Geçmişin izlerini taşıyan böylesine önemli alanlarımız bir baraj projesine kurban edilir.Atatürk Barajı’nın suları altında kalan Samsat,Adıyaman Kahta İlçesi Eskitoz (Ancos) gibi...
Ne acıdır ki sular altında kalan yerler bunlarla da sınırlı değildi…
Arkeoloji tarihi açısından bir "devrim" olarak nitelendirilen ve uygarlık tarihine ilişkin birçok sırrı bünyesinde barındıran oldukça önemli bir neolitik yerleşim alanı da sular altında kalmıştı. Hem de kazılar bitirilemeden...
Urfa'nın Hilvan ilçesine bağlı olan Kantara (Argaç) köyüne bağlı Newala Çori Höyüğü...Atatürk Barajı’nın sular altında bıraktığı alan bunlarla da sınırlı değildi... Newala Çori’nin dışında da birçok höyük sular altında kalmıştı. LİDAR Höyük, HASSEK Höyük, Çavi Tarlası bunlardan sadece bir kaçıdır.
Atatürk Barajı’nın dışında Keban ve Karakaya Barajları da birçok arkeolojik sit alanını suları altında bıraktı.Elazığ ili Baskil ilçesi Bilaluşağı Köyü sınırları içinde kalan Şemsiyetepe Höyüğü, Malatya'nın İmamlı (İmamoğlu) Köyü yakınlarındaki Değirmentepe Höyüğü ve Malatya'nın Meydancık Köyü yakınlarındaki Köşkerbaba (Göç-kerbaba) Höyüğü gibi...
Bu barajların dışında GAP kapsamında yapılan diğer barajlar da birçok önemli alanı sular altında bırakmıştır. Hallan Çem’i bunlar içinde en önemlilerinden biridir...
Şimdiler de ise herkesin bildiği üzere Ilısu Barajı altında kalacak olan bir diğer tarihimiz Hasankeyf...
Ülkemizde barajlarımızın ömrü 50 yıl taş çatlasa 60 yıl...Tamam barajlara yaşamımızı sağlamak için ihtiyacımız var ama tarihimizi neden yok ederek bunu yapıyorlar hala anlamış değilim...ben taşıma yöntemiyle korumaya da sıcak bakmıyorum açıkcası ama sular altında kalmasındansa taşınmasını da yeğliyorum...kafamda .''ne kadar doğru bir yöntem acaba?''diyerek....