Merhaba

Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Reklam Alanı

Gönderen Konu: Yıldız Teknik Üniversitesi - Eminönü Yeni Camii Hünkar Kasrı Kagir Ödevi  (Okunma sayısı 14039 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Restorasyon

  • Restorasyon Forum
  • *****
  • İleti: 827
  • Cinsiyet: Bay
YENİ CAMİ – HÜNKÂR KASRI Kagir Ödevi
                                             



ESKİLİK
Yapı eski özgünlüğünü kaybetmiş durumdadır. Ama yine’de bu yapının eskilik değeri hala mevcut durunda eskiliğinin hala biraz da olsa kendisini koruması normal çünkü Eminönü hünkar kasrı padişahlar tarafından çok sağlam ve kaliteli malzeme kullanılarak yapılmışdır o yüzden bu yapı sağlam durumdadır.

       Yapının Tanımı ve Tarihsel Gelişimi

     Padişahların bilhassa cuma namazlarını kılmak için geldikleri Hünkâr Kasırları Ramazan aylarında ve padişahların camiileri ziyaretlerinde, değişik zamanlarda da dinlenme amacı ile de kullanıldığı için çok özel olarak tasarlanmış mimari eserlerimizden. Yeni Cami'yi yaptıran Hatice Turhan Valide Sultan tarafından 1663 yılında bizlere armağan edilen Hünkâr Kasrı'da, Türk Çini Sanatı'nın en güzel örnekleriyle bezeli. Hatice Turhan Valide Sultan'ın Ramazan aylarında ibadet için ikamet ettiği kasır, Cumhuriyet döneminde işlevsiz kaldığı için uzun zaman bir fonksiyon verilemeden boş kaldı. 1980li 90 lı yıllarda Etnografya Müzesi yapılmak üzere bir şahsa devredildi. Ancak bu şahsın burayı amacı dışında kullanmasından dolayı mahkeme yoluyla tahliye edildi. Burayı restore edip müze haline getirecek yeni arayışlar içerisine girilmişken, 27.12.2002 tarihinde ve 20.01.2003 tarihlerinde iki defa olmak üzere tarihi eser hır-sızlarınca çinileri çalındı. 17.y.ya ait küçüklü ve büyüklü toplam 9.272 adet çiniden oluşan ve çok güzel turkuaz, kobalt mavi ve kırmızı renk ve desenlere sahip olan bu çiniler İstanbul Emniyet Müdürlüğü' nün yurt içinde ve dışındaki yoğun araştırmaları neticesinde bulundu ve vakıflara teslim edildi. Konu ile yakından ilgilenen dönemin İstanbul Valisi Erol Çakır'ın istekleri doğrultusunda kasrı İstanbul'un Fethinin 550. yılı etkinlikleri çerçevesinde restore etmeyi İstanbul Ticaret Odası kabul etti. Mimari bir büro kuruldu ve restorasyona başlandı. İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğü' ne fotoğraf, kamera kayıtları, tutanaklar v.b gibi tespitler yapılarak bir protokol oluşturuldu ve kasrın İTO'ya devri gerçekleşti.
        Birinci derecede öneme sahip bu değerli eserimizi restore etmek için ilgili mimari bürolardan teklifler alındı. Sonunda Mimar Hatice Karakaya' nın projesi kabul edildi. Bunun üzerine çizimler, fotoğraflar tarihsel araştırmalar, üniversite raporları, restitüsyon ve restorasyon projeleri hazırlandı. 1. No'lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'ndan restorasyon için onay alındı.
       Hatice Turhan Sultan Hünkâr Kasrının onarımına öncelikle kurşun ve ahşap malzemeleri
tamamen harap olmuş olan çatı bölümünden başlanılacaktır, ikinci önemli konu binayı içten
taşıyan ahşap karkasların tamamen çürümesinden dolayı bu taşıyıcı özellikteki karkaslar aynı zamanda deprem için önlem olmak üzere yenilenecektir. Bu onarıma bağlı olarak mecburen çinilerin de çoğu elden geçirilmiş olacaktır.

İki katlı olarak inşa edilmiş olan bu eşsiz güzellikteki Hünkâr Kasrı' nın üst katı müze olarak ziyarete açılacak. Alt katı ise personel hizmetleri için kullanılacak

Mimari - Sanatsal Özellikleri

      Yeni Cami Hünkâr Kasrı, yapılışından günümüze kadar orijinal şeklini korumuş en eski örnektir. Aynı zamanda devrinin bütün ihtişamını aksettiren bu yapı, mimari ve dekoratif özellikleriyle XVII. Yüzyıl Türk sivil mimarisinin ilgi çekici bir eserdir. Adeta çinili ocakları, duvarları kaplıyan çini panoları, ahşap işçiliği, renkli cam pencereleri, sedef ve bağa kakmalı kapıları ile küçük bir saray görünüşündedir. Y. Mimar Behçet Ünsal, kasrın içerisinin çini, sedef kakma ve kalem işleriyle Türk dekorasyon sergisi olduğunu belirtmekte; yapısı, plan taksimatı bakımından da mimarimizin son yadigârı olduğunu sözlerine ilave etmektedir.
      Yeni Camiye bitişik bir kemer üzerine inşa edilen hünkâr kasrı kısmen sahil surlarının kalıntılarına istinat etmektedir. Türk mimarisi içerisinde bu tarz kasırların çok nadir oluşu da Yeni Cami Hünkâr Kasrının ehemmiyetini bir kat daha arttırmaktadır. Kasır Eminönü meydanının tanzimi sırasında camiye sonradan eklendiği düşüncesi ile yıktırılma tehlikesiyle karşılaşmış ve yıllarca da harap, bakımsız bir halde kalmıştır. Kasrın o zamanki harap durumunu Celal Esat Arseven şu kelimelerle ifade etmiştir. Türk sivil mimarisinin en güzel parçalarından biri olan bu kasır halen harap bir haldedir. Mimari tarihimize ve tezyinatımıza mühim bir vesika teşkil eden kasrı eski şekli ve tezyinatı muhafaza edilmek suretiyle yapılacak tamirle gerek sanat ve gerek turizm bakımından kazanılacak kıymet yanında edilecek masrafın büyük görülmemesi icap eder.
      Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1949 yılında Yeni Cami Hünkâr Kasrı restore edilmeye başlanmıştır. Y. Mimar Vasfi Eğeli ve Y. Mimar Süreyya Yücel’in nezareti altında yapılan restorasyon sonucunda, bu sanat abidesi yıkılmaktan kurtulmuş ve bugünkü durumuna ulaşmıştır.
Kasır üzerindeki çalışmalarda özellikle yapının harap ve o nisbette tehlikeli bir durum gösteren cephesi öncelikle ele alınmış, surlara dayanan kaidesi yeniden muntazam blok taşlar ile örülerek takviye edilmiştir. Bu arada Eminönü meydanına bakan cephenin dışarıya doğru çıkıntılı şahniş kısmının dayandığı taş konsollarda tamamiyle elden geçirilecek yenilenmiştir. Kasrın dahili çalışmalarında, orjinal Edirnekari kalem işlerine ait önemli izler bulunmuş, kırık çini karolar da vakıfların inşaat depolarında bulunanlar ile değiştirilmiştir.

Yeni Cami Hünkâr Kasrı üç ayrı kattan meydana gelmiştir. Rampanın altındaki mekâna 3.10 x 6.00 m. Ölçüsünde beş oda yerleştirilmiştir. Bunlar camideki imam, müezzin kayyum v.s. gibi görevlilerin bekleme odalarıdır. Ayrıca kasrın altında 10.90 x 4.20 m. ölçüsündeki büyük bir mekân da şerbethane olarak kullanılmıştır.
     Kasrın 4.97 x 5.85 m. genişliğindeki geniş saçaklıklı kapısı rampaya açılmaktadır. Gittikçe yükselen, taş zeminle rampanın uzunluğu 45.20 x m. genişliği ise 5.93 m. dir. Padişahın at valide sultanın araba veya tahteravanla çıkmış olduğu bu rampa zeminin aslında dövülmüş topraktan olması kuvvetle muhtemeldir. Yeni Cami mihrabına bakan tarafta muayyen bir yükseklikten sonra şerit halinde birbirini takip eden pencerelerin bulunduğu dikkati çekmektedir. Ancak XX. yüzyıl mimarisinde karşımıza çıkan bu çeşit pencere sırasının burada yer yer alması oldukça şaşırtıcıdır. Üzeri iki tarafa meyilli bir çatı ile örtülü olan rampanın orta yerindeki kapıdan dıştan taş konsollar üzerine oturtulmuş 11.10 m.
uzunluğundaki balkona, oradan da kasrın alt katındaki hizmet karlara tahsis edilen basık
tavanlı odalara girilmektedir. Burda 14.80 x 3.75 m. ölçüsünde bir koridor vardır. Bu
koridora dört oda ve bir de helânın kapıları açılmaktadır. Odaların büyüklükleri ve pencere
sayıları birbirine eşit ölçüde değildir.

      Türk mimarisindeki ağaç işçiliğinin en güzel örneklerinden olan kasrın giriş kapısı sedef ve bağa kakmalıdır. Kapının iki ayrı renkte ablak tabir edilen birbirine geçme kilit taşlarıyla yapılmış yuvarlak kemerli sögeleri üzerindeki yeşil zeminli kitabeliğe yaldızlı sülüs yazı ile kelime-i tevhit yazılmıştır. Bunun dışında kalan bütün duvar tamamen çiniler ile kaplanmıştır. Kasrın çinileri bölümünde sözünü edeceğimiz bu çiniler birbirinden farklı cins ve kalitededir. Değişik örnekler bize onların onarım sırasında kırık çinileri yerine konulmuş olduğunu göstermektedir. Ayrıca sol taraftaki demir kapı sahil surlarında kalabilmiş küçük bir yere açılmaktadır.
Kasrın içerisinde duvarları nefis çiniler ile süslü L şeklindeki sofanın bir tarafından sultan dairesine diğer taraftan da camiin hünkâr mahfiline geçilmektedir.
Ayrıca kenarda hizmetkârlara ait olduğu sanılan küçük ve basit bir oda bulunan bu taş zeminli sofa altlı üstlü iki sıra pencere ile aydınlatılmıştır. Alt sırayı meydana getiren on pencere ahşap kepenkli dikdörtgen söğeli olup binanın havalandırılmasının temini için açılıp kapanabilmektedir. Üst sırayı teşkil eden oniki kafa penceresi ise tamamiyle sabittir.
      Bu mekânın aslında Sultan dairesinde görüldüğü gibi ahşap oymalı tezyini bir tavan ile örtülü olması kuvvetle muhtemeldir. Fakat maalesef onarım sırasında aslında ait hiçbir ize rastlanamamış bu yüzden de ince çubuklarla birbirinden ayrılmış yeşil boyalı ahşap bir tavanla üzeri kapatılmıştır. Bu çeşit örtü sistemi rampada olduğu gibi kasrın orjinal izlere rastlanmıyan birçok yerinde kullanılmıştır. Bununla beraber Vakıflar Genel Müdürlüğünün Türk İnşaat ve Sanat Eserleri Müzesinde Ahşap mimari elemanları seksiyonunda teşhir edilen Edirnekari tavan göbeğinin buraya ait olduğu söylenmektedir. Bu parça 1966 yılında müzenin kuruluşu sırasında vakıf teberrükat anbarlarında bulunarak müzeye nakedilmiştir. Diğer taraftan Hattat Ressam Murtaza Elker de rampanın nefis bir ağaç işçiliğine sahip bir tavanla örtülü olarak 70–80 yıl önce gördüğünü ifade edilmiştir.
Kasrın iki tarafını kuşatan L şeklindeki sofadan üzerinde altın yaldızlı Edirnekari kalem işleri bulunan ahşap söğeli sedef ve bağa kakmalı iki ayrı kapı vasıtası ile sultan dairesine geçilmektedir. Bu daire küçük bir koridor üzerinde içerisinde çinili ocakları bulunan iki oda ve bir helâdan ibarettir.
      Sultan dairesinde köşede yer alan oda 9.20 x 5.75 m. ölçüsündedir ve kasrın en nefis çinileri de burada toplanmıştır. Son derece mükemmel aydınlatılan bu odanın iki sıra halindeki pencerelerinden alt sıradaki yedi tanesi ahşap kapaklı mermer söğeli demir şebekelidir. Üst sırada ise çeşitli dekoratif şekiller göstererek birbirini tamamlayan sivri kemerli alçı zemin üzerine renkli camlı oniki pencere bulunmaktadır. Pencerelerin bir kısmında renkli camlardan aralarında üzüm salkım ve dallarının dolaştığı iki narin servi resmedilmiş bir diğerinde ise gene renkli cam ve alçıdan içerisinden çıkan çiçeklerin bütün yüzeyi doldurduğu bir sepet işlenmiştir. Burada görülen pencerelerden bazıları diğerlerine göre daha sadedir; içlerinde sadece tali derecede yuvarlakların bulunduğu madalyonları ihtiva
etmektedir. Kuzey cephede bulunan ortadaki alçı pencere ise iki mevzun servi görülmektedir. Bunlar sanki güzelliğin estetiğin sembolüdürler ve ayrıca aralarında da üzüm salkımları dolaşmaktadır. Son devirdeki onarım sırasında ele alınan bu pencerelerden aslında en uygun olanının madalyonlu pencereler olması kuvvetle muhtemeldir.
      Çinili ocağın önündeki mekânın üzeri ahşap bir kubbe ile örtülmüştür. Burada kare bir mekândan oniki köşeye oradan da yaldızlı ahşap mukarnasların yardımıyla kubbe yuvarlağına geçiş sağlanmıştır. Kasrın 1949 yılındaki onarımı sırasında yenilenen bu kubbenin tamamen süslenmiş olduğunu burada bulunan üzeri motifli birkaç yapıştırma levhadan öğreniyoruz. Sayıca pekaz olan bu parçalar bir fikir vermek amacıyla kubbe içersine rastgele yerleştirilmiştir. Kubbe dışında kalan bir sıra mukarnaslı friz ve türk üçgenleri ile sınırlanmış dikdörtgen şeklindeki tekne tavanla örtülmüştür. Bu tavan ile oda duvarları arasında kalan korniş kısmı da iç içe geçirilmiş geometrik şekiller ve altın yaldızlı motifler ile bezenmiştir. Bu tavan ince marangozluğun nakkaşlığın maharetini sanatını gösterdiği gibi Türk mimarisindeki tavanlar ve ağaç işçiliği hakkında da bize oldukça iyi bir fikir vermektedir.
Sultan dairesindeki 4.40 x 5.95 m. ölçüsünde nisbeten daha küçük olan ikinci odanın duvarları da çini panolar ile kaplanmıştır. Diğer odada olduğu gibi burada daçinili bir ocak vardır. Tavanın asli şekline ait bir parçaya rastlanamadığından burası da yeşil boyalı ahşap bir kaplama ile örtülmüştür. Altlı üstlü dört pencere ile aydınlanan bu oda sultan dairesindeki küçük koridordan Türk süsleme sanatında önemli yeri olan altın yaldızlı Edirnekari bir paravana ile ayrılmıştır. Kasrın bazı yerlerindeki kapı söğelerinin üzerini kapatan boya tabakaları kazınacak olursa bunların altından da Edirnekari bezemenin çıkacağına şüphe yoktur. Zira zaman zaman yapılan ufak çaptaki araştırmalar birçok güzel örneği ortaya çıkarmıştır.

KULLANIM DEĞERİ
Yeni Cami,  Hünkâr Kasr'i, Türbe, Misir Çarsisi, Sibyân Mektebi, Dârü'l-Kurrâ, Medrese, Sur seklinde deniz tarafinda dis Avlu, Kapu, Helâ ve dükkânlarla birlikte tam bir külliye'dir.
Günümüzde bu Külliye'den geriye kalanlar, cami, harap bir vaziyette Hünkâr Kasr'i, Türbe, Misir Çarsisi, yikilan surlardan bakiye üzerine salas dükkânlar yamanmis, Hünkâr Kasr'inin oturdugu surlardan küçük bir bölümdür.
Sibyan Mektebî, Dâru'l-Kurrâ, Medrese ve dükkânlarin yerlerinde baskalarina ait, baska binalar vardir. Yeni Cami'in sag taraftaki Minâresi hayirperver bir müslüman kardesimiz tarafindan itinâ ile aslina uygun olarak restore ettirilmistir.
Cami'in iç mekânlari, zemin dösemesi, Ana kapilar ve revakli Avlu'nun kapilari itina ile restore ettirilmistir. Vakiflar Idare'sinin ciddî engellemelerine ragmen bu hizmetler, Cami'in dernegi tarafindan yaptirilmistir. Yeni Cami Külliyesine dâhil, Dâru'l-Kurrâ, Sibyan Mektebî, Helâ ve dükkânlarin yerinde maalesef, baska kurulus ve sahislara ait, binâ'lar ve salas dükkânlar vardir. Sebil ile Türbe arasinda bulunan Isbankasi Binasi, Hünkhar Kasr'i ile deniz tarafindaki surlar arasinda, daha önce Osmanli Bankasi'na ait olan Bina, bu Banka Dogus Grubu tarafindan satin alinarak Garanti Bankasiyla birlestirildigi için simdilerde Garanti Bankasi Subesi olarak kullaniliyor. Yeni Cami, Arpacilar Cami'i, Hidâyet Cami'i tam olarak meydana çikarilmalidir. Iste o zaman tam olmasa bile, Istanbul'un vitrini olan Eminönü'nün çehresi nisbî olarak degismis ve güzellesmis olacaktir.  Istimlâk sonrasi, Tarihî niteligi olmayanlar yikilir, meydan açilir. Tarihî niteligi dolaysiyle yikilmayacak olanlar, vakif ruhuna, vakfiyenin sartlarina uygun hizmetlerde kullanilabilir. Kütüphâne, konferans salonlari, okul, imâret gibi...

İZLENİM
Bu yapıyı ele aldığımızda yapının nasıl görkemli ve gösterişli odlunu görmekteyiz. Bu yapıdaki kullanılan çok malzeme var. Ahşap iskelet,Mermer,Alçı pencere,Mozaik çini,Kündekari kapı,Edirnekari,Ahşap çatı Bu yapı dışardan kagir iç den  ahşap iskelet olmaktadır. Yapının sağ tarafa yani deniz tarafına kaydığını görmekteyiz. Yapı ahşap kazıklar üstüne oturtulmuşdur. Hemen yanında deniz olduğundan altında deniz suyu vardır.




Eminönü camii hünkar kasrı plan şeması




Alçı pencere




Baş oda ahşap mukarnasları




Kündekari kapı



Sedef kapı



Kurşun kaplama
« Son Düzenleme: 20 Şubat 2011, 20:12:56 Gönderen: istanbuL »

nakkash

  • Restorasyon Forum
  • ***
  • İleti: 186
  • Cinsiyet: Bay
ben bildim bileli restorasyonda. bittiğini söylediler geçen yıl fakat 3-5 ay önce denedim sokmadılar içeri. hep bir padişah gibi at üzerinde girişteki o yokuşu çıkmak istemişimdir bir padişah gibi:) zor ama iyi bi restorasyondan geçti zannımca. çok asil bir mekan edirnekarisi ve sedef işçiliği beni çok etkilemişti kapılarda vb.
nihayetinde Allah itodan razı olsun.
« Son Düzenleme: 08 Ağustos 2009, 23:59:07 Gönderen: istanbuL »

freeman19
  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 39
  • Cinsiyet: Bay
ben orda çalıştım 2 yıl çok güzel staj hayatı yaşadım way be ordan ayrıldık nerelere geldik.

nakkash

  • Restorasyon Forum
  • ***
  • İleti: 186
  • Cinsiyet: Bay
Nerelere geldiniz peki? o da önemli bizim için, belki paylaşmak istersiniz...

 

* Bizi Takip Edin

SimplePortal 2.3.7 © 2008-2020, SimplePortal