Restorasyon Forum

Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Restorasyon Forum - Reklam Alanı

Gönderen Konu: Anadolu'ya Göç Öncesi Türk Resim Sanatı  (Okunma sayısı 5259 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

RestorasyonForum

  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 741
Anadolu'ya Göç Öncesi Türk Resim Sanatı
« : 03 Haziran 2009, 03:04:36 »
ÖNSÖZ

Türk Resim Sanatı Tarihi adı altında yazılmış bu araştırma, Türk resminin başlangıcında bugüne kadar olan tarihi evreleri hakkında genel bir fikir vermek amacını taşımaktadır. Bu tarihi evreler, toplumların sosyal ve siyasi değişimlerin paralelinde anlatılmıştır. Bunula beraber bu araştırma, Türk resim sanatının en önemli eserleri ve bu eserlerin sanatçıları hakkında bilgi vermektedir.
            
       Türk Resim Sanatı hakkında yapılmış bu araştırmanın en büyük eksikliği, incelenen eserler hakkında yeterince görsellerin bulunmamasıdır. Bunun en büyük nedeni, bu konuda çok az sayıda kaynağın yazılmış, yazılanların ise yeterli düzeyde görsel içermemiş olmasıdır. Özellikle bu görselleri içeren kaynakların, okulumuzun değil de diğer üniversitelerin kütüphanelirinde bulunmasının da etkisi oldu. Çünkü  bu kütüphaneler, kendi okul-ları dışındaki öğrencilerin bu kaynakları kullanmalarına maalesef izin vermemektedir.
            
       Bu araştırmaya bizlere atalarımızdan kalan, birçoğu unutulmaya yüz tutmuş, bü-yük sanat dallarını ve eserlerini tanıtmaya çalıştım. Bazı eksikliklerin hoşgörü ile karşıla-nacağını umuyorum.


1.GİRİŞ


         İnsanoğlu yazmadan önce çizmeye ve boyamaya başlamıştır. Mağralarda ve dıştaki kaya yüzeyleri üzerinde bulunan boyalı resimler ve çizgiler, insanın binlerce yıl önce fikirlerini nasıl ifade ettiğini bize açıkça anlatıyor. İnsan var oladuğu sürece resim yapma tutkusu onunla birlikte var olucaktır. Resim iki boyutlu bir yüzey, yani bağzen bir kağıt, bir duvar yüzeyi veya bir tuval üzerinde oluşur. Resimde renk ve çizgi kandi başlarına yada birlikte kullanılarak temel ifade unsurları meydana getirirler. Hangi çağa, hangi üsluba ait olursa olsun, resimde temel unsurlar daima çizgi ve renge dayanır. Bazı resim üsluplarında çizgi, bazılarında da renk egemendir. Örneğin, resmin eski çağlarında çizginin oynadığı başrol hemen göze çarpar. Buna karşılık 9.yy Avrupası’nda renk resme egemen olacak bir noktaya gelmiştir.
          
       Kültür, toplumların tarihi süreç içinde bitirdikleri maddi ve manevi ürünlerin ortamında oluşur. Tarihsel birikimin bilinçlendirilmesi ve günümüz yaşantısına katılmasıyla kültürel ortam yoğunlaşmaktadır. Resim sanatı, bir toplumun en önemli kültür unsurlarından biridir.
            
       Türkler tarih boyunca birçok ülkede hakimiyetlerini sürdürmüştür. Bu dönemde icra edilen resimler yetirince araştırılmamış ve bu alanı inceleyen yeterli düzeyde eser ortaya konmamıştır. Bunun neticisinde, Türk resim sanatına ait birçok sanat dalı unutulmaya yüz tutmuştur.  


2.ANADOLU’YA GÖÇ ÖNCESİ TÜRK RESİM SANATI

        M.S. 9.yy’den itibaren Türk hükümdarlarının Orta ve Yakındoğu bölgelerinde, Irak, Mısır, Afganistan, İran, Hindistan gibi ülkelerde egemen duruma geçmeleri, Türk resim sanatına ait özelliklerin bu çevrelerde etkin olmasın sağlamıştır. Bütün bu ülkelerin resim sanatında, önemli bir tür niteliğinden de söz edilebilir. Ama İslam öncesi Orta Asya resim kaynakları Çin, Hint ve İran etkisiyle karışmış olduğu için resim sanatında etkin olabilen karakteristik Türk özelliklerinin belirgin bir şekilde açıklanması ve saf Türk öğesinin ortaya çıkarılması gerekir. Maalesef bu yeterince yapılamamıştır. Ancak buna rağmen, bazı eserlerde Türk niteliğini kavrma imkanı vardır.
            
       İç Asya’dan Anadolu’ya uzanan kültür ortamlarında resim sanatında İran, Selçuklu döneminden sonra, duvar resminin Batıya geçmesine engel olarak görünmektedir. Çünkü Orta Asya’da ve sonra Gazne dönemi sanatında büyük duvar resminin varlığını görüyoruz. Bu resim, Türklerin Doğu Türkistan’da katıldıkları Maniheist ve Budist kültür alanlarının da yabancı olmadıkları, büyük boyutlu gerçek bir duvar resmi geleniğidir. İnsan figürünün Orta Asya Türkleri arasında pek de yadsınmadığı, 18. yüzyıla kadar Türkmenistan’daki mezar taşlarında görülen insan figürlerinden anaşılmaktadır. Aynı gelenek dahabatıda, Anadolu’da görülmemektedir. Her ne kadar İslam’da kesin bir resim yasağının olmadığını kanıtlayan minyatür uygulaması varsa da İslam ülkelerinin kültür alanı içine girildiğinde, figüratif büyük boyutlu resmin gelişmesini ve kullanılmasını engelleyen bir tutumun varlığıda yadsınamaz.
          
        İnsanın çevresini iki boyutlu olarak ifade etmesinin adı resim olduğuna göre, minyatür de bir resim sanatıdır. Fakat İslamda bu sanat aynı zamanda bir kitap sanatıdır. Başkabir deyişle bağımsız büyük bir sanat değil, bağımlı bir sanattır. İslam tarihinde minyatürcü, yani nakkaş, kitap sanatçıları içinde, kesinlikle yazar ve hattatdan sonra, kitabı süsleyen müzehhipten de önce gelirdi. Bu hiyerarşi içinde kitabın yazarı ve katibi bilinir; fakat minyatürünü yapan daha az bilinir, çoğu kez de bilinmezdi.
              
3. ANADOLU SELÇUKLULARI

     İslam sanatı çerçevesi içinde kalarak figürlü duvar resmini gelüştirmemiş olan Anadolu-Türk sanatı, bir kitap süsleme sanatı olan minyatürü ve mimari yüzeyleri iki boyutlu ve renkli olarak kaplama sanatı olan çiniciliği büyük sanat düzeyine ulaştırmıştır. Çini, minyatür ve hat, bizim sanatımızda, başka kültürlerin resim sanatının yerini tutmuşlardır. Sırlı pişmiş duvar kaplamalarının bu önemi kazandığı İslam ülkeleri, Türkistan, İran ve Türkiye’dir. Ve dünya sanatı tarihinde bu gelişme, bu ölçüde, sadece bu ülkeler özgüdür

3.1. Çini Sanatı

       Pişmiş toprak yapı malzemesinin, yani genellikle tuğlanın yüzünü dekoratif, belki de koruyucu nedenlerle sırlamak Mezopotamya’da Sümer uygarlığına dayanan eski bir tekniktir. Babil’de büyük duvar yüzeyleri sırlı tuğla ile kaplanıyordu. Abbasiler çağında bu teknik yeniden canlanmış ve özellikle 12. yüzyıldan sonra, Türklerin hakim oldukları bölgelerde büyük gelişme göstermiştir.        
      Çini yapımı ve çiniyi mimari malzeme olarak kullanma Anadolu’ya İran’dan gelmiştir. 13. yüzyılda sırlı pişmiş toprak malzeme ile yapılan her çeşit dekorasyon büyük bir gelişme gösteriyor. Bu dekorasyonun bazen yapının bütün duvarlarını kapladığını ve onda mozaikle kaplı Bizans yapıları gibi ağırlığından uzaklaşmış bir renk atmosferi yarattığını görüyoruz. Konya’da Karatay Medresesi’nin ve Tokat’ta Gök Medrese’nin kalan dekorasyonları bu konuda eksik de olsa bir fikir veriyor. Özellikle 1251 tarihli Karatay Medresesi, çini ve mozaik çini karışık dekorasyonu, kabartma tekniğindeki çinileri, zengin renk sıkalası ile en iyi korunmuş örneklerinden biridir.
      13. yüzyıl Selçuklu mimarisinde, özellikle medreselerin   dekorasyonunda, mozaik çini  kullanılmıştır. Bu gelişmenin ilk aşamasını Azerbaycan’da yapmış olan bu teknik, Anadolu’da İran’dan daha erken bir gelişme göstermişe benzemektedir. Sivas’ta 1218 tarihli Keykavus Şifaiyesi, bu süsleme tekniklerinin en güzel örneklerinden birirdir.

3.2. Minyatür Sanatı        

      Minyatür İran’la beraber Anadolu Selçuklularının resim sanatında geçerli olan etki kaynaklarından biri de Bizans’tır. Bizans resim kaynakları da Selçuklu resim sanatında yeterince etkinlik gösterebilmiştir. 1271 yılında Konya Aksaray’ında Nasrettin Sivasi tarafından kaleme alınmış olan bir yazma eser, Bizans etkilerini taşıyan minyatürleri kapsar. Bu minyatürlerdeki çok başlı melek fifürleri, Hint resim sanatından da etkilenmiş olabilir; ama eserin bütününde cinler, periler gibi müneccimlik ve mistik masal temalarını ele alan resimler, Anadolu-Bizans geleneğine birçok şey borçludur. Sonuç olarak, İran etkilerinin güçlü olduğu Selçuk resim sanatının örneklerinde bile gerek süsleyici, gerekse düzen anlayışında Bizans etkilerini sezmek imkanı vardır. Sonuç olarak sanat üsluplarının yerleşmesi için uzun süreler gereklidir; oysa o çağ, buna imkan vermiyordu. Bununla beraber bugün Orta Anadolu’suna baktığımız zaman, sanat ürünlerinde bulunan ortak bir öz vardır. Buna 9. yüzyıldan itibaren İslam kültür ortamında bir araya gelen sayısız geleneğin Anadolu’ya yansıması olarak düşünebiliriz.

4.OSMANLI İMPARATORLUĞU

4.1.Minyatür Sanatı


        osmanlı çağı resmini daha iyi değerlendirebilmek için, onun hangi amaçla ve hangi çerçeve içinde meydana geldiğini hatırlamak faydalı olur. Batılıların minyatür dedikleri İslam rengi, bağımsız bir sanat olarak değil, kitap süslemek amacıyla ortaya çıkmıştır. Kitap, matbaanın icadına kadar lüks bir eşyadı; matbaanın 18. Yüzyılda girdiği Osmanlı-Türk kültürü ortamında da saray çevresiyle ulemanın, yani okuma yazma bilen sınıfın kullandığı lüks bir tüketim eşyası olmuştur
Bu Foruma yaptığınız ilk ziyaretiniz ise, Forumumuzda bilgi alışverişinde bulunabilmeniz için öncelikle Kayıt olmalısınız. Üye olmayanlar Forumumuzda. Konu açamaz, Eklenti indiremez. Forumumuzu tam anlamıyla kullanmak için Üye olabilirsiniz..

 

* Bizi Takip Edin

SimplePortal 2.3.7 © 2008-2024, SimplePortal