzce depremleri hasarları.

Giriş
Geleneksel ahşap karkas yapım tekniği, Türkiye’nin, deprem riskinin de yoğun olduğu Kuzey ve Batı Anadolu, Marmara Bölgesi ve Orta Anadolu’nun kuzey kuşağında yaygın olarak uygulanmıştır. Ahşap çatkı (iskelet) ile onu oluşturan dikme ve kirişler arasındaki boşlukların doldurulması ya da kaplanmasıyla oluşturulan bu yapılar, hımış, bağdadi ve ahşap kaplamalı olarak sınıflandırılırlar. Taş bir temel üzerine kurulan ahşap iskeletin arasına kerpiç ya da tuğlalar doldurulmasıyla oluşturulan yapılar “hımış” (Arseven, tarihsiz), ahşap iskeletin üzerine 2-3 cm genişlikte çıta çakılarak, sıvananlar “bağdadi” (Hasol, 1979), iskeletin dıştan tahta ile kaplanması, içten bağdadinin üzerinin sıvanmasıyla oluşturulan ve iç, dış kaplama arası boş bırakılan yapılar da “ahşap kaplamalı” (Arseven, tarihsiz) olarak tanımlanır. 
 
Türkiye’de ahşap iskeletli yapım tekniği ile yapılan en erken tarihli konut örnekleri Onyedinci Yüzyıla gitmektedir. Ahşap iskeletli konut yapımı yirminci yüzyılın ilk çeyreğine kadar yaygın olarak devam etmiştir. 1940’lardan sonra ise bu gelenek, kırsal alanlarda, kısıtlı olarak sürmüştür. 
 
Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de yaşanan son iki büyük deprem olan, 17 Ağustos 1999 Kocaeli ve 12 Kasım 1999 Düzce depremlerinin etki alanında bulunan ahşap iskeletli geleneksel konutların deprem davranışlarının saptanması ve bu yapıların deprem dayanımlarının irdelenmesidir.
1999 yılında meydana gelen depremlerin etki alanında bulunan ahşap iskeletli konutlar 
17 Ağustos 1999 ve 12 Kasım 1999 depremleri, Kocaeli, Sakarya, Yalova, Düzce ve Bolu illerini etkilemiştir. Bu bölge tarihin ilk çağlarından itibaren birçok kez hasar yapıcı depremlerle karşılaşmıştır (Guidoboni, 1994; Ambraseys ve Finkel, 1995; Ambraseys ve Jackson, 2000). Son olarak Yirminci Yüzyıl içinde de Adapazarı 1943, Bolu- Çerkeş 1944, Abant 1957 ve Adapazarı 1967 olmak üzere dört yıkıcı deprem yaşamıştır. 1996 yılında yayınlanan Türkiye’nin deprem bölgeleri haritasına göre (Özmen ve Nurlu, 1997), bölgenin büyük bir bölümü I. derece tehlikeli deprem bölgesi içinde yer almaktadır. Depremin etki alanı içinde kalan tüm illerde Şekil 2’de görüldüğü gibi ahşap iskeletli yapılar bulunmaktadır.


Şekil 1. 17 Ağustos 1999 Kocaeli depreminin etkilediği alan (Sucuoğlu, 2000)


Şekil 2. Bölgedeki ahşap iskeletli yapıların dağılımı

Geleneksel ahşap iskeletli konutlarda kullanılan malzeme ve yapım teknikleri bölge genelinde aynı olsa da, her yöre kendine özgü bir yapı geliştirmiştir. Farklılıklara karşın, bölgedeki geleneksel ahşap iskeletli yapılar, genel olarak 1–3 katlı ve bodrumsuzdur. Evlerde asıl yaşam katı her zaman birinci ve varsa ikinci kattır. Zemin kat, Adapazarı ve Kocaeli gibi kent merkezlerinde, kiler, odunluk; ilçe ve köylerde ise ahır, samanlık olarak kullanılmıştır. Genellikle zemin katlar, diğer katlara göre daha yüksektir. Şekil 5’te görüldüğü gibi bölgede hımış yapılar çoğunluktadır; iskeletin üzerinin bağdadi çıtasıyla, ya da ahşap levhalarla kaplandığı yapılar ise azdır. Hımış yapılarda dolgu malzemesi olarak, tuğla, ahşap, dal örgü, kerpiç ve taş kullanılmıştır.

Bölgedeki bu ahşap yapılardan, Sakarya ili Adapazarı merkez, Sapanca ve Karasu ilçelerinde ve Düzce ili Akçakoca ilçesinde bulunan bazıları, “kültür varlığı” olarak koruma altına alınmıştır. Bölge içinde Kocaeli ili Gebze ilçesi Tavşancıl beldesi, Gölcük ilçesi Yukarı Değirmendere beldesi, Saraylı Köyü ve Düzce ili Konuralp Beldesi, geleneksel dokularını kısmen koruyan yerleşmelerdir.

Bölge içindeki ahşap iskeletli yapılar:
İnceleme bölgesi içinde bulunan ahşap iskeletli yapılar, yapım tarihleri açısından iki grupta toplanmaktadır. Şekil 3’te görülen ve “gelenek-sel ahşap iskeletli konutlar” olarak tanımlanan ilk grup, yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde yapılanlardır. Şekil 4’te görülen ve “yakın tarihli ahşap iskeletli yapılar” olarak tanımlanan ikinci grup ise, 1940’lı yıllarda, ülkemizde çok sık yaşanan depremler sonrasında Bayındırlık Bakanlığı’nın uyarıları doğrultusunda yapılmaya başlanan (Mimarlık, 1946) ve 1970’li yıllara kadar uygulanan yapılardır.

 

Geleneksel ahşap iskeletli yapılardan örnekler : Sapanca - Düzce


Kat yükseklikleri eşit olan yapıların büyük bir çoğunluğunda birinci katın orta ekseninde bir balkon ya da cumba yer almaktadır. Ahşap iskeleti düzgün standart elemanlarla oluşturulan yapılarda, dolgu malzemesi olarak tuğla kullanılmıştır. Yapılar çoğunlukla sıvanmamıştır.

Yapılan incelemeler sonucunda bölgede yer alan ahşap iskeletli yapıların çoğunun deprem önce-sinde mal sahiplerince terk edilmiş olduğu tespit edilmiştir. Kullanılan yapılar ise geliri düşük 
Kiracıların elindedir. Bu nedenle çoğu bakımsızdır. Yapıların çoğuna sonradan helâ, banyo gibi mekânlar eklenmiş, günümüz gereksinmelerine yanıt verecek türden mutfaklar yapılmıştır. Gerekli görülen onarımlar, yapıda oturan kişiler tarafından, günümüz inşaat malzemeleriyle, gelişigüzel bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Bu yapıların çoğunda taşıyıcı sistemi oluşturan ahşapların niteliklerini kaybettiği görülmektedir. Mal sahiplerinin kullandıkları yapılar genellikle daha iyi durumdadır. Yakın tarihli ahşap iskeletli yapılar ise hala kullanılmaktadır; bu nedenle de Yüzyılın ilk çeyreğinde yapılmış olanlara göre daha bakımlıdırlar.

Bölgedeki ahşap iskeletli konutların strüktürel analizi
Bölgede Şekil 6’da görüldüğü gibi zemin katı kâgir, üst katları ahşap iskeletli ve Şekil 7’de olduğu gibi tüm katları ahşap iskeletli, olmak üzere iki farklı türde geleneksel ahşap iskeletli yapı saptanmıştır. Ayrıca Şekil 8’de olduğu gibi hımış, bağdadi ve ahşap kaplamalı yapım tekniklerinin aynı anda uygulandığı yapı örnekleri de bulunmaktadır.



Şekil 5. Depremin etki alanı içinde ahşap iskeletli yapıların dağılımı

İskeletin kâgir bir zemin kat üzerine oturtulduğu geleneksel ahşap yapılarda, genellikle temel subasman hizasına kadar yükseltilmiştir. Zemin katı tümüyle taş duvar olan yapılar azdır. Bu az sayıdaki örnekte, duvarın ahşap hatıllarla desteklendiği gözlenmiştir. Ancak bölgede hatılsız kâgir duvar uygulaması da vardır. Duvarlar çoğunlukla moloz taşla ve çamur harçla örülmüştür. Ahşap iskelet temele ya da kâgir bir zemin kat üzerine yerleştirilirken genellikle taşıyıcı dikmeler bir taban aracılığı ile temele oturtulmuştur. Alt tabanın oluşturulmasında, Şekil 9’da olduğu gibi tek ve çift tabanlı olmak üzere iki farklı uygulama gözlenmiştir. Bölgede sadece Düzce Konuralp’de, taşıyıcı dikmelerin doğrudan temele oturtulduğu örnekler tespit edilmiştir. 

Bölgedeki yakın tarihli ahşap iskeletli yapılarda ise ahşap iskelet, daima bir taban aracılığı ile temele oturtulmuştur. Yapıların birinci ve varsa ikinci kat tabanları, alt tabanda olduğu gibi tek ya da bir yönde tek, bir yönde çift tabanlıdır.


Şekil 6. Zemin katı kâgir üst katı ahşap iskeletli yapı örneği, Gebze Tavşancıl

İskelette dikmeler taban üzerine 3–4 m ara ile yerleştirilmişlerdir. Pencereler köşeye ve birbirine yakın olduğu zaman, pencere boşluğu oluşturmak için bu ana dikmeler arasına, ara dikmeler konulmuştur. İskelet sisteminde yer alan dikmeler her zaman kare kesitlidir. Bölge-deki örneklerde zemin ve üst katlar arasında yükseklik farkı olması nedeniyle, dikmeler aynı yükseklikte değildir. Dikmelerde başlık kullanılması yaygındır. Köşe ve ana dikmeler Şekil 10’da görüldüğü gibi genel olarak her iki yönden payandalanmıştır.


Şekil 7. Tüm katları ahşap iskeletli yapı örneği, Düzce Konuralp

Geleneksel ahşap iskeletli konutlarda tekil (münferit) ve sürekli taş temel olmak üzere iki tür uygulama ile karşılaşılmaktadır. Tekil temel örnekleri daha çok ilçe ve köylerde, sürekli taş temel örnekleri genellikle kentlerde uygulanmıştır. Bölgedeki yakın tarihli ahşap iskeletli yapılar, çoğunlukla sürekli kâgir temellidir.




Şekil 8. Zemin katı hımış, üst katı bağdadi yapı örneği, Gölcük Saraylı


Birinci katta çıkma olduğunda, döşeme kirişleri 45–50 cm uzatılmakta, cephede dikmeler uzatılan döşeme kirişlerinin ucuna yerleştirilen taban üzerine oturmaktadır. Bazen çıkmalar, ana ve ara dikmeler hizasındaki konsollarla desteklenmiştir. Ahşap iskelet, en üst katın dikmeleri üzerine konan üst taban ve taban üzerine yerleştirilen tavan kirişleri ile tamamlanmak-tadır. Ahşap çerçeve, ana ve ara dikmelerden daha ince yatay ve düşey elemanlarla bölünmüştür. Dolgu malzemesinin türü, düşey bölme elemanlarının sıklığını belirlemektedir.

Dikmeler arasında yer alacak pencerenin dik-melere yakınlığına bağlı olarak, payandanın dikmenin ortasına yakın bir yere dayandırıldığı örnekler görülmektedir. Pencerelerin yapı köşelerine yakın olduğu durumlarda payandalar farklı şekilde yerleştirilmiş ya da hiç yerleştirilmemiştir. Çapraz payanda örnekleri ile bölgede Şekil 11’de olduğu gibi daha çok yakın tarihli ahşap yapılarda karşılaşılmaktadır

İnceleme alanı içinde yer alan geleneksel ahşap yapıların taşıyıcı iskeleti, el aletleri ile kabaca işlenmiş öğelerden oluşmaktadır. Taşıyıcılar genellikle kare ve dikdörtgen kesitlidir. Özellikle köylerde ağacın işlenmeden, sadece kabuğu soyularak kullanıldığı gözlenmiştir.

Yuvarlak kesitli elemanlardan taşıyıcı iskelette ve çatılarda yararlanılmıştır. Yakın tarihli ahşap yapılarda kullanılan elemanlar ise düzgün kesitli, standart malzemelerdir. Bölgede bazı yapıların ahşap iskeletinde kestane, çatılarında ise kavak ağacı kullanımı yaygındır. Çatısında kestane ağacı kullanılan yapılar da vardır.


Şekil - 10


Şekil - 11

Şekil 10. Bölgedeki geleneksel ahşap iskeletli yapılarda payanda yerleşimi, Düzce Konuralp
Şekil 11. Bölgedeki yakın tarihli ahşap iskeletli yapılarda payanda yerleşimi, Düzce

Dikmeler arasında yer alacak pencerenin dikmelere yakınlığına bağlı olarak, payandanın dikmenin ortasına yakın bir yere dayandırıldığı örnekler görülmektedir. Pencerelerin yapı köşelerine yakın olduğu durumlarda payandalar farklı şekilde yerleştirilmiş ya da hiç yerleştirilmemiştir. Çapraz payanda örnekleri ile bölgede Şekil 11’de olduğu gibi daha çok yakın tarihli ahşap yapılarda karşılaşılmaktadır.


Dikmeler arasında yer alacak pencerenin dik-melere yakınlığına bağlı olarak, payandanın dikmenin ortasına yakın bir yere dayandırıldığı örnekler görülmektedir. Pencerelerin yapı köşelerine yakın olduğu durumlarda payandalar farklı şekilde yerleştirilmiş ya da hiç yerleştirilmemiştir. Çapraz payanda örnekleri ile bölgede Şekil 11’de olduğu gibi daha çok yakın tarihli ahşap yapılarda karşılaşılmaktadır.

İskeletin oluşturulmasında kullanılan ahşaplar her zaman tek parçadır. Sadece tabanlar eklidir. Elemanlar birbirine çivi ile bağlanmıştır. Bazı geleneksel ahşap iskeletli yapılarda gözlenen dövme çivi örnekleri 9–20 cm arasında değişen boylardadır.

Bölgedeki yapılarda çivinin yanı sıra özellikle tabanların birbirine, köşe dikmelerin tabana, başlıkların dikmeye, çatı elemanlarının birbirine ve çıkma desteklerinin döşeme kirişlerine birleştirilmesinde geçme tekniği de uygulanmıştır. Geleneksel ve yakın tarihli ahşap iskeletli yapılarda, tabanlara ek yapmak gerektiğinde Şekil 12’de görüldüğü gibi TSE’nin “ahşap birleştirmeleri” tanımlamasına göre pahlı boy birleştirme uygulanmıştır. Bölgedeki bazı yapılarda Şekil 13a’da olduğu gibi alt tabanların birleştirilmesinde kertme zıvana uygulanmıştır. Özellikle üst üste bindirilerek oluşturulan tek tabanlı yapılarda ise Şekil 13b’deki gibi dikmelerin tabana birleştirilmesinde çivi yanında zıvanalı birleştirme yapılmıştır. Geleneksel yapılarda payandaların tabana ve cumba ile balkon desteklerinin döşeme kirişlerine birleştirilmesi Şekil 14’de olduğu gibi göğüslü zıvana olarak yapılmıştır. Payandaların tabana birleştirilme-sinde kullanılan göğüslü zıvana, TSE’nin “ah-şap birleştirmeleri” tanımlamasında kurtağzı düz payanda birleştirme olarak belirtilmiştir (TS 4499, 1985). Şekil 15’te görülen çapraz payanda kullanılan bir örnekte, payandalar birbirlerine çift taraflı kertme istavroz geçme yöntemi ile birleştirilmiştir (TS–4499, 1985). Akçakoca’da bulunan bir yapıda ahşap iskelet sistemi içinde yer alan yatay ve düşey bölme elemanlarının bağlantılarında da Şekil 16’da olduğu gibi geçme yöntemi uygulanmıştır. Şekil 17’de görülen zemin katı yerden yükseltilmiş bir yapıda, yek-pare dikme- yatay bölme elemanı birleşiminde de açık düz kanallı birleştirme yapılmıştır (TS–4499, 1985). Dikmenin üzerine yerleştirilen başlıkların dikme ile birleşiminde Şekil 18’de görüldüğü gibi çivi ve geçme tekniği birlikte kullanılmıştır. 

Bölge içinde bulunan hımış yapılarda dolgu malzemesi yörenin olanaklarına bağlı olarak, taş, kerpiç, dal örgü, ahşap ve tuğladır. Bölgedeki yakın tarihli yapılarda ise dolgu malzemesi her zaman tuğladır. Bölgedeki hımış yapılar genellikle sıvalıdır. Yakın tarihli yapılar ise sıvanmadan bırakılmıştır.

Bölgede ahşap iskeletin kaplandığı yapılarda bu işlem iki şekilde uygulanmıştır. İlki, iskeletin hem dış hem de iç yüzünün bağdadi çıtası ile kaplanarak sıvanması; ikincisi, iskeletin iç yüzünün bağdadi çıtaları, dış yüzünün ise ahşap kaplanmasıdır. Bölgedeki bağdadi ve ahşap kaplamalı yapıların sayısı azdır.



Şekil 12. Bölgedeki bazı geleneksel yapılarda tabanlara ek yapılması, Yalova

Bölgede 1999 yılında meydana gelen depremlerin ahşap iskeletli yapılara etkisi:
Kültür Bakanlığı’nın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları’ndan alınan bilgilere göre;
Sakarya ili Adapazarı merkez ve Sapanca ilçesi, Kocaeli ili merkez ilçe ve Gebze ilçesi Tavşancıl beldesi ve Gölcük ilçesine bağlı Saraylı köyü’nde deprem hasarı olan ahşap iskeletli yapılar belirlenmiştir.
Bölgede yapılan incelemelerde de, Sakarya ili Hendek ilçesi, Gölcük ilçe-si Değirmendere beldesi, Yalova ili Çiftlikköy ilçesi Çukur Köy, Denizçalı köyü ve Düzce merkez ilçesine bağlı Konuralp beldesi ile Akçakoca ilçesi’nde hasarlı ahşap iskeletli yapılar saptanmıştır. Bölgedeki ahşap iskeletli yapılar arasında en fazla deprem hasarının Adapazarı kent merkezinde ve Sapanca’da meydana geldiği gözlenmiştir. Hasarlar genellikle zemin kat ve üst katlarında farklı yapım sistemi uygulanmış hımış yapılarda meydana gelmiştir. Yakın tarihli ahşap iskeletli yapıların depreme dayanımlarının daha iyi olduğu saptanmıştır.


Bir ahşap iskeletli yapının depreme dayanıklı olması için,

 Temelinin zemine ve yapıya uygun olması,
 Ahşap iskeletinin temele bağlanması,
 Taşıyıcı sisteminin yanal yüklere karşı dayanıklı olması,
 Yapıya uygulanan tüm deprem kuvvetinin elemanlara iletilebilmesi için ahşap elemanların birbirine doğru ve iyi bir şekilde bağlanması,
 Çatısının alt yapıya iyi bağlanması, gereklidir.

1999 yılında meydana gelen depremlerin etki alanı içinde kalan ahşap iskeletli yapıların deprem davranışlarını değerlendirebilmek için bu yapıların özellikleri incelendiğinde,

 Ahşap iskeletin temele bağlanmaması, yapıların sağlam zemine oturtulmasına dikkat edilmemesi,
 Zemin kat ile üst katlar arasında yükseklik farkı olması,
 Bazı yapılarda katlar arasında yapım tekniği farkı olması,
 Kargir zemin katların duvarlarının niteliksiz olmasının, bu yapıların deprem dayanımlarını azalttığı gözlenmiştir.
Ancak,
 İskeleti meydana getiren elemanların boyutlarının 1998 yılında yürürlüğe giren “Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik” e göre, depreme dayanıklı ahşap iskeletli yapılarda olması gereken boyutlara uygun olması,
 Ahşap iskelette yatay deprem kuvvetini karşılayan payanda yerleşimine genel olarak dikkat edilmesi,
 Özellikle taban, dikme-taban, payanda-taban ve payanda-dikme bağlantılarında çivinin yanı sıra geçme tekniklerinin de kullanılması,
 Yapıların basit ve simetrik planlara sahip olmaları,

Bu yapıların deprem dayanımlarını olumlu etkilemiştir. Nitekim bu yapılar deprem sonrasında çoğunlukla ayakta kalarak deprem dayanımı açısından gerekli olan koşullara sahip olduklarını göstermişlerdir.


Sonuç:
Bu çalışma bir yapının depreme dayanımını sadece yapıldığı malzeme ve yapım tekniğinin belirlemediğini, en önemli gereklerden birinin uygulamanın doğru yapılması olduğu sonucuna ulaşmıştır. 
Geçmişte sahip olduğumuz yapı geleneğinin devamı olarak, devletin de yönlendirmesi ile 1940’lardan itibaren yapımına başlanan yakın tarihli geleneksel ahşap karkas yapılar, depreme dayanım konusu dikkate alınarak yapılmış konutlardır. Bu yapıların yapımlarının sürdürülmeleri ve desteklenmeleri, özellikle deprem riski yüksek kırsal bölgelerde, geçmişle bağlantının sürdürülmesi, köy ve kasabalarımızın kaybettikleri karakterlerini geri kazanmaları açısından uygun olacaktır. 

Kaynaklar:
Ambraseys, N.N. Jackson, J.A. (2000). Seismicity of the Sea of Marmara (Turkey) since 1500, Geophysical Journal International, 141, 3, June, Huddersfield. UK.
Arseven, C.E. (Tarihsiz). Türk Sanatı Tarihi, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul.
Ambraseys, N.N. Finkel, C.F., (1995). The Seismicity of Turkey and Adjacent Areas, A Historical Review, 1500–1800, Eren Yayınevi, İstanbul.
Bayülke, N. (1979). Depremler ve Depreme Dayanıklı yapılar, Deprem Araştırma Enstitüsü, Ankara. 
Bayülke, N. (1985). Depremlerde yapılara gelen kuvvetlerin özellikleri, Deprem Araştırma Bülteni, 49, Yıl 12, Nisan, 6–37.
Bu Konuyu Paylaş Digg  Facebook  SlashDot  Delicious  Technorati  Twitter  Google  Yahoo


 

Hızlı yanıt'ı kullanarak çabukça ileti gönderebilir, iletilerinizde gülümseme ve bbc kullanabilirsiniz.

Kullanıcı Adı: E-Posta:
Doğrulama:
Resimde gördüğünüz harfleri giriniz
Harfleri dinle / Farklı bir resim göster
Resimde gördüğünüz harfleri giriniz:
Restorasyon kac harflidir ( Rakam yaziniz ):

Benzer Konular

Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
5200 Gösterim
Son İleti 13 Şubat 2009, 15:21:15
Gönderen: MaviMoR
0 Yanıt
5145 Gösterim
Son İleti 17 Şubat 2009, 21:11:34
Gönderen: MaviMoR
8 Yanıt
41412 Gösterim
Son İleti 05 Şubat 2013, 16:01:20
Gönderen: nesimi
4 Yanıt
43725 Gösterim
Son İleti 06 Ocak 2011, 15:21:20
Gönderen: fatmanur
0 Yanıt
2551 Gösterim
Son İleti 09 Aralık 2011, 21:54:29
Gönderen: yase

* Bizi Takip Edin

Son Mesajlar