Merhaba

Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. Aktivasyon epostanız mı yok?

Gönderen Konu: Kısa Bir Halı Tarihi Yazmak  (Okunma sayısı 5101 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

RestorasyonForum

  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 727
Kısa Bir Halı Tarihi Yazmak
« : 01 Haziran 2009, 17:05:05 »
Kısa Bir Halı Tarihi Yazmak

HAMDİ ÜNAL’DA ESTETİK BİR YARATININ KONUSU OLAN HALI


Günümüzde gerçek bir sanat yaratısı haline dönüşmüş olan halının tarihi binlerce yıl öncenin çadır yaşantısına kadar gider. Göçebe kavimler arasında doğup, gelişmiş olan halı sanat kültürü, daha sonra yerleşik medeniyetler tarafından da benimsenmiştir. Bilinen ilk halı parçaları Orta Asya’da Pazırık’ta, eski bir mezarda bulunmuştur. Günümüzden ikibin beş yüz yıl öncesine ait olan bu halı parçaları uzun tüylü olup, üst desenleri zamanın yıpratıcılığına dayanamayarak yok olup gitmiştir. Halı yapımcılığı bize, atalardan kalma bir sanat ve kültür kimliği olarak yansımıştır. Tarihin derinliklerinde, Orta Asya kültüründe ortaya çıkan ve dünyaya yayılan halı estetiği, hem fonksiyonel ve hem de estetik olması dolayısıyla ayrıca öneme ve değere sahiptir.

Halı sanatı 11.Yüzyıldan başlayarak özellikle Büyük Selçuklu Türkleri’yle birlikte Batı Asya’ya ve İran’a gelmiştir; ama ne yazık ki o dönemden bizlere hiçbir eser kalmamıştır. Ama Anadolu Selçuklu döneminde yapılan halılardan müzelerimizde eserler mevcuttur. Arap istilaları ve Haçlı Seferleri yoluyla halı sanatı Avrupa’ya geçmiştir. Avrupalılar, Anadolu tezgahlarına siparişler vermişlerdir. 14. Yüzyılda Avrupalı ressamların yaptığı bazı tablolarda bu sipariş halılar dikkati çekecek şekilde yer almıştır.

Türk halıları içinde özellikle Bergama halısı, Uşak halısı, Gördes, Hereke, Kula ve Ladik halısı çok önemlidir. Ayrıca Anadolu Yörük halıları veya aşiret halıları denen geometrik motiflerle ve yıldız motifleriyle süslü halılar da vardır. İran halıları, Kafkas halıları, Buhara, Kaşgar, Semerkant halıları da kendilerine özgü motifleri ve bordürleriyle tanınırlar.

Bir halı binlerce düğüm gerçekliğiyle varlık kazanır. Düğümler bir zincir haline üst üste sıralanarak desenler meydana getirirler. Halının genellikle pamuklu olan zemini bir dokuma tezgahına dikine gerilmiş ve birbirine paralel çözgü ipleriyle, enine geçirilmiş atkı iplerinden oluşur. Çözgü iplerinin çevresine düğümlenen iplik parçaları halının yüzünü, yani havlı yanını meydana getirir; bu iplikler çoğu zaman yün, bazen de daha değerli halılarda ipektir. Düğüm biçimleri bölgelere göre değişir; en önemlisi Gördes veya Türk düğümleridir, sonra Senneh veya İran düğümleri gelir.

Halı bitmeyen ve yaşayan bir kültürdür; bir sanatsal değere, kültürel imgeye ve coğrafyaya sahiptir. Olabildiğince bize has kimliğe oturan halı sanatı, kendine özgü dinamik yapısı ve bütünlüğüyle günümüzde, özellikle sanat boyutunda ancak bazı seçkin sanatçılar eliyle geleceğe taşınmaya çalışılmaktadır. İşte o seçkin sanatçılardan biri de; halıyı adeta bir pentür kimliği boyutuyla ele almış olan ve büyük geçmiş kültürel birikimi, zenginliği ve çeşitliliğiyle yenilikçi bir tutum dahilinde işlemiş bulunan Prof. Hamdi Ünal’dır.


HALIYA ÖZGÜN BİR KİMLİK VE ESTETİK DERİNLİK KATMAK

Hamdi Ünal’ın halı estetiği geçmiş bütün kültürel birikimler üzerine oturur; bu birikimler salt bir yansıtma aracı olarak görülmez; ele alınan kültürel doku, biçime konu olan uygarlık formatı; halının dinamik strüktüründe yeniden, bir biçim ve anlam katsayısı yaratmak için işlenir. Teknik hesabını bilimsel bir disiplin doğrultusunda ve estetik yaratma boyutunda kullanan Hamdi Ünal süreç içinde geliştirdiği düzen formatında, referanslarla çoğaltılmış, yeni açılım imkanları sağlanmış görsel yapılar kurmuştur.

Onun geliştirdiği yapılar bir boyutuyla halıdır halı olmasına; çünkü bir halıda olması gereken bütün entsruma-anlara, imkanlara, teknik ve estetik düzey ve düzleme sahiptir; ama onun ötesinde bir kimliğe, kültürel derinliğe ve bir sanatçı yaratıcılığına da sahiptir. O otantik halı formunun kendi yapı elamanlarını kendine özgü görsel boyutta formatlayarak kendi disiplinine uygun modeli kurarken de; yine Göktürk ve Likya motiflerini halı konsepti içinde değerlendirirken de hep; hem klasik olana ve gerçekliğe bağlı kalmakta, hem de görsel gerçekliği kültürel ve uygarlık formatı bütünlüğü içinden çıkararak yeniye doğru imgesel çerçeve içine girebilecek çoğaltmalar noktasına taşıyabilmektedir. Bu noktada kendi üslup bütünlüğüne ermiş bir tablo ressamını çağrıştırmaktadır bize Hamdi Ünal. Durmaksızın arayan ve kültürel coğrafyada gezinirken görsel ve düşünsel değerler devşiren ve yeniye açık tutumunu da sürekli kılma gayreti içinde olan bir sanatçı profili çizer.

Çivi yazısı tabletlerden, Sultanahmet Meydanı’nındaki Tutmosis’in Hiyerapolis’inden getirilmiş Dikilitaş’ına kadar uzanan tarihsel gerçeklikler, uygarlık kalıtı eserler bağlamında da sanatçı; gerçekliği hem simgesel ve hem de reel düzlemde yeniden, özgün format ve ifade boyutu olan ‘halı’ içinde kurgulamak ister. Halı böylelikle yaşamsal kültür ayracı olması boyutunun ötesinde sanatsal biricikliğini kuşanır, tablo eseri hüviyetine bürünür.

Işık gölge imkanlarının bir tablo ressamı duyarlılığıyla kullanıldığı çalışmalarından, klasik halı motif geleneğine sadık kalınarak çoğaltılan ve yorumlanan halı-espas, halı-perspektif, halı-mekan, halı-ışık, gölge tercihlerine ve değerlerine kadar uzanan yoğunluk ve dolulukta; bir postmodern gerçekliğin özgün bir malzeme duyarlılığı ve yaratı imkanlarıyla nasıl bir araya getirildiğini gözlemleriz. Hayret edilecek çeşitlilik ve zenginlik içinde sanatçı; klasik, modern ve postmodern açılımı ayrıcalıklı bir tutum dahilinde bir arada kullanır. Halı kendi gerçek bağlamından taşınarak bir sanatçı elinde yaratı düzlemi yüksek üretim modeline dönüşür.

Gerçeğe, kültüre, düşünsel ve görsel olana bağlılık; bu bağlılığı yaratım kimliği olarak algılama derinliği ve zenginliği; ortaya birbirinden özgün görsel imge coğrafyası çıkarmıştır. Halı olarak kendini deşifre eden bu imge coğrafyası insanoğlunun binlerce yıllık kültürü üzerine de oturarak, bize has bir gelenek kimliğine de bürünür. Bu çeşitlilik, yaratıcılık ve yoğunluk; bu coğrafyanın ne kadar zengin ve yüksek ayar bir kültür hazinesine de sahip olduğunu Hamdi Ünal estetiğiyle bir kez daha göstermiş olur.

Sonuç olarak Hamdi Ünal binlerce düğümle, kendine özgü ifade çeşitliliği ve zenginliğiyle ortaya gerçek birer sanat eseri koyuyor. Kendi üslup bütünlüğünü oluşturmuş bir sanatçının halı konsepti içinde, onun teknik, estetik malzemesini de kullanarak kendi yaratıcılığını çeşitlendirmesi, ifade etmesi ve yaratıcı gücünü kanıtlaması; giderek bu yaratıcı dinamizmini bütün bir kültür birikiminden alarak yorumlaması çok önemli bir özellik olarak beliriyor. Bu halı konseptinde ifade edilmiş sanat eserlerinin gerek Türkiye’de gerekse de dünyada, bu anlam ve boyutta tek olduklarını da bilmek gerekiyor..


Alıntıdır
Makale-Ümit Gezgin
Bu Foruma yaptığınız ilk ziyaretiniz ise, Forumumuzda bilgi alışverişinde bulunabilmeniz için öncelikle Kayıt olmalısınız. Üye olmayanlar Forumumuzda. Konu açamaz, Eklenti indiremez. Forumumuzu tam anlamıyla kullanmak için Üye olabilirsiniz..