Rum Başpiskoposunun Restorasyon talebiRum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu II. Hrisostomos, Karpaz’daki Apostolos Andreas Manastırı'nın restore edilmesi için sabırsız davranmaya devam ediyor. 
Rum Başpiskoposu, "Restorasyon hemen başlamazsa, çift kabin araca yapı iskelelerini yükleyip restorasyon için manastırı restore etmeye biz gideceğiz." dedi.
Rum Simerini gazetesinin haberine göre, bir kabulünde konuşan Hrisostomos'a, "manastırın, Patra Üniversitesi ve mimarlarla işbirliği içerisinde Kültürel Miras Teknik Komitesi tarafından restore edilmesine Başpiskoposluğun olumlu bakıp bakmadığı" şeklinde bir soru sorulması üzerine, “Kıbrıs Kilisesi’nin böyle bir şeyi memnuniyetle karşılar cevabını veren II. Hrisostomos, “ancak bu çalışmanın hemen başlaması gerektiğini, çünkü kimsenin, kemerin ne zaman çökeceğini bilmediğini” kaydetti.
Manastırdaki kemerin “kilit taşının” yerinden çıktığından ve kemerin, ardından da yarı kubbenin yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya olduğundan bahseden Hrisostomos, “Teknik Komite bunu bu günler içerisinde yaparsa, bunu alkışlayacağız” dedi. Hrisostomos, konunun “çok ivedi ve tehlikeli” olduğunu söyleyerek, “Bu nedenle işgal güçlerine 15 gün müddet verdik” ifadelerine yer verdi.
“Eğer bize izin vermezlerse, iznimiz olmadığı için bizi tutuklamaları tehlikesiyle biz (manastıra) gideceğiz” diyen Hrisostomos, “barikatta Türk askerinin, onların geçişine izin vermeme” ihtimalinin sorulması üzerine, “Bizim geçmemize izin vermeyeceklerini zannetmiyorum” dedi.
Hrisostomos sözlerinin devamında, “yapı iskelelerini çift kabin araca yükleyeceklerini, mühendis, inşaat ustası ve yardımcısının içeri gireceğini ve bahse konu taşı desteklemek için o alana gideceğini” ileri sürdü. Eğer manastıra gitmelerine izin vermezlerse başka imkanlarının da var olduğunu savunan Hrisostomos, ancak daha bunun zamanının gelmediğini belirtti.
Engellenmeleri durumunda “Türkiye’yi ifşa etmek amacıyla” alabilecekleri başka önlemler olduğunu savunan Hrisostomos, “ancak Türkiye’nin ifşa edilmek istediğini düşünmediğini” söyleyerek, “Türkiye’nin kendini her yerde, eserlere saygı duyan, herkese hizmet etmeye çalışan demokratik bir ülke olarak göstermek istediğini” savundu. CİHAN