Restorasyon Forum

Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Restorasyon Forum - Reklam Alanı

Gönderen Konu: TARİHİ YARIMADA İÇİN YENİ KORUMA YAKLAŞIMI  (Okunma sayısı 5650 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Azat Yalçın

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 9
  • Cinsiyet: Bay
TARİHİ YARIMADA İÇİN YENİ KORUMA YAKLAŞIMI
« : 05 Eylül 2013, 15:21:29 »
Tarihi Yarımada Fatih İlçesi için yeni bir koruma metodolojisini tartışmaya açmak istiyorum:

Rekonstitüsyon
Restorasyon, Restitüsyon, Rekonstrüksiyondan farklı yeni bir yaklaşım.
Kelime anlamı olarak ''Normalleştirme ve asli fonksiyonlarını yeniden kazandırmak'' şeklinde açıklanmaktadır.
Tıp terminolojisinde kullanılan bir ifadedir.
Ancak mimari bir izahatını, bu makale ile sizlere sunuyorum.

Yorumlarınız ve eleştirileriniz, bu terminolojinin sağlıklı gelişimi için zaruridir.

Amaç: Tarihi miras alanında, modern ile tarihi mirası uyumlu hale getirmek, semenderin kol yerine boynuz çıkarmasına benzer diyorum. Tarihi miras alanında, hiç bir verisi bulunmayan parsellerde mimari yaklaşım, rekonstitüsyon projeleri sonucu ortaya çıkacak Kent Rehberi ile belirlenmelidir. Kültürümüz ve evrimsel süreçte gelinen noktayı yansıtan mimari prensiplerimiz, korunarak yaşatılması gereken bir dildir ve diller, bilgi dağarcıkları ile beraber varlıklarını sürdürürler.

Türkiye Mimarisi modern çizgileri, ancak oluşturulacak ve mahalli bazda tipolojik detayları barındıracak Rekonstitüsyon Projeleri ile belirlenebilir diyorum.



TARİHİ YARIMADA İÇİN YENİ; DÜNYA’DA BİR İLK OLUŞTURACAK HEDEF:
REKONSTİTÜSYON
Aslında Rekonstitüsyon kelimesinin anlamı, tıp literatürün de "Normal haline geri getirme. Asli fonksiyonlarını kazandırma" olarak bilinmektedir. Mimari ve şehircilik terminolojisinde, bu kelimeye en yakın anlamı "Restorasyon" kelimesi sağlamaktadır. Buna ek olarak, yapının kronolojik bir dizide geçirdiği değişimler "Restitüsyon" başlığı altında; yapıya teşbih oluşturacak tipoloji ve mevcut veriler ile yeniden ayağa kaldırmak ise "Rekonstrüksiyon" başlığı altında değerlendirilmektedir. Bu 3R (Restorasyon, Restitüsyon, Rekonstrüksiyon), tarihi eserlerin korunmasında ve yaşatılmasında, mimarinin ve şehirciliğin temel esasları
arasındadır. Ancak, Ülkemizde ve Dünya’da, tarihi mirasın korunması ve mimari dilin yaşatılması hususlarında, 3R’nin yetersiz kaldığını düşünmekteyim.
Bundan yaklaşık 150 yıl kadar önce, Victor Hugo, mimarinin bir dil, yapıtlarının ise alfabe niteliğinde olduğunu belirtmiştir. Ve bu bağlamda, dillerin "Yaşatılarak" korunabileceğine vurgu yapmıştır. Bir dilin barındırdığı en büyük zenginlik, yıllar yılı besleyerek ağaçlaştırdığı bilgi dağarcığıdır. Bu ağacı baltalamak, yüzyıllık, hatta binlerce yıllık kazanımları çöpe atmak anlamına gelir. Öyle ki, bugün arkeolojik kazılar ile bulduğumuz, tasavvur ederek canlandırdığımız mimari ve şehircilik mirasları, insanlık kazanımlarını ve bu bilimde gelinen noktayı bizlere yansıtmaktadır. Ancak, mimari mirası korumanın geçmişi 150 yıllık bir maziye dayandığından, arkeolojik buluntuların çoğu özelliğini; tasavvur ederek ve mühendislik enstrümanları ile çözümleyerek keşfetmekteyiz.


Mimarinin ve şehirciliğin evrimsel öyküsü

Mimari ve şehircilik kazanımlarına, evrimsel süreçle de bir açıklama getirmek yerinde olacaktır. Evrimsel süreç, insanın doğayla mücadelesini; barınma ve geçimini sağlama azmini kapsamaktadır. Bu süreçte ki kazanımlar, insanın her daim ihtiyaç duyacağı bir takım özelliklerdir. Mesela, Samatyalı bir kıyı balıkçısı, Marmara Lüferi için bir olta takımı yaparken, binlerce yıllık deneyimi ile İsveçli bir balıkçıdan daha farklı bir yol izler. Çünkü, avlandığı deniz zemini ve biyolojik sınıflandırmada ki alt türü teşkil edecek Marmara Lüferi, farklı bir stratejiyi gerektirmektedir. Bu bakımdan, sahip olduğu bu kazanım, onu hayatta tutabilecek en
temel bilgidir. Bu tabirde bir abartı bulunmamaktadır. Günümüz siyasetçileri bile seçim sloganlarında "Balık yemeyi değil, tutmayı öğreteceğiz" demektedirler. İnsanın, teknoloji ve donanımdan yoksun, en temel bilgi birikimi, yaşamda kalmasını sağlayacak gereksinimidir.

Peki mimarinin evrimsel süreçte ki kazanımları nelerdir? Bu kazanımların, insanlık ve gelişimi için hayati faktörleri içerdiğinden bahsedebilir miyiz?
Mimari ve şehircilik, rastlantısal bir şekilde yoluna devam etmemiştir. Temelden zirveye, önemli bilgi birikimlerini beraberinde taşımışlardır. Bu bilgi birikimleri: iklimsel koşullara, coğrafik parametrelere, oşinografik ve limnolojik kaynaklara; uyum önceliği ile gelişmişlerdir. Kuzeyin daha serin olması sebebiyle küçülen camlar, milimetrik bir ayarlamanın ürünüdür. Sibirya’da evlerinin çatıları %52 eğime sahipken, Mardin’de çatıların düz olması; evrimsel bir detayın sırlarını açıklamaktadır. Öyle ki, bu değerler, mühendisliğin detaylı ölçümlemesi arttıkça, optimize edilmekte ve halen gelişmektedir.



Mimari farklılıklar ve süreçte gelinen nokta

Ancak, insanlık bu mimari serüveni yarıda kesmiştir. Sanayi, mimariye de el atmış, "hızlı ve daha da kaliteli" fabrikasyon üretimini teşvik etmiştir. Aslında post-modernizmin, modernizme kafa tutma meselesine giriş yapmış bulunmaktayız. Seri üretim, ruhsuz, banal, herkeste, hatta Dünya’nın her yerinde aynı olan mimari detaylara tepki. Yerelleşme arzusu, endemik olanı savunma içgüdüsü; başlı başına mevzi koruma psikolojisidir. Evet! Virüs gibi yayılan bir düşman olduğu yadsınamaz gerçektir. İnsani ölçeğini yitirmiş dikdörtgen camdan devasa kafesler, birbirini dik kesen yollar, ağaçsız devasa meydanlar…vb. saymakla bitiremeyiz. İçgüdüsel olarak, bize ait olmadıklarını yeni yeni keşfetmiş bulunmaktayız. Eskiye özlem, modern ile eskiyi uyumlu hale getirme polyannacılığı; hep bu yüzden yeşermiştir.
İşte tam da bu noktada, 3R’ye alternatifimi sunuyorum: Rekonstitüsyon. Mimari ve şehircilikte, bu terminolojinin anlamı nasıl karşılanmalıdır?

Tarihi Yarımada için bir örnekle bunu açıklamak yerinde olacaktır. X Parselinde ki bina ile alakalı elimizde hiçbir veri olmasın. Bu parsel ile alakalı; gravür, fotoğraf, Pervititch Haritası, Goad Haritası…vb. materyallerden elimizde hiçbir görsel bulunmamaktadır. Yakın parseller de, aynı deformasyonu yaşamış ve tarihsel özelliklerini yitirmiş olsun. Öncelikle, mahalli bazda tipolojik bir çalışma ortaya koymalıyız. Tarihi Yarımada, bu bağlamda birçok tipolojiye sahip
bir yerleşmedir. Birbirine yakın alanların bile tipolojileri farklılık gösterir. Şöyle ki, Koca Mustafa Paşa’da tespit edeceğiniz tipolojik detaylar ile, Yedikule’de ki ve Samatya’da ki tipolojik detaylar birbirinden farklılık gösterecektir. Oysa bu mahalleler, birbiri ile sınır oluşturur ve 1 km²’lik bir alana bile tekabül etmemektedir.



X Parseline teşbih oluşturabilecek yakın parsellerin tipolojisi


Böylesine yoğun bir tekstür, detaylarında da birçok farklılığı beraberinde getirir. Genel boyutları (gabari, cephe eni, çıkma mesafesi, çatı eğimi…vb.) aynı olan bu tarihi mirasların; pencereleri ve kapıları, saçak pervazları, inşaat teknikleri ve malzemeleri, gülbezekleri ve kornişleri gibi ince detayları birbirinden farklılık gösterir. Dar bir alanda (sokak veya sokak birleşimleri: meydancıklar, mahalleler) bu farklılıklar kümeleşerek o alana özgün tipolojik karakteri ortaya koyar. Bu kümeleme tekniği, X Parselinde ki binanın yeniden şekillendirilmesi için bize yol haritası olacaktır. Sadece bu parselin değil, kaybolup gitmiş yakın parsellerinin de şekillenmesine imkan sağlayacaktır. Ayrıca, mahalli bazda yitirilen tipolojik veriler; yakın mahalleler arası kesişim noktalarında ki metamorfoz süreçlerinin analizleri ile yeniden kazanılabilir.



Rekonstitüsyon Projesi ile kazanılmış bir eser

Rekonstitüsyon, yani normal haline tekrar kazandırma, asli fonksiyonları geri verme neden önemlidir? Şöyle ki, bu toprakların yetiştirdiği ustalar ve mimari detaylar, daha önce de açıkladığımız üzere endemik-evrimsel kazanımlarımızdır. Bugün, kazanımlarımız olmayan ve coğrafyamız ile örtüşmeyen betonarme "Komodinlerde" hayatımızı idame ettiriyoruz. Sadece geceleri yatmak için kullandığımız, gündüzleri boş olan yatak odalarımız var artık. Silivri’den Fatih’e kadar herkes aynı pimapen pencereyi kullanıyor. Ailemi ve yaşam biçimimi temsil edecek bir kapı yerine, komşularımı bir çelik yığını karşılıyor. Tüm bunlara paralel olarak, fabrikasyon çıkan bu ürünler sebebiyle, istihdam dibe vurmuş, tüketim gözü dönmüşçesine
artmıştır. Dünya, şu an 12 ayda yenilerken doğal kaynaklarını, insanoğlu 8 ayda bunu tüketmektedir. Her yıl bu süre daha da kısalmaktadır. Bariz bir şekilde, çekirgeleşmiş bir varlık olarak, yok olmaya doğru gidiyoruz. Bazılarımız da, bu Dünya’dan kaçarak, Mars’a yerleşmeyi çözüm olarak keşfetmiş.
Samatya’da, kaybolan bir mimari mirasın penceresinin boyutları rastlantısal olarak belirlenmemiştir. Kullanılan bir keserin sapının boyu, bu ölçülerin ortaya çıkmasında etkin rol oynamıştır. Ayrıca, keser gibi insani boyutta olan bir aletin ortaya çıkardığı insani ölçü, iklimsel olarak da, insanın doğayla verdiği savaşın geldiği en son noktayı temsil etmektedir. Cumbalar güneşe açılanmış ve pencereleri daha büyük tutulmuşken, açılanan bölgenin altındaki pencereler daha küçük kalmıştır. Bu pencerelere sahip mekanlar, kış aylarında kullanılacak oturma odasına denk düşmüştür.
Sonuç olarak, tüm bunlar, yüzyılların verdiği bir deneyimin sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Ve bu ölçülendirme, mimari tipoloji, şehirciliğin izleri; bizim kültürümüzün bir yansıması olarak şekillenmiştir. Globalizmin dayattığı fabrikasyon mimari, Tarihi Yarımada için düşünülmemelidir. Türkiye’nin, sahip olduğu kimliğine uygun modern mimarlık çizgisi, bu detayların belirlenmesi ile ortaya çıkarılacak Kent Rehberi ile mümkün olacaktır. Benim şahsi düşüncem ve temel hedefim budur. Modern ile uyumlu tarihi miras diyerek, kol yerine boynuz çıkarmış semender düşünmüyorum…


Saygılar...

Azat Yalçın

Kentsel Koruma ve Yenileme Uzm.
Peyzaj Y.Mimarı

Makalenin telif hakki Azat Yalcin'a aittir
İzinsiz kopyalanamaz ve çoğaltılamaz.

 

* Bizi Takip Edin

Son Mesajlar

Restorasyon Projelerinde Görevlendirilmek Üzere Şantiye Şefi Arıyoruz Gönderen: TAKSİM YAPI
[Bugün, 14:46:46]


RESTORASYON İŞLERİNDE HAKEDİŞ SORUMLUSU ARANIYOR Gönderen: TAKSİM YAPI
[Bugün, 14:33:21]


FREELANCE 3R PROJE Gönderen: dilara_genc_
[Dün, 14:38:08]


ESKİ ESER İÇİN MİMAR VEYA RESTORATÖR İŞ İLANI Gönderen: MAKBULE ALKAN
[20 Haziran 2026, 13:55:44]


RESTORATÖR İŞ İLANI Gönderen: MAKBULE ALKAN
[20 Haziran 2026, 13:50:23]


Mimar İş İlanı Gönderen: archoz-
[16 Haziran 2026, 23:11:52]

SimplePortal 2.3.7 © 2008-2026, SimplePortal