20 Eylül 2019, 19:11:31Son Üye: kubraozdall

Reklam Alanı


Yanıt gönder

Kullanıcı Adı:
E-Posta:
Konu:
İleti Simgesi:

Doğrulama:
Resimde gördüğünüz harfleri giriniz
Harfleri dinle / Farklı bir resim göster

Resimde gördüğünüz harfleri giriniz:
Restorasyon kac harflidir ( Rakam yaziniz ):

kısayollar: göndermek için alt+s veya önizleme yapmak için alt+p\'ye basın


Konu Özeti

Gönderen: aliorhan
« : 09 Ocak 2015, 09:12:54 »

Erciyes Dağı'nın güney eteğinde Develi İlçesinde yer alan ve eski adı Spistra olan Gereme, ikonklastik dönemin önemli yerleşim bölgelerinden biridir. Su aramak için yapılan bir çalışmada 20-30 metre toprak altında kemerlerin çıkması, yörede yaşanan afetlerin büyüklüğünü ortaya koymaktadır.           
Hristiyanlık döneminin, önemli dini merkezlerinden olan Gereme Develi ilçesinin 12 km. kuzeyinde ve Erciyes Dağı’nın güney eteğindedir. Lifos tepesi ile Erciyes arasında kalan dik vadide bulunmaktadır.
Yüksekliği 2000-2500 metreyi bulan bölgenin etrafı Kilise Tepe, Yamaç Tepe, Gök Tepe ve Kartın Tepeleriyle çevrilmiştir. Bu bölgeye ilk önce Proto Hititler, Hititler; Asurlar, Firigyalılar, Romalılar gelmiştir. En son gelen Bizanslar bugünkü tarihi kalıntıları bırakmışlardır.   
 Eski adı “Spistra” olan Gereme’nin hristiyanlığın ilk dönemlerinde önemi daha da artmış, Hz. İsa’nın havarilerinden Aziz Paul dini neşriyatını yaymak için 532 Yılında Gereme'ye gelmiştir.
Nika isyanı ile baş gösteren resim ve heykellere karşı düşüncelerin Bizans’ın başşehri İstanbul'da yer bulamadığı anlaşılınca resme tapanlar Ürgüp–Göreme yöresine, resme tapmayanlar ise Gereme’ye gelerek yerleşmişlerdir. Bu zamanda Gereme’nin nüfusunun 400.000’e yaklaştığı tahmin edilmektedir.
Gereme’deki Saint Paul taraftarları kendi yandaşlarını çoğaltmak için Göreme Hıristiyanlarıyla savaşmışlardır. Kendi yandaşları arasında bulunan asilerin günah çıkartmaları için etraf bölgelerden buralara kadar gelip yerleşmeleri nüfusun artışında büyük rol oynamıştır.       
Zamanla bazı doğal afetler neticesinde şehir ve mabetlerden bir çoğu yok olmuştur. Şehrin her devri yaşadığı kalıntılardan anlaşılmaktadır. Bazı yüksek mabet ve meskenlerin üst kısımlarının halen ayakta olması araştırmacılara epeyce ipucu vermektedir.
Roma stili kemerler ve yöreye hakim tepe üzerinde bulunan Paul kilisesine ait bazı sütunlar da hala yerinde durmaktadır. Kısmen tahrip edilmiş Gereme'nin sarayı olduğu tahmin edilen bina kalıntılarının kemerleri ayakta kalmakta zorlanmaktadır.
Su aramak için yapılan bir çalışmada 20-30 metre toprak altında kemerlerin çıkması yöredeki afetlerin büyüklüğünü de ortaya çıkaran delillerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

* Bizi Takip Edin

Son Mesajlar