19 Kasım 2017, 03:54:36Son Üye: Tugce Sert

Gönderen Konu: Trabzon Kiliseleri  (Okunma sayısı 5331 defa)

Restorasyon

  • Restorasyon Forum
  • *****
  • İleti: 827
  • Cinsiyet: Bay
Trabzon Kiliseleri
« : 27 Ocak 2009, 22:38:10 »
Trabzon kiliseleri mimari yapısı ve bezemeleri diğer Bizans kiliselerinden ilk görüşte ayrılmaktadır. Trabzon ve çevresindeki kiliseler genellikle yumuşak, muntazam kesilmiş taş duvarları ile farklı bir görünüme sahiptirler. Coğrafi yakınlıkları nedeniyle de hem mimari, hem de bezemelerinden ötürü daha çok Kafkasya’ya yakınlık göstermektedirler. Bununla beraber, tek sahanlı veya kapalı Yunan Haç plân tipini benimseyişlerinden de Kafkasya’dan ayrılmışlardır. Bu plân düzenlerinde mimari elemanların nispetleri açısından ortaya bazı yenilikler de koymaktan geri kalmamışlardır. Özellikle Trabzon kiliselerinin apsid ekseninde uzanmaları yapıya daha ince bir görünüm kazandırmıştır. Bunun yanı sıra kubbe kasnağının dışarıdan köşeli oluşu da yöreye has bir özelliktir. Bizans kiliselerinde en ve boy arasında fazla bir uzama olmamasına karşılık bu düzensizlik Trabzon kiliselerinde kendini açıkça göstermektedir.

Genellikle Trabzon kiliseleri kubbesiz bazilika, kubbeli dört payeli veya sütunlu, dört duvar üzerine kubbeli olmak üzere üç ana mimari grupta toplanmaktadırlar.


Hagios Eugenios Kilisesi (Yeni Cuma Cami) (Merkez)

Trabzon’un güneyinde, Boztepe’de, Tabakhane Deresi’nin doğusunda, Yeni Cuma Mahallesi’nde, yeni Cami Sokağı ile Yeni Cuma Camisi çıkmazının kesiştiği yerdedir.

Kiliseye ismini veren Trabzon’un kurtarıcı ve koruyucu Azizi Eugenios, III. yüzyılda yaşamış Trabzonlu bir Hıristiyan azizdir. Kaya kovuğunda keşiş hayatı yaşayan Aziz Eugenios’un paganizm inancı ile çatıştığı ve bu yüzden de ölümünden sonra aziz ilân edildiği söylenmektedir.

İmparator Diocletianus (MS.285–305) zamanında Trabzon’da da Hıristiyanlığın yayılmasıyla ilgili hareketler başlamıştı. Boztepe’deki bir mabede Eugenios ile arkadaşları MS.281’de saldırıda bulunarak Mithros’un heykelini tepeden aşağıya atarak kırmışlardır. Bunun üzerine Romalılar Eugenios ve arkadaşlarını yakalayarak, işkence edip öldürmüşlerdir. Eugenios’un arkadaşları da onun cesedini doğduğu evin yanı başına gömmüşlerdir.

İmparator Alexios Kommenos (1204–1222) Trabzon’da ayrı bir devlet kurduktan sonra Eugenius’u baş aziz ilân etmiş ve gömüldüğü yere Hagios Eugenios Kilisesini yaptırmıştır. Aziz Eugenios’un kafatasını altınla kaplatmış, üzerini değerli taşlarla süslemiş ve kilisenin güney nefi absidine gümüşten bir lahit içerisinde yerleştirmiştir. Trabzon’un Osmanlılar tarafından fethinden önce kilisenin önde gelenleri Aziz Eugenios’un kemikleri mermer bir blok içerisine koyarak binanın altına gömmüşlerdir. Gümüş lahdin ne olduğu bugün bilinmemektedir. Aziz Eugenios Trabzon azizleri arasında son derece büyük saygı gören bir kişidir. Selçuklular 1228’de bu kiliseye yakın bir yerde ordugâh kurarak şehri kuşatmışlardı. Ancak hücumlar şiddetli bir kasırga ile engellenmiş, bu durum Aziz Eugenios’un manevi gücüne bağlanmıştır. Trabzon sikkelerinin bir yüzünde imparatorun, diğer yüzünde ise Aziz Eugenios’un resmi bulunmaktadır. Şehir surlarının kuzeyinde, kule yanındaki şapelde İmparator I.Aleksios ve diğer imparator freskleri arasında Aziz Eugenios’un asker elbiseleri giymiş freski bulunuyordu.

Aziz Eugenios Kilisesi, günümüze son derece iyi bir durumda gelmiştir. Kapalı Yunan haçı plânında olup, 16 köşeli bir kasnak üzerine oturan kubbe altı paye ile desteklenmiştir. Ne var ki, batı yönündeki giriş son devirlerde yapılan ilavelerle özelliğinden uzaklaşmıştır. Doğu cephesinin ortasında biri büyük, ikisi küçük olmak üzere üç bölümlü apsidi yer alıyordu. Yan apsidler birer pencereli ve yuvarlak olmalarına karşılık orta apsid beş köşeli olup, üç yüzünde üçer penceresi vardır. Ana apsidin pencere hizasından geçen bir friz bu bölümü ikiye ayırmıştır. Osmanlı döneminde buraya bir kapı açılmış ve üzerine de bir kitabe yerleştirilmiştir.

Kuzey cephesindeki bazı izler burada birkaç devrin birbirini izlediğine işaret etmektedir. Burada bazilikaya ait duvarlar, sonradan yapılan kapalı Yunan haçı planlı kilisenin kemerli, beşik tonozlu iki payeli bölümü ile Osmanlı döneminde yapılan minare bu cepheyi oldukça değiştirmiştir.

Bizans dönemine ait narteks de bugün büyük ölçüde özelliğinden uzaklaşmıştır. Fallmerayer’in XIX. yüzyıl başında gördüğü freskler bugün yerinde yoktur. İmparator I.Aleksios Komnenos’tan, İmparator III. Aleksios Komnenos’a kadar tahta geçen imparatorların portreleri narteksin yıkılmış olmasından günümüze ulaşamamıştır. Kilisenin tümü yumuşak bir kalker taşından yapılmıştır. Cephe süslemesinde Bizanslıların çok fazla uyguladıkları tuğla bezeme dekorasyonu burada görülmektedir. Trabzon kiliselerinin esas süslemesi olan tıraşlanmış taş burada da karşımıza çıkmaktadır.

Trabzon’un Rus istilası sırasında ortaya çıkarılan mozaik döşemesinin üzeri kapatılmış bulunmaktadır. D.Talbot Rice’nin sözünü ettiği, kubbe altına rastlayan bu mozaik kare çerçeveler içerisine alınmış 3 m. Çapında bir daire ve iç içe 12 daireden oluşmuştur. Bunun yanı sıra köşelerde kare ve daireler arasında yine yuvarlak motifler dikkati çekiyordu.

Trabzon’un Fatih Sultan Mehmet tarafından fethinden sonra camiye çevrilmiş, kuzeyine bir giriş kapısı ile minare eklenmiştir. Ayrıca kilisenin büyük apsisinde bir giriş daha açılmıştır. Bugün barok üslupta olan bir mihrap eklenmiş ve yanına da son derece ahşap minber konulmuştur. Bu eklerden başka iç mekân kalem işleri ile süslenmiştir. Pandantiflerde görülen yazıları Hattat Hafız Hasan Rıfat yazmıştır.


Trabzon Ayasofyası (Merkez)

Trabzon’da günümüze en iyi biçimde gelebilen kiliselerden biri olan Trabzon Ayasofyası İmparator I.Manuel (1238–1263) zamanında yapılmıştır. Geç Bizans kiliselerinin en iyi örneklerinden biri olan bu yapıdan Evliya Çelebi (1648), Pitton de Tournefort (1701), Hamilton (1836), C.Texier (1864), Trabzonlu Şakir Şevket (1878), Lynch (1893) ve D.Winfield (1985) gibi araştırmacılar söz etmişlerdir. Timur zamanında Trabzon’dan geçen İspanyol elçisi Clavijo da gezi notlarında bu kiliseye değinmiş ve bazı ilginç noktalar üzerinde durmuştur:

“Ayin esnasında bir kitap kullanılmamaktadır. Sonra Ayasofya’nın istisnası ile kiliselerin birinde çan yoktur. Ayin yapılırken mühim kısımlarına işaret eden bir tahtaya vurulmaktadır. Bütün papazlar evlidirler. Ama bunlar yalnız bir kere evlenirler ve mutlaka bir bakire alırlar. Papazın zevcesi ölünce papaz bir daha evlenmez”.

Ayasofya Kilisesi merkezi plandan oluşan, yüksek kasnaklı kubbesi, dairevi, çokgen apsidleri, portikleri ve taş süslemeleri, freskleri ile ilginç bir yapıdır.

Son derece güzel bir işçilik gösteren kilisenin ilk yapıldığı yıllarda manastır olarak kullanıldığı, güney yönündeki bazı duvar kalıntılarından anlaşılmaktadır. Ayrıca burada küçük basamaklı merdivenlerle inilen, büyük bir olasılıkla bir gürcü prensine ait olduğu sanılan mezar odası vardır.

Kuzey, batı ve güneyden üç ayrı girişi olan kilise, ayrı bir atrium ile nartekse sahiptir. Narteksin güneyinde, iki yanında bazı mezarlar yer almaktadır. Üç nefli plân düzeninde nefler ayrı ayrı apsidlerle sonuçlanmakta olup, bunlardan yandakiler yuvarlak, ortadaki beş köşelidir. Orta mekân oldukça büyük ölçüde, dört mermer sütunun taşıdığı pandantifli, onikigen kasnaklı yüksek bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbenin dışında kalan bölümlerin üzerleri içten tonoz, dıştan kiremit kaplıdır. Yapının batısından demir merdivenlerle kadınlar bölümüne çıkılmaktadır.

Kiliseden ayrı olarak, 1427 yılında yapılan çan kulesini Minas Bızıskyan şöyle anlatmaktadır:

“Kule iki katlıdır. Taş merdivenlerden çıktığımız birinci kat, ayin masası ile üç adım genişliğinde ve her tarafı resimlerle süslü ufak bir şapeldir. Fallmerayer, kulenin doğudaki dış duvarlar üzerinde doğuya has elbiseler giymiş ve taç takmış üç kişinin freskini görmüştür”.

G.Millet bu fresklerin büyük olasılıkla İmparator I.Aleksios (1417–1429) ve onun oğlu Alexander ve baldızına ait olduğu düşüncesindedir.
Trabzon kiliseleri arasında Ayasofya, en zengin bezemeye sahip olanıdır. Güney girişindeki taş bezemeler Bizans sanatının yanı sıra Selçuklu sanatı izlerini de taşımaktadır. Özellikle batı yönündeki mihrapların mukarnaslı bölümleri, sütun başlıkları İslâm üslubunu hatırlatmaktadır. Bunun yanı sıra kuzey cephedeki alınlık üzerindeki geometrik kompozisyonlar, madalyonlar XIII. yüzyıl Selçuk taş işçiliği ile çok yakın benzerlikler göstermektedir. Özellikle güney cephe, yapının en gösterişli kabartmalarının yer aldığı bölümdür. Burada kabartma olarak insanın yaratılışı tasvir edilmiştir. Cennet ile Havva’nın yaratılışı, Âdem’in meşhur elmayı Havva’dan alışı, cenneti sembolize eden ağaçlar, meleğin cennet kapısındaki tembihleri, cennetten kovulma, pişmanlık ve Habil’in Kabil’i öldürmesi burada görülmektedir. Güney cephenin kilit taşı üzerinde de Komnenosların sembolü olan tek başlı kartal motifine yer verilmiştir. Ayrıca bu cephenin alınlıktaki sütun başlıklarına yakın yerler kentavroslar, grifonlar, sırt sırta güvercinler, içerisi dairelerle doldurulmuş kare panolar, ay, yıldız ve bitkisel bezemelerle süslenmiştir.

Trabzon Ayasofya’sının fresklerinin 1260 yılında yapıldığı sanılmaktadır. Günümüze son derece iyi korunarak gelebilen bu resimlerin Bizans Paleologos döneminin en erken örnekleri olarak tanımlanmışlardır. Özellikle burada İncil’den alınma konulara yer verilmiştir. Kubbe’de Pantokrator İsa, onun altında melekler korosu ve yazıt kuşağı dikkati çekmektedir. Bu kuşağın altında dizi halinde meleklerin yer aldığı bir friz, pencere aralarında oniki aziz tasvirleri yer almaktadır. Pandantiflerde ise değişik görünümlere yer verilmiştir.

Kilise ana koridorun batısında, son akşam yemeği, Hz. İsa’nın ayaklarının yıkanma sahnesi, bahçedeki can çekişme sahneleri resmedilmiştir. Kuzey koridorun doğusunda, Zacharius’un öldürülmesi, dört aziz tasviri, ana mekânın (Naos) doğu kemerinde ortada Hz.İsa, madalyon içerisinde iki aziz, güneyde Aziz Anna’nın yalvarışı, bir çocukla birlikte Meryem görülmektedir. Kemerlerde göğe yükseliş, Meryem, pandantiflerde St.Luke ve İsa’nın doğuşu, St.Mark, Baptism, St.Matthev, İsa’nın çarmıha gerilişi, St.Iohannes ve Anastasis sahneleri resmedilmiştir. Kilisenin batı duvarında, kıyametten önceki hesap günü, Peter’in inkârı; kuzey duvarında çarmıha geriliş, Anastasis, St.Simon, St.Sabas, St.Anthony, St.Euthemios, St.Theodosis ile ilgili freskler vardır. Ana mekânın (Naos) kuzeyinde de Thomas’ın şüphesi, İsa’nın Tiber gölü kıyısında görünüşü, Naos’un güneyinde Havariler, kuzeyinde balık ve ekmek mucizesi, su yüzünde yürüyen İsa’nın rüzgârı durduruşu, Peter’in kaynanasının şifa buluşu resmedilmiştir. Güneyde Baptism, Hz.İsa Siloum havuzunda körün gözlerini açılışı, İsa’nın mabetteki doktorla konuşması, Cana’nın düğün şenliği ve kötünün iyileşmesi sahneleri duvarları süslemiştir.

Narteks’in güney duvarında Cananite kadının kızından şeytanın kovulması, batı duvarında suyun şaraba çevrilmesi gibi mucizeler tasvir edilmiştir. Narteks’in batısında Jacobs’un rüyası, Jacobs’un meleklerle verdiği uğraş, Moses ve yanan çalılar, acılar içerisinde Job, peygamber Gideon Jesse’nin ağacı, sahnenin inkârı, muharip azizler, Abraham’ın misafirperverliği sahneleri bulunmaktadır.

Trabzon Ayasofyası’nın Trabzon’un fethinden sonra camiye çevrildiği söylenmektedir. Ancak son yıllardaki araştırmalar Ayasofya’nın, Sultan III. Murad zamanında Trabzon Beylerbeyi Ali Bey’in girişimleriyle camiye 1670 tarihinde çevrildiğini ortaya koymuştur. Mabet 1864’te Bursalı Rıza Efendi’nin teşvikleriyle onarılmıştır. I.Dünya Savaşı sırasında depo ile askeri hastane olarak kullanılmışsa da sonradan yeniden cami olmuştur. Edinburg Üniversitesi ile Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce bir kez daha onarılan yapı 1964 yılında müze haline getirilmiştir.



St.Savas Mağara Kiliseleri (Maşatlık) (Merkez)

Trabzon Esentepe Mahallesi’nin Boztepe yamaçlarında yer alan St.Savas Mağara kiliseleri Kapadokya üslubunda, tamamen kayaya oyularak yapılmışlardır. Giriş kısımları taş duvarlarla örülerek daha da kuvvetlendirilmiş, Komnenoslar zamanında (1204–1461) bir süre hapishane olarak kullanılmışlardır.

Kaynaklardan Halkidonta ruhani meclisi üyelerinden Kapadokya rahibinin MS.451’de burada yaşadığı, Rahip St.Sava’nın girişimleriyle kiliselerin manastıra dönüştürüldüğü öğrenilmiştir.

Mağara kiliseleri doğu, batı ve kuzey olmak üzere üç ana grupta toplanmışlardır. Bunlardan doğudakinin bugün yıkılmış taş merdivenli bir girişi vardı. Burası tamamen kaya içerisine oyularak genişliğine yayılmış bir mağaradır. Rutubetten büyük zarar gördüğünden 1411 tarihli fresklerin az da olsa yalnızca izleri seçilebilmektedir. Batıdaki kiliseye ince taşlardan yapılmış, duvara bağlı bir merdivenden çıkılmaktadır. Kuzeyden içerisine girilen mağara tek bir pencere ile aydınlanmakta, batısındaki vaftiz kuyusu dikkati çekmektedir. Bu kilisenin de freskleri bozulmuş olmasına rağmen tavandaki Hz. İsa ve havarileri açıkça görülmektedir. Kuzeydeki kiliseye ise, vadinin altından güneydeki kaya oyuğundan girilmektedir. Kayalara son derece muntazam oyulmuş olan bu mabedin absid ile denize bakan balkonun ilginç bir görünümü vardır. Bu kilisenin de duvarları fresklerle bezenmişse de bunlar da rutubetten etkilendiğinden çok güç seçilebilmektedirler.


Küçük Ayvasıl Kilisesi (St.Anna Kilisesi) (Merkez)

Trabzon Maraş Caddesi üzerinde, Merkez Postanesi’nin karşısında bulunan bu kilise şehrin en eski kiliselerinden biridir.

VII. yüzyılda yapıldığı sanılan kilise üç nefli, üç absidli bir bazilikadır. G.Millet bu kilisenin XIV.-XV. yüzyıllarda cenazelerde kullanıldığını ileri sürmüştür. Güneydeki giriş kapısı üzerinde İmparator Basileus I tarafından MS.884–885 yıllarında onarıldığı yazılmıştır. Ayrıca burada yatar durumdaki bir melek ile ayakta duran, kalkanlı ve mızraklı bir muhafız kabartması kiliseye ayrı bir özellik vermiştir.


St.Andrea Kilisesi (Molla Nakip Cami) (Merkez)

Trabzon Pazarkapı Mahallesi’nde küçük bir yapı olan bu kilise, Aziz Andrea’ya ithaf edilmiş, fetihten sonra da camiye çevrilerek Molla Nakip Camisi ismini almıştır.

Aziz Andrea, İmparator Diocletianus zamanında (MS.284–305) Trabzon’a gelmiş, Kemerkaya Mahallesi’nde bir mağarada yaşayarak Hıristiyanlığı yaymaya çalışmıştır. Aziz Andrea Hz.İsa’nın oniki havarisinden biri olup, Trabzon kiliselerinin çoğu Ona ithaf edilmiştir.

X.-XI. yüzyıllara tarihlendirilen bu kilise üç nefli bir bazilikadır. Yapıda tuğla ve moloz taş kullanılmış, üst örtüde beşik tonozdan yararlanılmıştır. Yapılan incelemelerde iç kısımlarının fresko ve mozaik olmadığı anlaşılmıştır.


St.Philip Kilisesi (Kudrettin Cami) (Merkez)

Trabzon Esentepe Mahallesi’ndeki bu kiliseyi İmparator III.Aleksios Komnenos’un kızı Anna Komnenos (1341-1342) Hıristiyan azizlerden St.Philip’in anısına yaptırmıştır.

Dikdörtgen plânlı, tek nefli yapının üzeri tonoz örtülüdür. Yalnızca absidin üzerinde kasnaklı yuvarlak bir kubbe vardır. Abside yakın bölüm Kafkas üslubunda, onikigen kasnaklı kubbe ile kapatılmıştır. Kilise 1665 yılına kadar kullanılmış, bundan sonra camiye çevrilmiş, 1968–1969 onarımında da yıkılarak yeni baştan yapılmıştır.


St.John Kilisesi (Sotha Kilisesi) (Merkez)

Trabzon Hızırbey Mahallesi’nde, Kuledibi İlkokulu’nun bitişiğinde yer alan bu yapı, MS.1306’da Theodora Tzanichites ve Gregory Kamachenos tarafından yaptırılmıştır. Metropolitan Constantinos da (1830–1879) 1856 yılında orijinal durumuna uygun biçimde yenilenmiştir.

Oldukça geniş bir arsa üzerinde, bazilika tipindeki yapı, Ayasofya ve St.Eugenios kiliseleri ile plân bakımından çok yakın benzerlikler göstermektedir. Üç nefli kilisenin kalın taş duvarları olup, kuzey, güney ve batı yönünde ayrı ayrı kapıları vardır. Ana mekânı örten kubbe dört fil ayağınca taşınmakta, tonozlarla da desteklenmektedir. Kubbe kasnağının duvarlarına açılan on iki pencere içerisinin aydınlanmasında büyük etken olmaktadır.

Trabzon’un fethinden sonra bir süre cami olarak kullanılmış, askeri depo olmuştur. Bugün Kuledibi İlkokulu olarak kullanılmaktadır.


St.Elefterios Kilisesi (Hüsnü Köktuğ Cami) (Merkez)

Trabzon Çömlekçi Mahallesi’ndeki bu kilisenin XV.yüzyılda Cenevizliler tarafından yapıldığı sanılmaktadır. Üç nefli bazilika görünümündeki yapının, fil ayakları ve sütunlar ile desteklenen üst örtüsü tonozludur.

Trabzon’un fethinden sonra, bir süre kilise olarak kullanılmış, 1923’de kendi haline terk edilmiştir. Bundan sonra özel kişilerce depo yapılmış, 1953’de de Hüsnü Köktuğ isimli şahıs tarafından camiye dönüştürülmüştür.


Santa Maria Kilisesi (Merkez)

Bu kilise, Sultan Abdülmecit’in fermanıyla Trabzon bölgesine gelen yabancıların ibadeti için 1869–1874 yıllarında yapılmıştır.

Barok üslupta, bazilika plânında üç nefli bir yapıdır. Bezeme yönünden son derece zengindir. Özellikle 1874’de Tentula Giongiacomo’nun yapmış olduğu kutsal tasvir sahnesi görülmeye değer güzelliktedir. Bunun yanı sıra kilisenin kuzey-batı ve güney duvarlarında St.Andiev, ziyaretçi St.Peter ve St.Eugenius’a ait resimler ilginç fresko örnekleridir. Çar I.Nikola tarafından Gürcistan’dan kovulan bir grup İtalyan beraberlerinde getirdikleri Meryem tablosunu bu kilisenin mihrabına asmışlardır. Ortodoks Rumlarının yapımını engellemeye çalıştıkları bu kilise Trabzon’da ibadet edilen tek kilisedir.


Santa Kiliseler Topluluğu

Trabzon’un doğusunda, çam ormanlarının çevrelediği Santa, eski çağlarda önemli bir yerleşim alanı olmasına rağmen buradan söz eden kaynakların yetersiz oluşu hayret vericidir. Buraya ulaşım Maçka-Sumela veya Asun-Yanbolu deresini izleyen Sincan-Mesahor yolundan sağlanabilmektedir.

Trabzon’a uzaklığı 60–70 km. olan Santa’da yerleşimin ilk defa ne zaman başladığı kesinlik kazanamamıştır. Orta Çağda bir Rum sığınağı olduğu sanılan yörede XVII.-XVIII. yüzyıllarda büyük nüfuz artışı olmuştur. XIX. yüzyılda Santa büyük bir gelişim göstermiş, Rodopolis Başpiskoposunun yardımıyla 1863’te burada bir okul açılmıştır. Bunu biri kız öğrencilere ait olmak üzere yedi okul daha izlemiştir. Öte yandan bölgede, Zurnacil, Piştofli, İşhanlı, Binatlı, Çingallı, Goballi, Terzili gibi yerlere dağılmış, irili ufaklı bir takım kiliseler vardır. Terzili’de St.Sheodor, Binatlı’da İlyas Peygamber, İşhanlı’da St.Kiryaki, Piştoflu’da St.Christopher, Çokallı’da Çakallı Kilisesi ile Çingalı’da St.Konstantinos ve St.Petros kiliseleri bunların belli başlılarıdır. Büyük bir olasılıkla 1860–1870 yıllarında yapılan bu kiliselerin hemen hepsi üç apsidli, üç nefli bazilika plânında olup, üst örtülerde beşik tonoz sistemleri uygulanmıştır. Bunlar pencere çerçeveleri, kabartma haçlı kapıları ve çan kuleleri ile ilginç görünümlere sahiptirler.


Panaghia Chrysokephaios Virgin (Altın Başlı Meryem) Kilisesi (Merkez)
(Fatih Cami-Orta Hisar Cami)

Trabzon’un baş kilisesi olarak nitelenen bu yapı Ortahisar Mahallesi’nde, bugünkü Zağnos ve Tabakhane köprüleri arasında kalan kısımda, şehri batıdan doğuya doğru kesen ana cadde üzerindeki meydandadır.

Büyük bir olasılıkla Roma İmparatoru Konstantin’in (MS.325–364) yeğeni Hannibalianos tarafından Roma dönemine ait bir mabedin bulunduğu yere yaptırılmıştır. Komnenosların katedrali olarak nitelenen ve Hz. Meryem’e ithaf edilen kiliseye buradaki bir ikonanın halesi altın olduğundan altın başlı ismi yakıştırılmıştır. XVII. yüzyıla gelinceye kadar Trabzon’la ilgili kaynaklarda bu kiliseden söz edilmemiştir.

Kiliseye ilk kez Evliya Çelebi değinmiştir:

“Eskiden Orta Hisar’da gayet mez’un bir kilise varmış. Bu kilise daha sonra Hin-i Fetih’te Fatih hazretleri tarafından camiye tahvil edilmiştir. Deruni-nur ile mal-malîdır. Mihrap ve minberi ilk zamanda yapılmış olup, şark tarafına muttasıl Hünkâr Mahfili vardır. Ahşap kısımları servi, ceviz, şimşir levhalardan inşâ edilmiştir. Caminin rânâ bir minaresi olup, taşra hareminde dört tarafta medrese yerleri vardır. İşte bu cami ile kaledeki yeni camiden başka sair camiler hariç sur da vaki olmuşlardır ki, bunlar Trabzon’un garp tarafına düşerler. Garp tarafında dört cami vardır. Şark tarafındaki rabıtasında ise iki cami vardır”.

Fallmerayer; “Altın Başlı Panaghia Kilisesi ve Manastırı bugün ise Trabzon’un yüksek kubbeli baş camii, esasından hiçbir şey kaybetmedi. Yalnız ince, uzun ve mütenasip minare Bizans yapısı küt çan kulesinin yerini aldı” demiştir. Kilise mozaik ve freskolarla süslenmiş olduğundan ve bazı bakımlardan İstanbul Ayasofya’sı ile benzerlik gösterdiğinden söz eden Ch.Texier, “Şehrin ortasında yer alan bir camidir. Daha önce Komnenoslar zamanında yapılmış kilise idi ve bu halinden hiçbir şey kaybetmemiştir. Narteks ve eksonarteksler başka bir de portikosu bulunmaktadır” demiş, M.Marengo ise 1877’de restorasyon yapılırken bazı kitabelerin var olduğunu, freskoların, duvar ve taban mozaiklerinin Hıristiyan ziyaretçiler tarafından hatıra olarak toplandığını sözlerine eklemiştir. Ancak bu kilise bilimsel olarak ilk kez 1895’te G.Millet tarafınca incelenmiştir. Araştırmacı, planının XI.-XII. Yüzyıl Bizans mimarisinde uygulanan planların benzeri olduğuna işaret ederek kilisenin İstanbul ve Selanik kiliseleri ile yakınlığını doğrulamıştır.

Günümüze oldukça iyi durumda gelebilen bu yapının zaman zaman değişikliğe uğradığı açıkça görülebilmektedir. Bununla birlikte, ilk yapılışında tonozlu bazilika olduğu, sonradan buna kubbe eklendiği ve haç kollarının da beşik tonozlu bir üst örtüye sahip olduğu görülmektedir. Doğu-batı doğrultusunda, bütünüyle taştan 36.60x17.00 ölçüsündeki yapı dikdörtgen planlı olup, apsid dışarıya taşmıştır. XIII.-XIV. Yüzyılda yapıldığı sanılan dış narteks batı cephesinde boydan boya uzanmaktadır. Üç kemerli bir girişle içerisine girilen iç narteksin kilisenin ilk yapısına ait olduğu sanılmaktadır. Beşik tonozlu beş bölümden meydana gelen iç narteksden ahşap bir kapı ile ibadet mekânına geçilmektedir. Kapalı Yunan haçı planının tipik bir örneği olan bu mekân 24.00x15.50 m. Yüksekliğinde olup, 6.90 m. çapındadır. Kubbenin dışında kalan, bema ve haçın kollarının üzerinde tonoz örtü sistemi uygulanmıştır. İki basamakla bemadan ayrılan orijinal absid içten yarım yuvarlak, dıştan beş köşelidir.

Genellikle sade bir görünümü olan yapının orjinalinde çok zengin bir bezemeyeyle süslendiği sanılmaktadır. İçerisinin döşeme mozaikleri ile kaplı olduğu sanılırsa da üzerleri tahta ile kaplanmıştır. Bugün yalnızca güneyde pencerelere yakın bir yerde geometrik motiflerden oluşan bir bezeme dikkati çekmektedir. Burada altıgenler, beyaz-gri damarlı merdivenlerin arasında sarı, yeşil, porfir kırmızısı, beyaz damarlı mermer üçgenler görülmektedir.

Trabzon’un fethinden sonra camiye çevrilirken bazı ilaveler yapılmış, üst katın bina ile olan bağlantısı tamamen kesilmiştir. Bugün girişin hemen sağında yükselen ince, zarif minarenin güzel bir taş işçiliği vardır. Kuzey kapısının içerisinde ve iki yanda bulunan çıkmaları çevreleyen ahşap kısımlar, absid ile haçın kollarının üst kısmında dolaşan galeri, Türk devrinde yapılmıştır. Mihrap beyaz ve kırmızı yumuşak taşlardan yapılmış olup, stalaktitlerle sonuçlandırılmıştır. Ne yazık ki bu mihrap yağlı boya ile boyandığından özelliğini yitirmiştir. Ceviz ağacından, geometrik bezemeli, kündekâri (geçme) tekniğindeki ahşap minber Türk ağaç işçiliğinin en güzel örnekleri arasındadır. Üzerindeki h.1215 (1800–1801) ve h.1219 (1804–1806) tarihleri büyük olasılıkla minberin başlama ve bitim tarihleridir. Kuzey kapısının içerisinde sülüs yazılı, renkli 120 adet Esma-i Hüsna, Ayet-el Kürsü yazılarının sonunda Trabzon’un fethedildiği h.867 (1462) tarihine yer verilmiştir. Bunların yanı sıra doğu yönündeki kapı üzerinde de talik yazılı iki yazıttan sol taraftaki h.1253 (1837) tarihlidir. Bu yazıtta Trabzon Valisi Osman Paşa tarafından bu kapının açıldığı yazılıdır. Diğer taraftaki h.873 (1488–1489) tarihli yazıt ise Trabzon Livası Ali Bey’in kadının huzurunda yapının vakfiyesini açtığını belirtmektedir.

Yapının içerisinde bulunan ve sonradan kütüphane olarak kullanılan absid yan hücreleri üzerindeki h.1258 (1842) tarihli yazıtla Trabzon Valisi Hazinedarzade Abdullah Paşa’nın kardeşi Ahmet Muhtar Bey’in yaptırdığı belirtilmiştir. Kuzey cephesine bitişik yapının medrese olduğu söylenmişse de bu durum kesinlik kazanamamıştır.

Kaynaklar, kilisenin absid yönünde küçük bir yapıdan söz etmektedir. Yerinde bir şadırvan bulunan bu yapıdan günümüze hiçbir iz gelememiştir. Araştırmacılar bu yapının bir mezar anıtı olabileceği noktasında birleşmektedirler. G.Millet “bu yapının dört alçak sütundan meydana gelen, yaprak ve haç bezemeli başlıkları olan mezar anıtı” olduğuna değinmiştir. Uspenski ve bu mezar anıtının altında, daha da eski tarihlerde yağma edilmiş İmparator III.Aleksios’un mezarı olduğunu ileri sürmüştür. Trabzon’un Türk döneminde buraya efsanevi bir Türk kahramanının gömüldüğü söylenmiştir.

Fatih efsanesine göre; Osmanlı ordusu Trabzon’u kuşattığı sırada İmparator Davit kaleyi bir şartla teslim edeceğine söz vermiştir. Buna göre atılacak 40 gülleden biri şehri koruyan zincirleri kopardığı takdirde, şehir teslim olacaktır. Atışlar başlar, 39. gülle de ateşlenir, ancak, hiçbiri zincirleri koparmaya yetmez. Bunun üzerine Hünkâr son güllenin emri olmadan atılmamasını ister.

Fatih Sultan Mehmet, kendisine güvenen varsa gelsin top başına der. Bu arada, sonuncu gülle de boşa giderse, atanın başının kesileceğini de sözlerine ekler. Hiç kimse topu ateşlemeye cesaret edemez. Birden topun ateşlendiği görülür. Herkes şaşırır, Hünkâr topu kimin ateşlediğini sorar, sonunda genç bir yeniçeriyi huzuruna getirirler. Yeniçeriye topçu olup olmadığını sorarlar, hayır cevabını alınca da başını vururlar. Tam bu sırada bir gürültü kopar ve zincirin koptuğu öğrenilir. Ancak iş işten geçmiş Hoşoğlan isimli yeniçerinin başı kesilmiştir. Bunun üzerine Ortahisar’da Fatih Camisi ismi verilen kilisenin yanına padişahın emri ile gömülür. Uzun yıllar burası Trabzonluların ziyaretgâhı olup, mezarın üzerine de bir top güllesi asılır.


St.Michael Kilisesi (Akçaabat Orta Mahalle Kilisesi) (Akçaabat)

Trabzon Akçaabat İlçesi, Orta Mahalle semtinde yer alan bu kilisenin Komnenoslar zamanında yapıldığı sanılmaktadır. Selina Ballance’nin belirttiğine göre; Komnenos Manuel, Selçuklu ordusunu 30 Ağustos 1332’de yenmiş ve bu zaferi kutlamak amacıyla bu kiliseyi yaptırmıştır. Kilise Rumlar tarafından 1846 yılında onarılmıştır. Bu kilise ilk defa Hamilton tarafından tanıtılmıştır.

Dikdörtgen plânlı, tek nefli olan yapı, kesme ve moloz taştan yapılmış, duvarlar kemerlerle takviye edilmiştir. İbadet mekânının üzeri tonozlarla örtülmüş olup, abside yakın bölümde pandantiflerin taşıdığı yüksek kasnaklı bir kubbe vardır. Apsid içten yarım dıştan köşeli planlıdır. Son Bizans döneminin özgün mimarisi duvar işlemelerinde kendisini göstermektedir.

Kilisenin döşemesi Bizans üslubunda mozaiklerle kaplanmıştır. Ancak bunlar zamanla harap olmuş ve pek az parça günümüze gelebilmiştir.

Kiliseye XIX. yüzyılda bir bölüm daha eklenmiş ve bunun sonucunda uzunluğu daha da genişlemiştir. Bu eklemeler de yapının mimarisinde değişiklikler ortaya koymuştur. Kilise son zamanlarda ev olarak kullanılmış, üzerine beton çatı yapılmış, yerli yersiz yerlere pencereler açılarak giriş değiştirilmiştir.


Hagios Michael Kilisesi (Akçaabat)

Trabzon ili Akçaabat ilçesi, Orta Mahalle Semtinde Hagios Michael Kilisesi’nin doğusunda bulunan bu kilise aynı ismi taşıdığı kilise ile birlikte yapılmıştır. Geç dönemlerde onarılan bu kilise günümüzde depo olarak kullanılmaktadır.

Kilise moloz taştan tek nefli, dikdörtgen planlı olarak yapılmıştır. Pencere kenarlarında apsiste tuğlaya yer verilmiştir. Kilisenin güney cephesinden iki girişi olup, bunların üzerindeki tuğla bezemeler bütün yapıyı çepeçevre kuşatmaktadır. Kilisenin üzeri beşik bir tonozla örtülmüştür. Apsisin yanındaki duvarın üzerinde Deisis sahnesine ait olduğu sanılan fresk izleri görülmektedir.

Günümüzde bu yapı evler arasında sıkışıp kalmıştır.


Anayurt Köyü Kilisesi (Camisi) (Maçka)

Trabzon ili Maçka ilçesi, Anayurt Köyü’nde bulunan bu yapının ne zaman ve kimin tarafından yapıldığını belirten bir kitabe günümüze gelememiştir.

Günümüzde cami olarak kullanılan bu kilise düzgün kesme taştan dikdörtgen planlı, bazilika tipinde üç nefli olarak yapılmıştır. Naos içerisinde birbirlerine kemerlerle bağlanmış dört sütunla nefleri meydana getirmiştir. Yapının üzeri kırma çatı ile örtülmüştür.

Kilise camiye çevrildikten sonra batı yönündeki girişi kapatılmış, güneydoğu köşesine de tek şerefeli bir minare eklenmiştir.


Gürgenağaç Köyü Kilisesi (Camisi) (Maçka)

Trabzon ili Maçka ilçesi, Gürgenağaç Köyü’nde bulunan bu kilisenin ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Yapı üslubundan XIX. yüzyılda yapıldığı anlaşılmaktadır.

Kilise düzgün kesme taştan, dikdörtgen planlı, bazilika düzeninde yapılmıştır. Naos sütunlarla üç nefe ayrılmıştır. Üzeri değişik zamanlarda farklı şekillerde örtülmüştür. Tonoz örtülü üst örtünün bir bölümüne kubbe yapılmıştır. Camiye dönüştürüldükten sonra batı yönündeki kapısı örülmüş, kuzeybatıda yeni bir giriş açılmıştır. İç mekân sıvanmış olduğundan freskleri hakkında bir bilgi bulunmamaktadır.


Oğulağaç Köyü Kilisesi (Camisi) (Maçka)

Trabzon ili Maçka ilçesi Şahinkaya Beldesi’ne bağlı Oğulağaç Köyü’nde bulunan bu kilise 1867 yılında yaptırılmıştır.

Kilise eğimli bir arazide, kesme taştan, dikdörtgen olarak yapılmış bazilika planlıdır. Üzeri kırma çatı ile örtülmüştür. Camiye çevrildikten sonra giriş kapısı ve apsiste değişiklikler yapılmıştır. Bununla beraber orijinal apsisi üç kademesi görülmektedir. İç mekân camiye dönüştürüldükten sonra barok üslupta bezemelerle süslenmiştir.


Yazlık Köyü Kilisesi (Küçük Livera Camisi) (Maçka)

Trabzon ili Maçka ilçesi Yazlık Köyü’nde bulunan bu kilise 1862 yılında yapılmıştır. Kitabe yeri boş olmasına rağmen yapım tarihi kaynaklardan öğrenilmiştir.

Kilise düzgün kesme taştan üç nefli bazilika plan düzenindedir. Nefler dört sütunla birbirlerinden ayrılmış, bunların üzerine de kubbe oturtulmuştur. Orta nefin dışında kalan iki yan nef beşik tonozla örtülmüştür. Camiye çevrildikten sonra apsis önü örülmüş ve yan tarafına yeni bir mihrap yapılmıştır. İç kısmında da bazı düzenlemeler yapılmıştır.


Altındere Köyü Kilisesi (Maçka)

Trabzon ili Maçka ilçesi Altındere Köyü’nde meyilli bir arazi üzerinde bulunan kilise 1876 yılında yapılmıştır.

Kesme taştan, dikdörtgen planlı, bazilika tipindeki kilisenin iç mekânı dört sütunla üç nefe ayrılmıştır. Bunlardan orta nef, yan neflerden daha geniş olup, üzerleri içten beşik tonoz, dıştan kırma çatı ile örtülmüştür. İç mekâna kuzey ve batı yönündeki kesme taş söveli kapılardan girilmektedir. Kapıların üzerinde kabartma olarak işlenmiş vazolardan çıkan üzüm dalları ile bezeli süslemeler vardır.

Kilise bir süre cami olarak kullanılmış bu nedenle de içerisi badanalanmıştır. Ancak bu badananın altındaki izlerden, kilisenin fresklerle bezeli olduğu anlaşılmaktadır. Özellikle apsiste Hz. İsa, Hz. Meryem ve Çocuk İsa fresklerinin izleri görülmektedir.


Bağışlı Köyü Kilisesi (Maçka)

Trabzon ili Maçka ilçesine 18 km. uzaklıktaki Bağışlı Köyü’nde bulunan bu kilisenin ne zaman yaptırıldığı bilinmemektedir. Günümüze yalnızca beden duvarları ile ana apsisi gelebilmiştir.

Kalıntılarından anlaşıldığına göre kuzey yönünde sivri kemerli bir girişi bulunmaktadır. Bazilika planındaki kilisenin üzeri beşik tonozla örtülü idi.


Verizana (Coşandere Köyü) Kilisesi (Maçka)

Trabzon ili Maçka ilçesi Coşandere Köyü’nde bulunan kilisenin ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Günümüze harap durumdadır. Kalıntılarından kilisenin dikdörtgen planlı, bazilika plan tipinde, üç apsis ve üç nefli olduğu anlaşılmaktadır.


Çamlıdüz Köyü Kilisesi (Maçka)

Trabzon ili Maçka ilçesi Çamlıdüz Köyü’nde bir kaya kütlesi üzerinde, çevreye hakim bir konumda yapılmış olan kilisenin yapım tarihi bilinmemektedir. Bunu belirten herhangi bir kitabe günümüze gelememiştir.

Kesme taştan, dikdörtgen planlı bazilika tipindeki kilisenin kuzey ve güney yönünde birer giriş kapısı bulunmaktadır. Üst örtüyü duvara gömülü payelerin desteklediği içten beşik tonoz, dıştan da kırma bir çatı oluşturmaktadır. Apsis yarım yuvarlak planlı olup, üzerinde bir mazgal pencere bulunmaktadır.


Aşağı Temelli Köyü Kilisesi (Maçka)

Trabzon ili Maçka ilçesi Esiroğlu Beldesi, Aşağı Temelli Köyü’nde bulunan bu kilisenin kesin yapım tarihi bilinmemektedir. Yapı üslubundan XIX. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.

Kilise kesme taştan dikdörtgen planlı olup, ibadet mekânını dört taş paye üzerine oturan merkezi bir kubbe örtmektedir. Bunun dışında kalan alanlar tonozla örtülüdür. Kilisenin girişi kuzey yönünde olup, apsisi doğu yönündedir. Ancak bir süre camiye çevrilen kilisenin güneyindeki mihrabı yıkılmıştır.


Mintantoz (Ocaklı Köyü) Kilisesi (Maçka)

Trabzon ili Maçka ilçesi, Ocaklı Köyü Aşağı Mahallesi’nde bulunan bu kilisenin yapım tarihi bilinmemektedir. Büyük olasılıkla XIX. yüzyılda yapılmıştır.

Kilise düzgün kesme taştan dikdörtgen planlı bazilika üslubunda yapılmıştır. İbadet mekânı üçerden altı sütun ile üç nefe ayrılmış, neflerin ortasında kasnaklı bir kubbe bulunuyordu. Bu kubbe günümüze ulaşamamıştır. Apsis üç yönlüdür. Giriş kapısının çevresinde kabartma motifler bulunmaktadır. Bunlar kanatlı ve kuyrukları ile birbirlerine dolanmış olan grifonlardır. Bu grifonların ağızları içerisindeki kartuşlara haç ve ay şekilleri işlenmiştir. Bunların üzerinde bulunan kitabelik yeri yazısızdır.



Pahaghia Tzita Kilisesi (Dirlik Cami) (Sürmene)


Trabzon’un Sürmene İlçesi’nin Dirlik Köyü’ndeki bu kilise, Metropolitan Gobrie Latrovdakis zamanında (1889–1893) yapılmıştır.

Üç nefli, üç absidli yapı Bizans bazilikaları üslubunun tipik bir örneğidir. Gri blok taşların muntazam örülmesi ile ilginç bir görünüm kazanmıştır. Dört sütunla desteklenen kubbe dışında kalan bölümler tonoz örtülüdür. Günümüzde Dirlik Köyü Camisi olarak kullanılmaktadır.

Kaynak : www.kenthaber.com
Bu Konuyu Paylaş Digg  Facebook  SlashDot  Delicious  Technorati  Twitter  Google  Yahoo


 

Hızlı yanıt'ı kullanarak çabukça ileti gönderebilir, iletilerinizde gülümseme ve bbc kullanabilirsiniz.

Kullanıcı Adı: E-Posta:
Doğrulama:
Resimde gördüğünüz harfleri giriniz
Harfleri dinle / Farklı bir resim göster
Resimde gördüğünüz harfleri giriniz:
Eylül'den sonra hangi ay gelir? (Güvenlik Sorusunu kutuya giriniz):


Son Konular

* Bizi Takip Edin

Son Mesajlar

Ynt: Her türlü yapının mimari projesi ve tarihi yapıların R&R&R projeleri çizilir Gönderen: Must
[Bugün, 03:05:30]


Rölöve Ölçümleri Ve Projelendirilmesi Gönderen: 1010Proje
[17 Kasım 2017, 13:05:13]


Ynt: Restoratör Kalemkar aranıyor Gönderen: Yağmur Restorasyon
[17 Kasım 2017, 10:51:46]


Ynt: yetiştirilmek üzere iş arıyorum Gönderen: restorator2017
[16 Kasım 2017, 20:25:22]


Mimar/ restoratör aranmaktadır/ istanbul Gönderen: mimaratay
[16 Kasım 2017, 20:08:37]


Ynt: Freelance iş arıyorum Gönderen: lügnos
[16 Kasım 2017, 16:26:36]