Merhaba

Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. Aktivasyon epostanız mı yok?

Gönderen Konu: Süleymaniye Bölgesinin Tarihi:  (Okunma sayısı 9473 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

rosemoon

  • Restorasyon Forum
  • ***
  • İleti: 233
  • Cinsiyet: Bayan
Süleymaniye Bölgesinin Tarihi:
« : 08 Temmuz 2009, 20:41:19 »
Süleymaniye Bölgesinin Tarihi:

Süleymaniye Bölgesinin tarihsel gelişimine kısaca bir baktığımızda pek çok önemli döneme imzasını attığını görüyoruz. Bu gelişim içinde Roma, Bizans, Osmanlı İmparatorluklarını ve daha sonra Türkiye Cumhuriyeti dönemi ve sonrası ana başlıklar içinde sıaralayabiliriz. Süleymaniye Bölgesinin sahip olduğu tarih, Roma dönemine kadar uzanmaktadır. 364-378 yılları arasında Roma İmparatoru Valens, bölgede büyük bir su kemeri (Boğazdan Su Kemeri), pek çok hamam, sarnıç, büyükçe bir nymphaion yaptırmıştır. Daha sonraki 379-395 yılları arasında Theodosius I, Mese Caddesi yani bugünkü Divanyolu boyunca yeni bir forum açtırdı. Forum Tauri olarak bilinen forum Comstantinus I’in forumunun yaklaşık 700-800 metre batısında kalmaktadır. Bugünkü Süleymaniye ve Beyazıt bölgelerini kapsayan alanlar; Theodosius II döneminde bir topoğrafya belgesi olan Notitia Urbis Constantinopolitancae’de Constantinus surları içinde olan on iki bölgeden altıncı Forum Theodosi veya Forum Tauri’dir. Roma döneminde açılmış olan ana arterler boyunca devam eden meydanlar Bizans şehirlerinde de büyük önemlerini sürdürmüşler ve güçlendirmişlerdir.



Bizans İmparatorluğu döneminde de şehrin anıtsal aksı, esas itibariyle Beyazıt’tan sonra Marmara sahiline paralel olarak yine Roma Dönemindeki bu büyük forumlar dizisinden geçmekteydi.
Osmanlı Döneminde ele aldığımızda, işlevsel olarak Bizans ve Roma dönemlerindeki yer seçim kurallarına uygun olarak yapılmışsa da dönemler arasında farklar göze çarpmaktadır. Osmanlı Döneminde toplanma yeri olarak forumların yerini camiler ve külliyeler almıştır. Bunların yanında  okullar, hamamlar, saraylar yine eski dönemlerdeki yerlerine inşa edilmiştir.
Süleymaniye Bölgesinde 1453 yılında İstanbul’un alınmasıyla ve onu izleyen yıllar içinde tarihi önem taşıyan pek çok yapı inşa edilmiştir. İlk olarak 1454 yılında Saray-ı Atik, daha önce de Bizans Döneminde Capitole Botanyat Sarayı’nın yer aldığı alan üzerine Forum Tauri’nin kuzeyinde inşa edilmiştir.
Yaklaşık 1477 ile 1535 yılları arasında Süleymaniye Bölgesindeki konut yerleşiminde çok büyük artışlar olmuş, hane sayısı 5-6 kat artış göstermiş. Bu nüfus artışıyla beraber pek çok olgu ortaya çıkmıştır. Bunların başında konut guruplaşması ve
mahalleleşmenin ortaya çıkışıdır. Mahalleler, İstanbul’un dini çekirdeği olan cami, kilise veya sinegog yapıların etrafında gelişen organik yerleşme alanları halini almıştır.
Bu dönemlerde yapılan külliyeler, genelde geometrik akslar çerçevesinde planlanmıştır ve bununla birlikte şehrin dokusunda da değişiklikler meydana gelmiştir.
Külliyeler, cami esas olmak üzere çevresinde çeşitli sosyal görevi olan binaların düzenlenmesi şekliyle meydana gelmiş binalar kompleksidir. Ve bu nedenledir ki külliyeler Osmanlı şehirciliğinin temelini oluşturduğu gibi kendi çevrelerinde yer alan sokakların ve mahallelerin oluşum şemasını tayin etmiştir.
Buna en iyi örnek o yüzyıllara ait olan Kanuni Sultan Süleyman’ın eri üzerine yapılan Süleymaniye Külliyesidir.(1550-1557) Külliye şehrin genel görüntüsü ve genel yapısı içinde önemli bir yere oturtulmuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nun en büyük devrinin simgesi sayılan Süleymaniye Külliyesi, çevresindeki dokuyu değiştirmiş, konut yoğunlaşmasını arttırarak Haliç’e doğru yönelen yeni bir doku ve siluet ortaya çıkarmıştır. 16.yüzyılın sonlarına doğru bölgedeki doku değişimi kendini tamamen göstermiştir. Külliye etrafında oluşan ahşap konutların oluşturduğu daracık sokakların arasında daha küçük camiler, medreseler, sivil yapılarda zaman içinde mimariye kazandırılmıştır.( Kirazlı Mescit Camii, Vefa Kilise Camii, Ekmekçi Ahmet Paşa Medresesi, Yoğurtcuoğlu Medresesi, Ayşe Kadın Hamamı, Atıf Efendi Kütüphanesi vb.)
Süleymaniye Bölgesinin şehirsel erleşmedeki biçimi ve nedenleri çok açıktır. İlk belirleyici öğe bölgenin ağırlıkla dinsel nitelik taşımasıdır. Buna bağlı olarak da kültür ortamı kendini göstermiştir. Her yerleşme biriminde hazire ve çeşmesi, camisi ve mescidi, okul, kitaplık, hamam, tekke ve hatta tekkeleri ile bir sosyal-kültürel komşuluk ve katılım, güven sorumluluk alışverişi ile karşılıklı ilişkiyi ortaya koymaktadır. Büyük ve önemli kültür merkezlerinin, sultan yada ona yakın kişilerce kurulan ve vakfedilen külliyelerin hemen yakınlarındaki yerleşmelerde bu katılım ve onu simgeleyen bu yapılar yer almaktadır. Büyük camilerin hemen yakınlarında küçük mescitlerin bulunması bunu çok güzel açıklamaktadır. Bu nedenle, toplumsal yapının biçimlenmesi, nüfus dağılımını, örgütsel ve idari strüktürünü büyük tesisler olan külliyeler ile değil, daha küçük olan camiler, mescitler ve onlarla bütünleşen yapılarla açıklamak mümkündür.
Süleymaniye Bölgesi, 16. ve 17. yüzyıllarda gelişme çizgisini sürdürmüş, fakat 17.yüzyılda bölge büyük ölçüde doku değişimlerine uğramıştır.

Bu doku değişimlerinin ana sebebi yangınlardır. Nüfusun artması ve yapı yoğunlaşması sonucunda İstanbul’un ahşap konut mimarisi büyük tehlikeye girmiş ve 17. yüzyıl içinde büyük yangınlara sebep olmuştur. Fakat Osmanlı yönetiminin bu zaman içindeki yangınları hiçbir tarihçi tarafından net olarak kayda alınmamıştır. İlk yangın 1659 yılında meydana gelmiş, Süleymaniye Bölgesi içinde etkisini gösterip, bölgenin en önemli yapısı olan Süleymaniye camisinin etrafını sarmış minreleri yanmış ve bununla birlikte çevredeki ahşap konutlar büyük boyutta hasar görmüştür. 1687 yılındaki büyük yangında ise Eski Saray tamamen yanmış ve büyük bir can kaybı olmuştur. Bunu takiben 1718 yılında Unkapanı’ndan başlayan yangın Çınardibine kadar uzanmış, 1792’deki yangında ise pek çok ekabir konağı yanmış ve can kaybı olmuştur. Bütün bu yangınlardan sonra Süleymaniye ve mahallelerinin hasar görmesi sebebi ile islahat-ı Turuk komisyonu kurulmuş ve önlem olarak da yollar mevzi olarak düznlenmiştir. İlk olarak Süleymaniye’nin güneydoğusundaki Divanyolu 19 metre genişletilmiş ve yol trafiğe uygun olarak düzenlenmiştir.
Süleymaniye bölgesiyle ilgili olarak ilk sigorta planı 1872’de hazırlanmıştır. Bunu devamı olarak ikinci plan 1904’de hazırlanmış fakat Süleymaniye bölgesinin kuzey kısmı ve bazı bölgeler bu planda yer almamıştır.
Bu yangınlar sonucunda; Ahşap çabuk yanıcı bir malzeme olduğu için binaların yapı malzemesi değiştirilmiş ve pek çok yapı kargire çevrilmiştir, pek çok cadde ve sokak genişletilmiştir, Sigorta planları hazırlanmıştır.
19.yüzyıl başlarında Süleymaniye bölgesine baktığımızda, bölgede sosyo-ekonomik, kültürel ve fiziksel pek çok değişim görmekteyiz. Buna neden olan padişahlık yönetiminin üst kademelerindeki kurumların ve kişilerin yerleşim alanı olması gösterilebilir. Bu dönem içinde Şeyhülislam, yani imparatorluk sistemin uygulayıcısı olarak adlandırılan bu kurum Süleymaniye bölgesine yerleştirilmiştir. Bu dönemin en büyük özelliği de klasik Osmanlı şehirlerinin yönetimin İslam Dininin ve  siyasetin üzerine kurulu olmasıdır.
Süleymaniye bölgesi 19.yüzyılın ikinci yarısına kadar özellikle topoğrafik konumuna uygun gelişimini sürdürmüştür.
Fakat bu gelişme içinde yangınlar ve depremler sonucunda bölgenin sokak dokusu ve konutlar sürekli değişmiştir. Yollar farklı bir düzenlemeyle ele alınmıştır, fakat ana arterler ve anıtlar değişmeden kalmıştır. 1855 yılında İntizam-ı Şehir komisyonu kurulmuş ve bu komisyona göre bölgede, tezyin, tanzif, tvessu ve tenvir-i usülu ebniye(düzenleme, yol genişletilmesi, sokak aydınlatması ve imar durumu) düzenlemeleri yapılmıştır.
Yine 19.yüzyılda Süleymaniye bölgesinde zanaat ve ticaret alanlarında köklü değişiklikler olmuştur. Bölgeye bin sekiz yüzlü yılların başında bazı ticari fonksiyonlar olarak, kağıtçılar, eskiciler, kahveciler, bakırcılar ve diğer zanaat alanları getirilmiştir. Buna ek olarak da 20.yüzyılda bölgeye kalaycılar, kazancılar, değirmenciler, kovacılar, demirciler, mangalcılar ve bunun gibi pek çok ticari dükkan eklenmiştir. Süleymaniye bölgesine getirilen bu fonksiyonlar sonucunda bölge büyük bir canlılık kazanmış bu canlılığa bağlı olarak da artan nüfusla birlikte konut alanları gelişmiş ve ekonomik olarak da artış olmuştur.
Ticaret merkezinin yavaşça bölgeyi sarmasıyla birlikte Eminönü-Sirkeci, Haliç başta olmak üzere kıyı bölgelerinde nakliyat amacıyla iskeleler yapılmış ve limanlar arttırılmıştır. 19.yüzyıl ortalarında batıdan etkileşim nedeniyle özellikle anıtsal mimaride değişimler gözlenmiş ve en önemli yapı grupları olan külliyeler yerine kışlalar, saraylar, okullar, yönetim binaları yaptırılmıştır. Bununla birlikte Süleymaniye bölgesinin güneyinde yer alan Vezneciler ve Direklerarası şehrin en büyük görkemli eğlence merkezi olmuş ve bölge odak noktası haline gelmiştir.
Kısaca 19.yüzyıl başlarına kadar Süleymaniye bölgesine baktığımızda kültür seviyesinin ve ekonomik düzeyin yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Bunun sonucunda da bölgede elit bir yaşamın hakim olduğunu gözleyebiliriz. Bölgedeki doku, bahçe içinde yer alan,büyük ve gösterişli konaklardan oluşmaktaydı. Binaların başta ahşap olduğu zamanla kagir malzeme kullanılmış ve geçmiş tarihle bağlantılı gelişmiştir.
20.yüzyılın başlarına gelindiğinde bölgedeki standart düşmüş, rejim değişikliği nedeniyle bu bölgede yaşayan brokrat kadronun saygın kişileri konakları terk etmek zorunda kalmış ve bölge değişmeye başlamıştır. Bu bölgedeki değişimin diğer bir nedeni ise işlevsel niteliklidir.
Bölgedeki baş gösteren ticaretin şekil değiştirmesiyle ve hızla imalatın bölgeye hakim olmasıyla nufus artışı olmuş, büyük konaklar yerlerini bitişik nizamlı sıra evlere ve köşklere bırakmıştır. Ve bunu izleyen zaman için de apartmanlaşma sürecine girilmiş, mevcut olan iki üç katlı ahşap konaklar yerini beş-altı katlı binalara bırakmış ve bu binalarda zaman içinde fonksiyon olarak atölye, imalathane olarak değişim göstermiş ve tabi ki bölgedeki binaları çevreleyen bahçeler ortadan kalkmıştır.
Cumhuriyet döneminde, Süleymaniye bölgesinin Haliç’le bağlantılı olması ve Eminönü ile iç içe olup etki alanına girmesi nedeniyle özellikle kuzey kesiminde başta küçük imalatçılar ve daha sonrada sanayi tesisleri kurulmuştur. Bu sanayi tesisleri pek çok dokuma fabrikası, oksijen ve kapsül fabrikaları içerdiği 1934 yılına ait Pervitich Haritaları ‘nda görünmektedir.
Bu durum bölgenin çöküş nedenleri arasında önemli ir yer tutar.
Bu dönem içinde aile yapısındaki değişiklikler ve mimariye etkili olmuş, kuşakların bir arada yaşadığı konaklar ve köşkler yavaş yavaş fonksiyonlarını yitirmeye başlamış ve sonuçta çekirdek aileye hizmet verebilecek mimari anlayış gelişmiştir. Bunun yanında sosyo-ekonomik, kültürel değişim nedeniyle binalar bakımsızlığa itilmiş ve terk edilmiştir. Bu dönemdeki en çarpıcı farklılaşma şehir anlayışının bölgeyi terk etmesi, kırsal kesimin ekonomik nedenler dolayısıyla bölgeye göç etmesidir.
Özellikle Kirazlı Mescit Sokağı oldukça önemli konakları,konakların sahip olduğu büyük bahçeleri, onlara açılan bahçe kapıları ve kapıların yer aldığı yüksek duvarlarıyla önemini günümüze taşımıştır. Bu önemli aks üzerindeki konutların çoğunluğu ahşap, bahçeli ve ayrık nizamdır. Bir grup konut ise sıra ev şeklinde yer alır. Sıra evler daha çok Yoğurtçuoğlu caddesi, Ayşe Kadın sokak üzerinde yer alır. Yapılar ahşap olup birkaç yapı da kargir olarak yapılmıştır. Bitişik nizamlı evlerin hemen hepsinin arka cephelerinin baktığı bahçeler bulunur ve girişler hep önemli olmuştur. Parsellerin cephe genişliklerinin dar olması ise bitişik nizamlı dar cepheli konutları ortaya çıkarmıştır. Ayrıca köşe parsellerde yer alan konaklar bölgede en önemli özelliklere sahiptir. Cephe karakterleri, süslemeleri, iç bezemeleri, furuşları ile pek çok özelliklerini yansıtmaktadır.
Eminönü’nün de Fatih döneminde on bir mahalle görülmektedir. Bölgedeki en eski yapı Tahtakale Hamamı’dır. Balık pazarı arkasındaki bu hamam tahminen liman işçilerine ve eski saray inşaatında çalışanlarına hizmet veriyordu.Bölgenin en eski mescitleri Timurtaş ve Arpacılar Mescididir. Daha sonraki yıllarda yapılmış olan Rüstem Paşa Camii zengin bezemeli çinileriyle ün salmıştır.
17.yy ortalarında ise meydana asıl kimliğini veren Yeni Camii külliyesi yapılır. Bölgede eskiden beri yaşamakta olan Yahudilerin evleri istimlak edilerek yapılmış olan Külliye, Hünkar Kasrı ile de dikkat çekicidir. Yine Eminönü ile özdeşleşmiş olan Mısır Çarşısı, eskiden ilaç satan dükkanların yerine baharat satmak amacıyla Turhan Sultan tarafından yaptırılmıştır.Osmanlı döneminde de Haliç’in güney kıyısı boyunca uzanan semtler ticaretle uğraşırdı. Malların türüne göre farklı farklı yerde indirilen yük bölgenin içlerine nakledilirdi. Yeme içmeyle ilgili olan erzak Gümrük ile Unkapanı arasında bölgeye, odun ve kereste Odunkapı iskelesine iniyordu. Bu nedenle Eminönü’nden Beyazıt’a Kapalıçarşı’ya kadar uzanan bölge hanlarla dolu bir ticaret merkeziydi. Bunlardan en önemlileri Balkapanı Hanı, Çukur Han, Papazoğlu Han, Yeni Han gibi.
19.yy Eminönü için yeni bir dönemdir. Artık İstanbul ile Galata arasında ulaşımı sağlayan peremeler(kayık) yerine yeni yapılan Galata Köprüsü, görüntüyü, ticareti,  sosyal ilişkileri yeniden düzenleyecektir. İstanbul’un ekonomik ve sosyal hayatı Sirkeci-Unkapanı-Beyazıt arasında kalan bölgeden, köprü kanalı ile Galata-Beşiktaş hattına kaymıştır.
Eminönü, Cumhuriyet’in onuncu yılından itibaren büyük bir değişim daha yaşar. Vali ve Belediye Reisi Lütfi Kırdar zamanında Yeni Cami etrafındaki yapılar kaldırılarak bir meydan oluşturulur. Aynı şekilde Mısır Çarşısı ve çevresi arındırılarak restore edilir. Ancak tüm bu işlemler yapılırken çoğu tarihi eser de ne yazık ki yok olmuştur. (Balık pazarı, Haseki Sultan Hamamı  gibi) Daha yakın tarihlerdeki (1989) Haliç düzenleme projesi ise bu hat üzerinde (Eminönü-Unkapanı kıyısı) kalan diğer değerlerin de yok olmasıyla sonuçlanır. Eminönü, tarihi liman kimliğinden uzaklaşarak bir trafik meydanı, bir karmaşanın hüküm sürdüğü, geceleri ise yalnızlaşan bir kent parçasına dönüşür.
Cumhuriyet ilk yıllarında Fatih’le birlikte İstanbul’un Merkez ilçesi durumundaki Eminönü, 1928’de ikiye bölünerek ayrı bir ilçe olmuştur.
1955 lere kadar az miktar olsada artma eğilimi olan nufus, bu tarihten sonra konut bölgesinin(iş alanlarının baskısıyla) terk edilmesi sonucunda giderek azalma sürecine girer.
 1990’da Eminönü ilçesinin nüfusu 83,444 olarak tespit edilmiştir. Bugünkü Eminönü 5km2 lik bir alana yayılmış durumdadır. Belli başlı mahalleleri şunlardır. Beyazıd, Cankurtaran, Molla Fenani, Süleymaniye, Sultan Ahmet, Tahtakale, Hacı Kadın, Hobyar, Saraçhane gibi.. Bakımlı mahalleleri Eminönü’ nün çok az bir bölümünü (%7) oluşturur. Tarihi yapıların çok büyük bir kısmı bakımsızdır. Konutlar bu durumdan en fazla etkilenmiş yapılar  olmuştur.

« Son Düzenleme: 24 Kasım 2010, 19:28:49 Gönderen: istanbuL »
...Bektüre Tasarım ve Danışmanlık...

Hiç hata yapmayan insan hiçbir şey yapmayan insandır,
Ve en büyük hata; kendini hatasız sanmaktır.

kavanozcgr
  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 1
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Süleymaniye Bölgesinin Tarihi:
« Yanıtla #1 : 24 Kasım 2010, 15:32:01 »
Güzel, faydalı bir yazı olmuş, acaba kaynakçasını görmemiz mümkün müdür?